Canım Cuma Canlı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=tr6UZELYe9E.
… Hadi bakalım. Yayındaymışız.
Yine ondan başladı benim her derde deva prodüktörüm. Ondan ve normalde beşten başlıyoruz. Beş, dört, üç, iki… Biz ondan başlıyoruz. Ve de uzun sürüyor. Ama o da işin keyfi. Hoş geldiniz canım Cuma Canlı programına. Hoş geldiniz. Bütün hafta bitti. Rahatladık artık. Tamam. Konular kapandı. Hafta sonu geliyor. Herkes şimdi planlar yapıyor. Aa ne yapacağız diye, falan filan diye.
En önemlisi bugün nedir, biliyorsunuz değil mi? Muhteşem Cuma. Muhteşem Cuma değil mi? Evet, Muhteşem Cuma. Yani Black Friday. Anglos Akson dünyasının Black Friday ise bizimki Muhteşem Cuma. Biz de Muhteşem Cuma geleneğine uyduk. Her yerde zam varken, benzin de, un da, şurada, burada zam varken biz nereye gittik? İndirime. Doğrudur. Nelerin indirimi? Bardaklarımızın indirimi. Shopyard’an alabilirsiniz. Bu bardakları dörtlü set olarak, ikili set olarak ve tek set olarak, tek bardak olarak alabilirsiniz. Alın çünkü yüzde 30 indirimle satıyoruz. Bu bardaklar çok güzel… Bir tanesin işte Abdülhamid’i. Sen Abdülhamid’i savundun yazıyor. Bir tanesin de babamın lafı.
Demokrasi dünyanın en narin çiçeğidir o ik… Ups kırıyorduk. Üçüncüsü Sensin Dönek. Bu bunlarla gidiyor. Bu bizim Muhteşem Sol. Ve de sonuncusu her zaman, e Klassiko, 32. Gül logolu bardak alabilirsiniz. Dördünü bir anda alabilirsiniz. İkisi de her şeri gruptan. Ama unutmayın, yüzde 30 indirimli. Patron çıldırdı. Her şeyi satıyor artık. Her şeyi satmıyorum, merak etmeyin. Şimdi güzel bir hafta geçirdik. Ürkütücü bir hafta geçirdik. Dolar olsun, sağlığımız olsun. Ama bitti. Anlaşılan ekonomi olarak biraz sakinleştik. Ama şu belli. Yeni bir şey deniyoruz. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi. Veyahut Cumhurbaşkanımız bunu söylemiyor.
Onun yanındaki turizm bakanı, bakan yardımcısını söylemiyor. Yeni bir şey deniyor. Bu yeni bir şey de şu. Yani oturacak, evet, doların inişi çıkışı, yükselişi artık önemli değil. Biz faizleri indirmek için uğraşacağız. Faizleri indirecek, indirecek, indirecek ve de inşallah da enflasyon düşecek.
10 ekonomiste sorarsanız 9 buçuğu bu olmayacak diye fikir beyan edecek. Diğer 0.5’i de deneyelim bari, yapacak bir şey yok diyor. O da bizim şeyimiz kısmetimiz. Yapacak bir şeyimiz yok. Biraz. Neden bahsediyorum?
Hah, yarın kanalımda çok sevdiğim abim Barış Soydan’la bir röportaj yaptım. Barış Soydan kimdir diye sorarsınız. Barış Soydan çok iyi bir ekonomist. T24’te yazıyor ve de kendi YouTube kanala da var. Mutlaka o kanalada gitmenizi de önceden. Linkini bu videonun altında da bulabilirsiniz. Ama yarın uzun bir program, uzun bir röportaj yaptım ondan. Ona basit sorular sordum çünkü basit cevap istiyorum.
Ekonomistlerin bir türlü bazıları çok basitleştiriyor olayı ki bence o kadar yeter bize. Ama gelin görün istiyorsan. Verebilir miyiz bir teaser Barış Soydan’la ilgili, Barış abiyle ilgili deniz? İktidarın faiz lobisi derken kimi kastediyor diye soracak olursan, iki şey kastediyor bizim iktidarımız veya iktidara yakın yazarlar çizerler. Bir bankalar kastediliyor. Bir de Londra’da bir takım karanlık insanlar var. Onlar faiz lobisi. Yani faizden para kazanıyorlar. İyi güzel ama. Yani Londra’daki insanlar, bir kere dünya kapitalizmi. Siz hani serbest piyasa kapitalizminden yana olan parti sizsiniz. İktidar Partisi’ni kastediyorum.
Yıllardan bu yana serbest piyasa, serbest piyasa diye başımızın etini yediniz. E yurt dışından da siz borçlandınız. Yani siz iktidara geldiğinizde 2002 yılında Türkiye’nin dış borcu 140 milyar dolardı. Bugün 450 milyar dolar. 300 milyar doları siz borç aldınız. Hani ben almadım ki. Yani onun yolunu siz yaptınız. Belki kimden aldınız? E Londra’daki o faiz lobisleriniz o adamlardan aldınız. Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi. Bu sene mesela borçlandı. Yani dış borçlanmaya çıktı. Yine aynı bankalar. Yani sizin tefeci dediğiniz adamlarla, dan siz danışmanlık alıyorsunuz. Yani Londra’ya gidiyorsunuz. Diyorsunuz ki o insanlara Morgan Stanley’i. Ben böyle böyle böyle yapacağım. Ben gelecek yıl böyle olacak. Ben borç alacağım. Benim tahvilimi sat. Londra’daki insanlara sat. E o da aracılık yapıyor.
Yani o Londra’daki tefecilerin bizim mahalle arasındaki emlakçıdan yani aracılık yapan emlakçıdan çok farklı bir şey yok. Çok fazla bir işlevi yok. Kapitalizm böyle işliyor. Güzel bir röportajdı. Kafanızdaki o basit soruları buradan, cevaplarını buradan bulabileceksiniz. Onu size şey yapabilirim. Şimdi biraz. Haftada round up’ı değil bu esas.
Haftada yani standart bir cuma programı. Ben sevim bu canlı yayınları çok seviyorum. Niye? Çünkü bir çenem düşük. Sabaha kadar yayın yapabilirim. Öyle bir özelliğin var benim. Ve de sizde böyle biraz daha böyle bir şey oluyorum. Yakınlaşma hissediyorum böyle her seferinde. Canlı olunca. Ve de tabii ki acayip bir adrenalin de var. Tabii ki onu da hoşuma gidiyor. Şimdi yeni bir korona virüsün yeni bir varyantı çıktı.
Bu güney Afrika’dan çıktı. Nu diyecekler muhtemelen yeni bir varyantın ismini. Nu. Ama şimdiki ismi B1.1.529. Diyorlar ki bu bir evvel ki delta olsun. Yok alfa varyantından çok daha ürkütücü bir korona virüs varyantı diyorlar.
Çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hatta bazı güney Afrika uçuşları bile yani İngiltere’den güney Afrika’ya, güney Afrika’dan İngiltere’ye gelen bazı uçuşlar da iptal edildi. Siz de dikkat edin. Hatta İsrail’de bile şimdi onun o varyanttan çıktı. Çok daha hızlı yayıldığını düşünüyorlar. Hastaları çok daha fazla hasta ettiğini düşünüyorlar.
Yani bildiğiniz anlaşılan şu bu varyantlar gittikçe hafiflemiyor. Gittikçe şey yapıyor. Bizim rakamlarımız da böyle büyük bir başarı hikayesi yazılacak kadar. Pardon. Başarı hikayesi dedik de yazmıştık değil mi? Başarı hikayesi kitabı. Covid ile nasıl mücadele ettik diye. O kitaptan alamadım. Alacaktım ben o kitaptan. Ama galiba dağıttılar ve herkes bir yere koydu. Anlatabildim ya. Öyle bir kitap dolaşıyordu çünkü. Cumhurbaşkanlığı iletişim ofisinden. Koronavirüs’te savaşımız diye. Hiçbir şey kazanmadık savaş. Devam ediyor. Hala devam ediyor. Neyse ona bir ol. Gittikçe bu haberler yoğunlaşacak. Gelecek hafta Covid ile ilgili bu yeni varyant ile ilgili bir sürü haber daha gelecek. Size garanti verebilirim. Hatırlarsanız bir profesör vardı. Züleyl Atalay Lachin adında.
Özelde neydi? Niye hatırlayacaksınız diyeceksiniz? Çünkü Aksaray Üniversitesi’nde profesör olarak görev başladı. Ondan sonra bu haberi de şey çıkarttı. Nevşim Meng’i ortaya çıkarttı. Gazetecilik yaparak. Gazetecilik. Gazetecilik var ya. Araştırıyorsunuz, sonra şeyini alıyorsunuz. Haberini yapıyorsunuz. Sonra kade ediyorsunuz. Bu haber doğru mu? Böyle mi diye. Gazetecilik yaparak yaptı.
Ondan sonra… Şimdi gün… O sırada sokovuldu tabi ki. Ama şöyle bir açıklamalar da yaptı. Ben bunun hesabını vereyim. Size göstereceğim. İşte bu bir iftiradır falan filan derken. Ne yapmış? Dava esnasında bu bir sürü evrak vermiş. Bakın ben gerçekten docentim. Ben gerçekten buradan mezun oldum diye. Hatta Irak’taki Doğuk Üniversitesi’nde derslere girdim. Yok, buyurun Manchester Üniversitesi’nden bilmem ne al. Yükseksli Nisansımı buradan aldım, şuradan aldım diye dosyalar vermiş. Üstüne de, onun üstüne de bazı makaleleri de yazdım diye. Z. Atalay adında. Abi, hepsi yalancı. Hem yalan hem sahte.
Yani şöyle, galiba Bilkent Üniversitesi’nden verilen yazı. Yani bu hanımefendi evet bu bu bu bu dersleri görmüştür. Verilen yazı da sahte. Her şey sahte çıktı. İnanılmaz bir olay. Yani her şey, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, hepsi sahte. Motel, tastiği, her şey sahte. Hepsi sahte çıktı. Ondan sonra hatta bu makaleleri, bunlar benim makalelerim diye yazdığı şey bir hanımefendi Zeynep Atalay. Çünkü demiş ki, şurada yazıyor. Tamamen benim düşünüme gelişen bir olay da, adamın bu şekilde anılması son derece üzücü. Ve kabul edilemez nitelikte. Konu birçok farklı açıdan yargıya intikal ettiği için bu konuda detaylı konuşmaya uygun bulmuyorum. Sürücü takip edeceğim. Biz senin adına konuşuyoruz, merak etme Zeynepciğim. Tabii, şimdi nedir gene, hep aynı yere gelmek de istemiyorum ama çok sinir bozucu. Nereye her seferinde geri geliyoruz? Bu kadın, şunu düşünmüş. Ben bütün bu üniversiteleri kandırabilirim. O cesaret var kadında, anlatabildim mi yani? Ve de gene hep aynı yere geri geliyor. Ben bu insanları kandırabilirim. Ben bunun sahte diplomaları yutturabilirim. Anlatabildim mi? O düşünce tarzı, işte o düşünce tarzı bizi bugünlere getiriyor zaten. Çünkü, onun düşünmesi ve de yapabilmesi için oturup da ben bunu nasıl yapacağım diye düşünmesi gerekiyor. Ve de alacağı sonuçlarla, cezasıyla, cezası arasında fark var.
Çünkü bu tabiyle diyor ki, ne olacak en kötü ihtimalle? Değil mi? Ne olacak? Doğru. Ne olacak? En fazla bir dava açılır, dört yıl. Ondan bilmem ne olur iki yıl daha. Bir para cezası. İşte, yok dolandırıcılık, evrakta sahtecilik. Aynen 2023 geliyor. Anlatabildim mi? Af geliyor diye bağırıyor. Yani böyle bas bas bağırıyor.
Ondan dolayı o kadar da büyük bir önemi yok bence. Yani bu kişilerin oturup da şey yapmalarına böyle hak veriyorum bir nevi. Çünkü bir şey olmayacak günün sonunda. Ama o cesaretlenmesi bile bence ürkütücü. Bizim ceza, bizim kanunlarımızın sıkıntısı. İşte sıkıntı da orada. Millet düşüşe yapabiliyor, cesaretleniyor. Çünkü sonuçta bir şey olmayacağını biliyor. Veyahut olacaksa da az olacağını biliyor. Nasıl geçen gün o metrodaki şeyden dolayı, o deli heriften dolayı? Düşünsenize elinden bıçakla kadına tehdit ediyor. Adamın açıklamasını siz duydunuz mu? Neymiş? Ya maskesini alta doğru takıyordu. Uyardım galiba. Abartmışım biraz. Çüş! Yani ben bir iki kişiye evet doğru lütfen maskenizi takar mısın diye uyardım oldu. Bu koronavirüs zamanında. Ama oturup da hiç aklımdan geçmiyor. Ulan benimdeki silahı çıkartayım. Sonra etraftaki herkese tehdit edeyim.
Ne? Bazen çıldırtıyorlar da. Gerek yok ya anlatabildim ya. Öyle bir açıklama yaptı. Ve de 20 tane suç kaydı vardı adamın. Gene tipek en sevdiğin cümle bu klişeler var ya. Suç makinesi. Böyle non stop suç işliyor böyle. Çalıyor, ediyor, bilmem. Suç makinesi. İnsanlar gerçekten. Oda TV’nin haberi.
Sadece oda TV’di ama oda TV’den aldım bu haberi. AKP Erzurum milletvekili İbrahim Aydemir şöyle bir cümle kurdu. Akaryakıt’a gelen zamların ardından istasyonlardaki kuyruklarla ilgili soruya Zamlarla ilgili kuyruk yok dedi. Kuyruk nereden kaynaklanıyor biliyor musunuz dedi. Gazeteci de geri soruyor. Araç sayısı fazla ondan kaynaklı.
Vallahi Sayın Milletvekilim İbrahim Aydemir. Çok teşekkürler. Biz de düşünüyorduk ki bütün bu insanlar ekmek kuyruğu olsun, yemek kuyrukları olsun, benzin kuyrukları olsun. Bunlar hepsi bir nevi şey zannediyordum ben. Büyük oyunun bir parçası. Ama büyük oyun var ya herkes bize karşı. Düşman.
Yani siz oturup da protesto edemiyorsunuz. Çünkü geleceğim bir abimize geleceğim onu da sonra. Ama sonra geleceğim ona. Bir abiyi de göstermek istiyorum. Size beraber bir abiyi izleyeceğiz sizle birlikte. Ondan sonra büyük oyunun bir parçası oldu zannediyordum. Ya geçen günde bir tane daha milletvekili dedi ya. Ya 2 kilo domates alacağınızda 2 tane alırsınız. Yükse 1 kilo ek yiyeceğiz de yarım et yersiniz. Tabi adamlar da bu milletvekilleri alışmış mecliste.
2 TL’ye böyle sabah öğlen akşam yemek yiyorlar. Böyle 4 öğün yemek yiyorlar 2 TL, 3 TL’ye. Onlar da buna alışınca şeyi de gösteriyor tabii ki. Ne kadar bir iletişimsizlik şeyi var burada. Bu AK Parti milletvekilleriyle böyle açıklamalar yardım ettiklerini düşünüyorlar. Ama tamamıyla insanları böyle itiyorsunuz bu şekilde. Yani aptal yerine koyuyorsunuz. Çünkü o benzin sırasında size itirafta bulunmam gerekiyor. Ben de benzin aldım. Yani ben de arabama benzin doldurdum. O geceden evvel zam gelmeden evvel. Niye? 40 TL 40 TL’dir. Anlatabildim mi? Ben de yaptım onu. Ben de sıraya girdim. Tamam ben oturup da 1,5 saat bekliyordum da 4-5 dakika bekledim. Ama sıra vardı. Şimdi ben fazla arabadan dolayı değil bu.
Millet… Zam bu zam. Yani şimdi zamlar dünyasına geri geldik. Kurtulduğumuzu zannediyorduk. 2002’den sonra. Zamlardan. 90’lı yılların ve 2000 yılların başına kadar o zam olayından kurtulduğumuzu zannediyorduk. Yanılmışız. Zamlanacak her şey. Her şey pahalaşacak. Ama oturup da bu milletvekillerin de böyle açıklamalar yapması ayıp yani. Gerçekten ayıp. Yani insanın gerçekten onuru kırılıyor yani. Çünkü bu beyefendi de benzin parası ödemiyor ki zaten. Milletvekili daha da kötüsü onun benzinini bizim gibi kerizler ödüyor.
O nasıl ne demek sözü?…vekiyle benzinini cebinden harcamıyor ki. Genco Erkal, Cumhurbaşkanı hakaretten dolayı 5 yıl sonra mahkeme önüne çıktı. 5 yıl. 2016’da attığı 3 tane tweetten dolayı.
İlginçtir ki 5 yıl sonra mahkeme başlıyor. Daha doğrusu 4,5 yıl sonra bir anda arşivden bulup bu tweetleri şey yapılıyor. Böyle birisi uyarıda bulunuyor. Ya sen böyle hakaret edemezsin diye. Bu da Duvar Gazetesi’nin web sayfasından aldık onu. Heh ihbar 5 yıl sonra işleme konudu diyor. 3 farklı paylaşından Erdoğan’a hakaret ettiği.
Hakaret ettiği şeyler de şu 7 Haziran 2016. Ailenin çocuk doğurup doğurmayacağına, karışacağına diplomaya ortaya koy bakalım demiş. Arkadaşı rektörden de olsa, sahte de olsa görelim şunu demiş. Şimdi burada neye savunması ne şekilde? Diyor ki, ya şurada şunu söylemeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı’nın diplomasını istemek…
Gizlilik adı altında verilemez, paylaşılamaz diye bir açıklama geldi. Herkes çok garipsedi tabi ki bunu. Cumhurbaşkanın diploması soruluyor, diploması verilecek. Anlatabildim mi yani niye gizlilik ki? Cumhurbaşkanı niye gizli olsun? İşte bu hep bu gizli şeysinden kaynaklanıyor.
Her şeyi gizlemeye çalışınca, her şeyi böyle kapıda arkasında yapmaya başlayınca, çalışınca böyle bu şekilde yürüyünce… Abi insan düşünüyor tabi ki ya niye gizliyorlar? Anlatabildim mi? Şeffaflık çok daha kolay. Çok daha hızlı tüketiliyor ayrıca. Çünkü siz gizlemeye çalıştıkça o şüphe olarak kalıyor kafanızda.
İkinci attığı tweet. 2016, 16 Kasım. Başkanlık sistemi yetmez Türk usulü çobanlık sistemi olsun. Şimdi Genco Erkal da bu savunmasında şeyi söylüyor. Cumhurbaşkanımız baş çoban olarak kendini tanıtıyor. Çünkü çobanlık da bir büyük bir falan diye. Oradan esinlendim diyor.
Bu dansörü 16 Ağustos 2020 Erdoğan, Aydar Yaylası’nda 2022’ye kadar çalışmanın bitirilmesini hedefliyoruz. O da demiş ki eyvah güzelim doğa harikası Aydar Yaylası’nı bitirmeye karar vermiş. Parmağının dediği yeri beton edip kurutuyor diye bir tweet atmış. Bunları hepsi hakaret olarak görüyor Cumhurbaşkanımız. Çünkü nasıl karşı geliriz ki onun fikirlerine, onun şeylerine. Hakaret olarak görüyor.
Aydar Yaylası ilk önce biz burayı mahvetmişiz diye açıklamalar yaptık. Ondan sonra imara açtık. Böyle garip bir şeyimiz oldu. Anlatabildim mi yani şeyden de bahsediyor burada. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ziyan ettik. Bu kadar çarpık yapılaşma bilmem ne falan derken. Ondan sonra Genco Erkal’ın şeyse oradan geliyor. Bence o kadar da şey değil yani… Doğrusu söyleyeyim. O kadar da birçok hakaret yok. Feth-i Bahsen de şey olması gerekiyor. Ama günün sonuna baktığı zaman bugüne kadar 36 bin tane dava var. Cumhurbaşkanlığa hakaretten dolayı. 36 bin dava. Evet bizim Cumhurbaşkanımız biraz alıngan galiba. Sonra bence bu haftanın en trajik hikayelerinden biri Müslüme diye bir kız çocuğu hatırlıyorsunuz kayboldu. Köyünden evinden uzaklaştırıldı. Ondan sonra kayboldu. Cesedi bulundu. Ondan sonra… 10 gün sonra bulundu cesedi. İşte otopsi raporu yapıldı falan filan.
Dna testleri karşılaştırıldığı andan itibaren… Ne ortaya çıktı? Dedesi Mersi babasıymış. Acayip bir olay yani bu korkunç bir olay yani. Şimdi tabii ki dedeyi tutukladılar. Ondan sonra bütün gözler onun üzerinde. Dedenin üzerinde tabii ki doğal olarak. Ama niye dedenin üzerinde olduğunu ama dedeyi…
Herkesi tutuklamışlar ama dedeyi serbest bırakmamışlar. Ama anlaşıldı ki bu aile bu Müslüme Yağal ailesinin içerisinde de ayrı bir şey olduğu da iddia ediliyor. Ayrı bir istismar vakısı da olduğu iddia ediliyor. Çocuğun boynunda işte Dna’sı bulundu dedenin Dna’sı bulundu falan filan gibi şeyler. Ama bunlar tabii ki bunlar spekülasyonlar bunlar hepsi. Çünkü tam dede günün sonunda sadece öpmüş de olabilir.
Tamam. Ama günün sonunda yani günün sonunda tam hani de şey… Söyleyin adını. Dede çıkıyor yani o çok korkunç çok ürkütücü bir olay yani o. Hemen de atlamamak gerekiyor ne olup ne bittiğine. Mersin’de oldu tabii ki Mersin’de oldu bu olay.
Şimdi bence haftanın en… En komik ve de… En üzüldüğüm olaylardan bir tanesine geliyorum. Daha geçerli. Üzüldüğüm falan değil. Bu bir komedi programı olması gerekiyor. Çünkü böyle adamlar var. Gelin birlikte…
Tokat, Gazi Osman Paşa Üniversitesi öğretim görevlisi… Sebahattin Kaya’yı döviz kuru artışlarını protesto eden yurttaşlara mesajını birlikte dinleyelim. Verebiliyor musun sen Deniz? Veriyorum.
Hı? Veriyor musun Deniz? Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kurtuluş savaşını bu millet nasıl veriyor diye bir bakayım dedim. Baktım ki Amerikalı Biden Efendi diyor ki Erdoğan’a diz söktüreceğiz ekonomik savaşlar.
Batı’nın şımarık çocukları, Yunanistan’ın memle evlatları haydin İstanbul’a girelim, sloganları atıyorlar. Tabii bunlara çanak tutan bu ülkenin ekmeğini yiyip ihanet eden çakal soyları, iç soyları… Düşman düşmanlığını yapacak, hain hainliğini yapacak. Lan siz kimsiniz iç soyları, çakal soyları?
Bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz. Ne demek sokaklara inelim bu ülkeyi hükümetli istifa etmemi istifa. Çakal soyları siz kimsiniz lan? Kimse bu ülkeye diz çöktüremeyecek. Bu memleketin, bu devletin sınırları kanla çizildi, kanla kuruldu. Bu memleketi artık eski dünya, eski Türkiye yok. İç soyları, işbirlikçiler bunu yazın bir tarafa. Bu ülkenin tokadını yiyeceksiniz bir gün. En ağır bir şekilde yiyeceksiniz. Euro bilmem ne olmuş, dolar bilmem nereye çıkmış, o olmuş bu olmuş, ne olmuşsa olmuş. Lan bu ülkeyi diz çöktüremeyeceksiniz.
İç soyları, çakal soyları, işbirlikçi şerefsizler, vatan hainleri. Abi yani… Bilmiyorum. Var böyle adamlar. Varmış. Anlatabildim mi? Varmış.
Üniversite öğretim görevlisi olması, ürkütücü bir olay. Anlatabildim mi yani gerçekten? Ama bunu inanıyor bu adam. Yani Sayın Sabatikaya buna inanıyor. Yani şunu hak olarak görmüyor, şunu düşünmüyor, böyle şey demiyor. Ya protesto etmek en büyük şeyimiz bizim, hakkımız. Bir insan olarak en büyük hakkımız. Protesto etme hakkı.
Ya bırakın Magna Carta’yı da, bilmem neydi, evrensel insan hakları bilmem neydi, siz Avrupa’yı bilmem neydi. Bir insan protesto etmeye en büyük hakkı. Anlatabildim mi? Geçinemiyoruz, paramız yok. Zanları protesto etmeye. En önemli, tek en büyük hakkımız. Konuşabilmek de en büyük hakkımız. Ama şimdi bu nereden etkileniyor bu beyefendi? Tabii doğal olarak, son vatan milliyet Sakarya, Yunanistan bize füze atıcı, İstanbul’u almak istiyorlar. Evet, var Yunanistan’da, İstanbul’u yeniden alacağız diyen Yunanlar var. Her ülkede var o manyaklar. Anlatabildim mi? Bizde de var, bizde de. Bizde Yunanistan’ı geri alacağız diye var öyle manyaklar. Anlatabildim mi? Onu düşünen adamlar var.
Yani o eski Osmanlı dönemlerine geri gelip Avrupa’ya yeniden rüzgar estireceğiz diye düşünenler var. Her ülkede var. Ama genellemek ne? Gerek yok. Yok bize saldıracak bu Yunanistan. Yani Yunanistan dediğin niye saldırsın ki zaten? Oturup da bir ara işi gücü mü yok? Daha büyük derdi var Yunanistan’ın. Ama işte bu soysuzlar, bu işte bu kılıç artıkları.
Anlatabildim mi? Hep oraya doğru götürüyor bu düşünce. Bu da tabii ki siz şey derseniz yani günün sonunda siz oturup da herkes bize düşman. Ya bizdesin ya değilse mesela dün MGK kararları da ekonomiyle ilgili bir iki yorum da geldi yani. MGK, Milli Güvenlik Kurulu’ndan ekonomiyle ilk defa böyle bir şey çıktı. Karar demeyeceğim de bir gözdenleyeceğiz denildi yani ekonomideki oluşumlarla ilgili. Yani bir siz oturup da bugün ya ekonomimiz çok kötü çok daha kötüye gidecek derseniz ya bu MGK’lık olma ihtimaliniz var. Artık gibi geliyor bana. Yani ilk birincisi ben olmak istemiyorum tabii ki. Çünkü uğraşılmaz o şeyler de. Ama bu düşünce tarzı böyle.
Anladın mı? Bu abilerin düşünce tarzı bu şekilde. Soysuzlar, bilmemleler. Şikayet edemeyecek miyiz biz hayatımızda? Yani biz böyle oturacak mıyız? Cumhurbaşkanımız ne diyorsa biz kabulleneceğiz. Yani ayrıca Cumhurbaşkanımız devlet değil. Devlet ayrı, hükümet ayrı. Cumhurbaşkanımız hükümet, devlet değil günün sonunda. Ya biz hükümeti bir eleştiremeyecek miyiz? Öyle bir laf yok. Ya protest edemeyecek miyiz? Böyle oturacağız, kabulleneceğiz.
Önümüz pıkık, ondan sonra peki abi bir tane daha ver mi diyeceğiz? Öyle mi olması gerekiyor? Anlamıyorum. Ama bu beyefendi onu istiyor galiba. Koyun istiyor daha doğrusu. Hiçbir şey de anlamadım ayrıca söylediklerinden. Çünkü çok böyle bir… Ayrıca, öğretim görevlisi olarak biraz daha böyle şey cümleler beklerdim. Derinliği olan cümleler de beklerdim. O da yok. Yani… Abi bilmiyorum abi, var mı?
Çok garip geldi bu adamlar. Şimdi tabii ki biz bu Kurtuluş Savaşı, anladın mı? Ekonomik Kurtuluş Savaşına girdik diye böyle açıklamalar yaptık. Ekonomik Kurtuluş Savaşı, işte, Lozan Anlaşmasının Gizli Maddeleri, var ya öyle, bir dünya var böyle. Lozan Anlaşmaların Gizli Maddeleri. Ondan sonra işte görecekler madenlerimizi açacağız falan. Böyle bir dünya var böyle. Orada dünyanın içerisinde oturan, onlardan da bir tanesi o.
Anladın mı? Sokağa çıkanlar hepsi bizden değil, şiptense bizden değil. Gezeciler, meseciler böyle hop diye şöyle dermiş gibi. Böyle böyle paketin içerisine koyarmış gibi. Ama günün sonunda siz Ekonomik Kurtuluş Savaşı diyorsunuz, 24 saat sonra Birleşik Arap Emiratları’nın prensi gelip, 10 milyar dolar, 10 milyar dolar vereceğim size diyor. Pardon? Şimdi onlara mı bağlı olacağız? Yani anlamıyorum, para mı arıyoruz biz?
Ve de kimden kurtulmaya çalışıyoruz onu anlamıyorum. Faizden. Faiz diye bir düşman var. Kimse görmüyor, kimse ne olduğunu bilmiyor. Elle tutulur değil. Ama ona karşı, faize karşı savaşıyoruz. Düşünsenize, bir düşmanı düşünün. Nerede olduğunu bilmiyorsunuz, merkezi nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Sebeplerini, Çaşarbek’i biliyorsunuz. Çünkü enflasyon diyorsunuz. Veya da Tantay’sı diyoruz. Tamam anlamadım ben de onu. Ama biz ona karşı savaşıyoruz.
Ve de böyle adamlar oturup çıkıyor. Yani yazık. Yani gerçekten yazık. Şeye yazık. Harcadığımız data’ya yazık vallahi billahi. Bugün son olarak Osman Kavala’la ilgili de kısaca bir şey söylemek istiyorum. Osman Kavala bugün duruşması vardı. Ve de serbest bırakılmasıyla ilgili bir böyle bir beklenti vardı. Her duruşmada bir beklentisi var. Ama Osman Kavala’nın hala içeride olması ve bir sonraki duruşmaya atılmış, ki ocak ayına atıldı duruşması. Bence bizim yakın tarihimizde, yakın tarihimizde demeyeceğim. Yakın tarihimizde hukuki olarak en büyük, en önemli şeylerinden bir tanesi olacak. En önemli, nasıl söyleyeyim onu, en önemli bölümlerinden bir tanesi olacak. İleride biz bir belgesel yaptığımız yaparsak yapacağız.
Yani bizim kendi belgeselimiz olacak. Biz bir belgesel yaptığımızda Osman Kavala olayı bence tamamıyla bir bölüm olarak şey yapılacak. Siz bugün bunu oturup da düşünebilirsiniz. Ya Osman Kavala beni niye etkiliyor ki bugün? Osman Kavala’yı bugün sizi etkilemiyor. Yarın sizi çok daha fazla etkileyecek. Çünkü gene büyükelçiler olsun, gene aktivistler olsun,
oturup açıklama yapacak. Yapacaklar, göreceksiniz. Gene açıklama yapacaklar, gene o baskıyı verecekler. Ve de o baskıya bir süre sonra hükümetimiz dayanamayacak. Ama işte yargı bağımsız. Bimlemle işte yargıya bıraktık, yargı da böyle. Öyle mi? Yargı bağımsız. Brunson çıktı. Ne kadar bağımsız olabilir? Rahip Brunson var ya, hatırlıyorsunuz. Al papaz, ver papaz. O çıktı.
Onun duruşması bitti mi? Bitti. Bitti. Ondan evvel de Amerika’da kendini Trump’ın önünde şey alarken buldu kendini. Madarya alırken buldu kendini. Al papaz, ver papaz. Neyse yazık. Bu kadar gün sonra hala Osman Kavala’yı içeride tutmak ne işimize yarıyor, ne işinize yarıyor, ne mesaj veriyor kimse bilmiyor. Suçlamaları da bir türlü anlayan da yok. O da var. Kimse anlamıyor. Neyse, ben artık fazla zamanınızı almak istemiyorum. Sorularınızı alacağım. Onu da yapmak için şuraya girmem gerekiyor. Kusura bakmayın. Çünkü yayını kapattım, kafam karışıyordu ondan dolayı. Evet, ben de insanım. Benim de kafam karışıyor arada sırada. Bakmayın siz. Her şeyi yetişe yapamıyorum. Zaten her şeyi ben yapıyorum bu şirkette. Soru var. Bakalım kimse soru sormamış. Peki. Yazıklar olsun. Ama bir şey söyleyeyim size. İzleyenlere size söylüyorum. Buradan size söyleyeyim. Siz kendinizi biliyorsunuz. Kendinizi farkındasınız şu an. Eliniz bir mans uzağında. O mansa ne yapmanız gerekiyor biliyor musunuz? Like, share, üye olun, paylaşın.
Yorum yazın. Yazmayın. Önemli değil. Smiley face atın. Bu size bağlı bir şey. Çok çok teşekkür ederim izlediğiniz için. Pazartesi görüşmek üzere.
Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
İlk Yorumu Siz Yapın