"Enter"a basıp içeriğe geçin

Dr. Hüseyin Gökalp – Haşimoğulları ve Ümeyyeoğulları – Cumartesi Sohbetleri (17)

Dr. Hüseyin Gökalp – Haşimoğulları ve Ümeyyeoğulları – Cumartesi Sohbetleri (17)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=O_rsUbgiOKo.

Vahiy indiğindeki kureyişin aslında sosyal yapısında bir bakımı hazırlayan bir isim var. Kusay. Kusay, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de atası aynı zamanda. Onun iki oğlu var Abdüldar ve Abdüldar Şems. Bu Ümeyye oğulları bu Abdüldar Şems’in yani Abdümenaf ve Abdüldar iki oğlu var. Ümeyye oğulları Abdümenaf’ın Abdüldar Şems isimli oğlundan gelen Ümeyye’nin çocukları.
Diğer tarafta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in silsilesi de yine Abdümenaf’a da inanıyor. Ama nereden? Haşim’den geliyor. Yani Abdülmuttalib bin Haşim bin Abdümenaf bin Kusay. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in silsilesi. Diğer tarafta işte Haşim’in kardeşi olan Abdü Şems’in soyundan gelenleri de Ümeyye oğulları ya da Emeviyyiler deniyor. Dolayısıyla amca oğulları oluyor, akraba oluyorlar.
Kusay ile birleşiyorlar. Ümeyye oğulları ile Haşim oğulları arasında böyle bir rekabetin olduğu şeklinde. Daha sonra 19. yüzyılda, 20. yüzyılda üretilmiş kaynaklar ve şii kaynaklar üzerine onlarla beslenen belli tezler var. Bu tezlerin en önemlilerinden birisi de bugün de hala işte bizim Emeviler hakkındaki algımızı yöneten Jülis Welhausen bir Müseşrik, Alman Müseşrik. Onun bir kitabı var. Böyle kült bir kitap. Das Aghabische Reich und Seinschütz diye Arap devleti ve onun çöküşü şeklinde tercüme edebileceğimiz bu kitapta bir Emevi devleti anlatıyor.
Bu Emevi devleti, anlattığı Emevi devleti şöyle bir devlet. Çok kadim bir Haşim oğlu Emevi mücadelesinden bahsediyor. İşte bunda da bazı kaynaklardan besleniyor. İşte Makrizi’nin bir kitabından besleniyor veya çeşitli şia rivayetlerinden besleniyor. Ve normalde bir bölgede, bir şehirde, bir köyde olabilecek böyle küçük çatışmaları biraz da geriye doğru anakronik bakarak veya vigistlik bakarak spotluyor.
Ve bizim karşımıza bir devlet rekabeti olan iki aileyi çıkartıyor. Birincisi siyasi olarak kaybetmiş bir Emeviler var. Nasıl siyasi olarak kaybetmiş? Peygamber aleyhisselatü vesselam’a vahiy indikten sonra ona işte intisap eden, ittiba eden müminler, onlarla beraber hicret eden bir taife ve sanki hiç Emeviler içerisinde Müslüman yokmuş gibi. Böyle bir anlatıyla Medine’den sonra Mekke’yi fetheden bir Haşmioğulları var. Tamamen muktedir olan Haşmioğulları var. Ve bunlarla rekabet içerisinde olan Emevilerin intikamını Hz. Ali üzerinden muaviye ile birlikte aldıkları ve büyük bir devlet kurdukları. Ve bu devletini de bir Arap devleti olarak dizayn ettikleri.
Ve tamamen bu Arap devletini çeşitli dünyevi, iktisadi, sahiplerle dünyanın dört bir tarafına yaydıkları bir anlatı. Burada tabi Peygamber aleyhisselatü vesselam bir peygamber olarak değil, bir Arap lider olarak görülüyor. Onun bir noktada Arapları birleştirme kuvveti var ama bunu asıl başarıya ulaştıran muaviye ile birlikte Emevi ailesi olduğunu söylüyor. Ama burada atlanan bazı noktalar var.
Bunlardan birisi şu, bu iki taife birbirine uzak taifeler değil. Mesela Ebu Sufyan dediğiniz kimse Mekke’nin liderlerinden. Ebu Sufyan Peygamber aleyhisselatü vesselamın kayınpederidir. Dolayısıyla muaviye yine Peygamber efendimizin kayınbiraderidir. Ve bu aralarındaki akrabalık ilişkileri o kadar yoğundur ki çok küçük bir yerde yaşıyorlar ve öne çıkan 5-6 kabile var.
Bunların arasında işte epey bir akrabalık bağları var ve Peygamber efendimiz aleyhisselatü vesselam Mekke’yi fethettikten sonra oraya vali olarak yine Ümeyyoğulları’ndan birisini atıyor. Atta bin Esit, 20’li yaşlarda bir genç ve Emevilerden onu vali olarak atıyor. Ya da Yezid bin Ebu Sufyan var. Ebu Sufyan’ın oğlu Yezid, muaviye’nin abisi onu vergi toplamak için görevlendiriyor amil olarak. Yine aynı şekilde Ebu Sufyan’ı görevlendiriyor.
Düşünün Ebu Sufyan Mekke lideri olarak hep insanların sahibi sevdiği önde birisi ama Müslüman olduktan sonra buna itiraz etmiyor. Böyle bir tenzili rütbeyi kabul ediyor ve işte Necran bölgesine ve başka bölgelere vergi toplamak için gönderiliyor. Ve Yezid, Yezid bin Muaviye Şam fethillerinde Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın komutası altında savaşıyor.
Ve oralar fethedildikten sonra da yine Ömer radiyallahu anh’ın tenzibiyle orada vali olarak kalıyor Dimeşk’te. Ve vebada oradaki Amvas pandemisinde vefat ettikten sonra kardeşi Muaviye yine Ömer radiyallahu anh’ın iradesiyle vali olarak atanıyor.
Tüm bu ilişkileri beraber düşündüğümüz zaman hiç kimse Ömer efendimizin siyasette beceriksiz, bilgisiz ya da adaletsiz birisi olduğunu söyleyemez. Ya da Peygamber aleyhisselatü vesselamın işte Mekke valiliğinin atamalarında ya da işte amil atamalarında herhangi bir şekilde seçkinci bir tercihte bulunduğunu iddia edemez.
Biz biraz meseleleri bugünkü pek çok filtre ile beraber geriye dönük olarak baktığımızda karşımıza böyle biraz da başka anlatıların etkisi altında bizim de çok dahilimiz olmayan bizi sonuçlara götüren şeylerin etkisi altında kalıyoruz maalesef.
Yani emevlilerle haşimolar arasındaki oradaki çok abartılan biraz da ön plana çıkartılan bu mücadeleyi bu şekilde özetlemek mümkün.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir