"Enter"a basıp içeriğe geçin

Mehmed Fatih Can – ‘Türklerin Fârik Vasfı Edep ve Cesarettir’ – Cumartesi Sohbetleri Özel (3)

Mehmed Fatih Can – ‘Türklerin Fârik Vasfı Edep ve Cesarettir’ – Cumartesi Sohbetleri Özel (3)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=ZLFsbncWsUw.

Biliyorsunuz Rasulullah Efendimiz’in bir sürü ismi var. Cenab-ı Hakk’ın ona taktığı isimler var, efendime söyleyeyim. Fakat anıldığı zaman Salavat-ı Şerif’e getirmeyi icbar eden, vacip kılan adı Muhammed. Dolayısıyla tarih boyu Türklerde Muhammed ismi çocuklara Muhammed olarak takılmamış.
Yani bir anne baba evlat sahibi olduğu zaman, erkek çocuk sahibi olduğu zaman, Suluha Efendimiz’in adını takmak istedikleri zaman, Muhammed ismiyle isimlendirmek istedikleri zaman, kulağına ezan ve kahmeti Muhammed olarak okumuşlar fakat asla onu Muhammed diye çağırmamışlar. Bu neden? Çünkü Türklerin farik vasfı, rahmetli üstadın da sık sık söylemiş olduğu gibi edep ve cesarettir. Edep yönümüz bizim çok güçlüdür. Diğer Müslüman kavimlere göre, ümmetlere göre.
Bunlar edepsiz manasında demiyorum, haşa. Ama bizde aşırı bir hassasiyet vardır. Resulullah Efendimiz’in bu özel ismine bir saygısızlık, bir hürmetsizlik olmasın diye, çocuk büyüdüğü zaman hayırsız olabilir, düşmanları olabilir, ona ismiyle hakaret edebilirler düşüncesiyle. Muhammed dememişler, bunu Mehmed’e çevirmişler.
Bu Mehmed ismi de zaman içerisinde dilin modernleşmesiyle birlikte Mehmed’e dönüşmüş. Erken cumhuriyetle birlikte sonra da bir T eklemişler, Mehmed’e dönüşmüş. Ama biz Mehmed’i kullanıyoruz. Yani D ile olan. Dolayısıyla Fatih Sultan Mehmed’in adı da Mehmed değildi. Mehmed Han’dı. Eski kaynaklarda da öyle geçer.
Ama Araplar bu Muhammed ismini kullanırlar. Yani Muhammed şeklinde kullanırlar. Ama bizde geleneksel bir hassasiyetle Muhammed ismi pek bilinmez ama son zamanlarda bu mode oldu. İşte bu da geleneklerimizden, adetlerimizden, hassasiyetlerimizden, bu modernitenin yamultmasıyla birlikte, televizyonun ve internetin devreye girmesiyle birlikte biraz daha uzaklaştığımızı gösteriyor. Maalesef bu hassasiyeti korumamız lazım. Muhammed çok şerefli bir isim benim de ismim.
Efendime söyleyeyim. Ama biz hep analarımız, babalarımız, atalarımız bizi Mehmed diye anlı. Osmanlı zamanında da Mehmed diye anılıyordu. Hatta bununla ilgili Üstad’ın bir hatırasını nakletmek isterim. Bir gün anlatmıştı, çok hoşuma gitmişti bu mevzuyu konuşuyoruz. Dedi ki bizim Karadeniz’de dediği bir köyde, tanıdığım birisi vardı.
İsmi Muhammed’di, bir gün evin önünde hanımıyla birlikte otururken düşmanları varmış demek ki. Gelmişler adamın karısının göz önünde öldürmüşler. Öldüren kişi de Muhammed, pardon yanlış söyledim, katil Muhammed adını taşıyor. Kadın arkasından katil kaçarken şöyle nida etmiş, şöyle seslenmiş, şöyle haykırmış hiç unutmuyorum. Ula Muhammed, ula Muhammed, adı yazık, adı yazık, sana ne diyeyim? Demişti ki, yahu şu hassasiyette, şu edebe, şu imana, şu muhabbete bak ki, kocası gözünün önünde öldürülmüş, katilin adı Muhammed diye onu hakaret bile edemedi demişti. Bu beni çok etkilemişti.
Yani işte bu isminde bizde böyle bir hikayesi var, buradan bir şey daha var, uzattım ama bunlar önemli. Dünyada hiçbir millet, peygamberin adını, ordusunun adı yapmamıştır. Bu Muhammed’den de, Muhammed’den de, biz Mehmetçik ismini üretmiş, türetmiş bir milletiz. Yani göz bebeğimiz olan askerlerimize de Mehmetçik diyoruz. Mehmetçik ne demek? Küçük Muhammed demek.
Dolayısıyla böyle bir kültürün, böyle bir medeniyetin, böyle bir anlayışın, böyle bir irfanın üzerinde oturuyoruz.
Bunu da ifade etmiş olayım.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir