"Enter"a basıp içeriğe geçin

Mahya Işıkları 19. Gün | Bavuldaki Karikatür

Mahya Işıkları 19. Gün | Bavuldaki Karikatür

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=0H7g3SW-B_E.

İNTRO Merhaba, Mahya Işıkları’na hoş geldiniz. Sizleri Birinci Dünya Savaşı’na götürüyorum. Bir İngiliz esir kampına. Orada iki Türk subayının yanındayız. Muhiddin ve Kadri.
Şifre subayı Kadri Bey. Sohbet ediyorlar. Bir planları var. Kaçmayacaklar. Gazete çıkaracaklar. Evet, esir kampında bir gazete çıkaralım diyorlar Muhiddin ve Kadri. Çıkarıyorlar da. Yazıları Muhiddin Bey yazıyor. Kadri Bey karikatür çiziyor. Yıllar yıllar geçiyor arada. Savaş bitiyor. Kadri Bey sonra Kurtuluş Savaşı’nda da görev alacaktır. Ve Cumhuriyet döneminde Kadri Bey’in hatıraları bir bavulda evinde bir yere saklı. Kadri Bey’in oğlu Altan tutuyor bir gün bavulu açıyor. Ve orada çok eski bir gazete buluyor. Bakıyor, bir karikatür. Babasının İngilizlere esir düştüğü dönemde çizmiş olduğu karikatürle göz göze geliyor. Ki bu Altan’ın hayatında karikatür sanatıyla ilk karşılaşmasıdır. Kim bilecek ki Altan ileride çok büyük bir karikatürist olacak. Kadri Bey, İki Dünya Savaşı’nda, Edirne sınırında görevli. Ailesi de yanında. Altan adlı oğlu, karşıda Bulgaristan’da Bulgar bayrakların inip yerine Nazi bayrakların asıldığını görüyor gözleriyle. Naziler, Bulgaristan’ı işgal ettiler. Bakırköy’de oturdukları yıllarda, Ramazan aylarında Bakırköy’de bir yere Rıfat Telgezer çadırını kuruyordu. Rıfat Telgezer cambazhanesi, Ramazan’da bir dönem İstanbulluların en çok gitmek istediği yerlerden biriydi. Rıfat Telgezer, adı üstünde bir imt cambazıdır. Fakat onun cambazhanesinde sadece kendisi gösteriler yapmıyordu. Dönemin en ünlü sanatçıları çıkıp şarkılar söylüyordu. Tiyatro oyuncuları sahne alıyordu. Onlardan biri İsmail Dümrüllü. Kadri Bey’in oğlu Altan, İsmail Dümrüllü’yü ilk kez Bakırköy’deki Rıfat Telgezer cambazhanesinde seyretmiştir. Bir Ramazan günü. Ve hayranı oluyor İsmail Dümrüllü’nün. İsmail Dümrüllü nerede? Altan orada. İstanbul’un neresinde, hangi semtinde, yani Vaniköy’den, Bellerbey’le kadar Üsküdar nerede gösteri yapıyorsa, İsmail Dümrüllü salonda, en ön koltukta Altan. Hep onu seyrediyor. İsmail Dümrüllü bunu fark ediyor tabii. Nereye gitse, aynı çocuk en önde ona hayran hayran bakmaktadır. Bir gün dayanamıyor sahnede, diyor ki İsmail Dümrüllü, ”Evladım, sen ya çok zenginsin, ya da bütün bu sinemaların sahibinin oğlusun.” Öyle ya, başka kim her oyunda gelir de karşısında onu seyreder? Altan, öyle hallerinde tanık oluyor ki İsmail Dümrüllü’nün. Bir Ramazan gecesi İsmail Dümrüllü sahnede oynarken, saygısız seyircilerden biri bir hıyar atıyor sahneye. Büyük saygısızlık tabii ki. İsmail Dümrüllü yerden hıyar alıyor. ”He, aranızdan birisi kart vizitini düşürmüş. Kimdir bilmiyorum, gelsin alsın.” Bu, zeka dolu İsmail Dümrüllü’ye hayran olunmaz mı? Ve babasının o çizmiş olduğu esir kampındaki karikatürle tanışıp, karikatürist olduğu gibi İsmail Dümrüllü sevgisinden dolayı da teatrocu olacaktır. Altan Erbulak. Altan Erbulak, CEP Tiyatrosu’nda Haldun Dorme’nin kurduğu o tiyatroda oynamaktadır. Ve orada Erol Günaydın’la tanışıyor. Altan Erbulak’tan söz edip de Erol Günaydın’ı anmamak tabii ki olmaz. İki büyük arkadaş.
Pek çok arkadaşlıklar vardır ama herhalde tarihteki, bizim tarihimizdeki en büyük arkadaşlıklardan biri Altan Erbulak ve Erol Günaydın arkadaşlığıdır. CEP Tiyatrosu’nda o kadar çok şaka yapıyorlardı ki birbirine. Bir oyun öncesi Altan Erbulak, Erol Günaydın sahneye çıkacakken onun roldeki ayakkabılarını yere çakıyor. Çıkamıyor Erol Günaydın ayakkabıyla sahneye.
Böylesine şakalar tabii Haldun Dorme’nin hakkı olarak bundan şikayetçi. Şaka yaparsanız ceza verirsiniz. Ceza şartı koyuyor. Para cezası. Aybaşı maaşlarını ücretlerini almaya gidiyorlar muhasebeciye. Erol Günaydın ve Altan Erbulak maaşlarını veren muhasebeci şu kadar bedel de yaptığınız şakaların cezası olarak kesilmiştir diye paranın bir kısmını el koyuyor.
Bekiliyor Altan Erbulak ve muhasebeciye bir miktarda para veriyor. Alın bu da, önümüzdeki ay yapacağım şakaların cezası şimdiden peşin ediyor. Ve bugün 1 Mayıs, Altan Erbulak’ı kaybettiğimiz gün. Erol Günaydın, Güneş Hanım’la evlendiğinde onun nikah davetisindeki karikatörü Altan Erbulak çizmiştir. Ve o davetiye Özdemir Asaf, şair Özdemir Asaf’ın matbaasında basılmıştır. Böylesine öyle güzel hissi senetler var ki aslında biriktirdiğimiz, sanat tarihimizde, hayatımızda. Ramazan sohbetleri de bu hissi senetlerin değer kazandığı yer değil midir? Altan Erbulak’ı saygıyla anıyoruz. Ve 1 Mayıs Emek Bayramı,
bütün çalışanlarımızın da emekçilerimizin de bayramını kutluyoruz. Yarın yeniden aynı saatte bu masal etrafında birlikte olalım.
Sürçülisan ettiysem affola.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir