Mahya Işıkları 14. Gün | Baca Temizleyicisi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=lzqdON6iGy8.
MAHYA IŞIKLARI Merhaba, Mahya Işıkları’na hepiniz ama hepiniz hoş geldiniz. Hadi Kütahya’ya gidelim. Emet ilçesine, Örencik köyüne. Bir Ramazan akşamındayız, Örencik köyünde. Yok evlerden birine konuk değiliz. Sokaktayız.
Örencik köyünün bir camisi var. Fakat bu camiden okunan ezan, köyün her yerinde duyulamıyor. Bu yüzden, o ezan sesini duyulmadığı evlerdekiler iftar açacaklar, ne yapsınlar? Çocuklarını gönderiyorlar camiye yakın yere ki, ezanın duyulduğunu haber verin de, biz de orucumuzu açalım. Bir yıl çocuk toplanmış, müezzinin ezan sesini duyar duymaz, ezan okundu, ezan okundu diye koşarak evlerine geliyorlar.
Harika bir görüntü. İşte o çocuklardan birinin yanındayız. Bir kız çocuğu, Gülten. Gülten okumaya çok meraklı. Çok zeki bir çocuk. Kitap okumayı çok seviyor. 9-10 yaşlarındadır Gülten, Kütahya’dan Eskişehir’deki bir akrabalarına gidecek. Yanında da bir başka akrabası var. O akrabayla beraber trende oturuyorlar. Hemen yanlarına bir adam geliyor, çantasından gazete çıkarıyor ve gazetesini okumaya başlıyor. Tabii Gülten adlı çocuk, bizimki okumaya meraklı ya, şöyle göz ucuyla hep gazeteye bakıyor. Gözü gazetede Gülten’in. Yanındaki akrabası onu uyarıyor. Şşt! Ayıp! Ayıp, öyle bakılmaz, çok ayıp! Bu uyarı yetmiyormuş gibi, Gülten bir de diyor ki gazete okuyan adama, siz bitirince ben okuyabilir miyim?
Bir sohbet başlıyor, trende gazet okuyan adamla Gülten arasında. Aslında o beyefendi, Cüneyt Mollaoğlu’dur, Afyon’daki Kudret Gazetesi’nin sahibi. Cüneyt iyi bakıyor ki, okumaya çok meraklı bir çocuk var karşısında. Sohbette gelişiyor. Gülten ona öyküler yazdığını söylüyor. Öyle mi? Peki güzel kızım,
öyleyse bana bir öykünü gönder, gazetede basayım. Heyecanlanıyor Gülten. Nasıl heyecanlanmasın ki? Ama diyor Cüneyt Bey, öykünü mutlaka daktilo ile yazacaksın. Ne yapsın? Daktilosu yok. Eve geldiğinde bir çare buluyor. Bakıyor ki Kütahya Adliyesi’nin önünde arzuhalciler var, arzuhalciler, dilekçe yazanlar. Tutuyor, onlardan biriyle anlaşıyor.
Ve iki lira karşılığında, ki o yıllarda iki lira çok iyi bir çocuk karşılığıdır. Yani bir çocuk, ne bileyim, pasta, şeker, oyuncak alacağına, neden yazmış olduğu bir öyküyü iki lira bedeline takdürlettirsin ki? Ama Gülten bunu yaptırıyor. Gönderiyor ve ilk öyküsü Afyon’daki Kudret Gazetesi’nde çıkıyor. Ailesi İstanbul’a taşınıyor. Ortaokul öğrencisidir Gülten. Türkçe dersinde müfettiş geliyor sınıfa. Ve Gülten’in yanına oturuyor. Müfettişini tanımıyor, nereden tanıyacak? Ders bittikten sonra, Türkçe öğretmeni Gülten’in edebiyata meraklı olduğunu bildiği için, sen kal kızım diyor ve onu müfettişle tanıştırıyor. Reşat Nuri Gündekin. Nereden bilsin Gülten, o müfettişin Reşat Nuri Gündekin gibi ünlü bir yazarımız olduğunu? Zaten Reşat Nuri Gündekin de hiçbir zaman bilemedi ki, yanında oturduğu o kız çocuğu, Türk edebiyatının en güzel yazarlarından biri Gülten Dayıoğlu olacaktır. Gülten Dayıoğlu. Çocuk ve gençlik döneminin romanlarını yazan, o dönemin en güzel edebi eserlerini bize kazandıran Gülten Dayıoğlu’dur, size anlattığım.
Reşat Nuri Gündekin, onu kütüphanede görelendirmiş. Ve ben Gülten Dayıoğlu’nun Fadiş adlı romanını okumuştum. 1971 yılıydı, evet değil mi? Evet, 1971, doğru. 1971 yılında çıkmıştı Fadiş. Çok etkilenmiştim. Fadiş’te ne vardı biliyor musunuz? Ramazan vardı, anımsadı.
İftar vakti, ekmekleri pancar pekmezine banarak oruç açıyorlardı. Bu çok önemli çünkü Ramazanlarda, özellikle iftar vakti oruç tatlı ile açılırdı. Demek ki bu gelenek Anadolu’da her yerde vardı. Pancar pekmezine banıyordu insanlar. Fadiş’te bunu anlatır Gülten Dayıoğlu.
Sonra Fadiş’te değerlerimiz, hissi değerlerimiz buluşturulmuştur. Fadiş adlı romanında Gülten Dayıoğlu, Ramazan bayramıyla Cumhuriyet bayramını çakıştırmıştır. Böyle bir bölümde vardı. Gülten Dayıoğlu, yıllar yıllar sonra o Kudret Gazetesi’nde, yanında oturduğu o Kütahya Eskişehir Tehenni yolculuğunda tanıştığı Cüneyt Mollaoğlu’nun basmış olduğu, ilk öyküsünü çok merak ediyor. Kaybetmiştir kendisi öyküyü. Ve bir mektup yazıyor Kudret Gazetesi’ne. Bana o sayıdan bir tane gönderilmişsiniz benim ilk öykümden diye. Gelen yanı çok hüzünlü. Ne yazık ki Kudret Gazetesi’nin arşivi bir yangından yok oldu. Gülten Dayıoğlu’nun çocukken yazdığı ve Kudret Gazetesi’ne çıkan öykü de zaten
bir bacak temizleyicisini anlatıyordu. Çocuklarımızın hayatını güzelleştiren Gülten Dayıoğlu gibi, çocuk edebiyatında kalem oynatan bütün o güzel insanlara selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Geldik bir Mahya Işıkları’nda. Sonuna yarın yeniden aynı gün ve aynı saatte bize buradayız. Buluşalım, birlikte olalım lütfen.
Türkçe lisan ettiysem affola.
İlk Yorumu Siz Yapın