"Enter"a basıp içeriğe geçin

Online Medrese Eğitimi Veriyorlar | Bekir Develi ile Peynir Gemisi | Muhammed Yazıcı | 4K

Online Medrese Eğitimi Veriyorlar | Bekir Develi ile Peynir Gemisi | Muhammed Yazıcı | 4K

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=_f9gyy4DXAg.

Online alışverişte güven arayanların adresi Özboyacı Hatun. Bekir Develi ile peynir gemisini sunar. Huzur Aziron Cemil Tirfan layındır, kafirdir, dinsizdir şeytan. Şeytanın layınlığına, kafirliğine, dinsizliğine, Rahmanın birliğine eyvallah.
Şol gökleri kaldıranın, donatarak dolduranın, ol deyince olduranın 99 adıyla. Canlarım hoş geldiniz. Nasılsınız? Bizlerdeyiz. Şükürler olsun. Bugün çok kıymetli bir konumum var. Çok sevgili dostum Muhammed Yazıcı Hocam bugün bizlerle beraber. Hocam hoş geldiniz. Hoş bulduk. Sefa bulduk. Kendisini tanıyanlar zaten tanıyorlardır. Tanımayanlar için geçtiğimiz Ramazan ayında sevgili Nurak Danay’da olduğuyla çok güzel bir program serisine imza atmışlardı.
Onun gibi yeni şafak yuduk kalanlar herhalde değil mi hocam? O zaman böyle konu bazlı Efendimiz aleyhisselatü vesselamın hayatını irdeleyen harika bir işte. Bunun için öncelikle tebrik ederek başlamak istiyorum hocam. Eyvallah. Allah kabul buyursun. Amin inşallah. Rasulü Ekrem Efendimizin şefaatine vesile akılsın bu ameli. Amin. Amin inşallah. Ne diyor? Hasenat olarak yazsın inşallah. Evet hasenat olarak yaz. Nasılsınız hocam? Hamdü senalar olsun. Şükründen aciziz. Kimlere zekat vermeliyim?
Hemen böyle sorular soruyorlar mı hocam? Evet evet. Şimdi Muhammed Yazıcı hocam aslında benden on yaş küçük ama ilmi derinlik olarak ben henüz doğmamış adam seviyesindeyim. Estağfurullah. Estağfurullah. Tabii ben abartıyorum şimdi konuk olduğu için ne diyeceğim ya şimdi. Muhammed Yazıcı’yı çok seviyorum. Öncelikle bu not olarak düşünsün. Kendisi bir medrese mezunu aynı zamanda da hafız.
Bunun için de sizi tebrik ediyorum. Allah’a veden nasulsün. Hafızını tamamladıktan sonra diyor ki aaa bak medreseyi bitirdim hafızı da bitirdim. Neden artık müderris olarak devam etmiyorum diyor. Sonra uzun bir süre müderrislik yapıyor. Sonrasında ilmiye vakfı bünyesinde Darül İlim medresesini açıyorsunuz. Evet. Ve oradan medresede talebeleri yetiştiriyorsunuz. Evet. Kaç talebe var? Şimdi iki kavramı ayrı ele alıyoruz artık. Bir öğrencimiz var bir talebemiz var. Ne fark var ikisi arasında? Talebe bizzat dokunduğun, temas ettiğin, yetiştirdiğin, eğittiğin, öğrenci ise öğrettiğin kişi. Böyle bir ayrım tarihte, literatürde yok. Biz böyle bir ayrım icat ettik. Konuşurken de toplantılarda vesaire yani bu şekilde bir ayrım ifade ve iletişimi de kolaylaştırıyor. Şu anda 50 öğrencimiz var. Talebe kaç tane var? Talebe estağfurullah 50 talebemiz var. Yaklaşık işte toplamda baktığımızda bir 5-6 bin tane de öğrencimiz var. Uzaktan eğitim platformumuz var eMedrese.tv. Oradan bütün dersler dışarıya açık. Hybrid sistem diye isimlendirdiğimiz bir düzenimiz var, bir sistemimiz var. Yani dersler karşıdaki talebeler dersleri dinlerken aynı zamanda zoom üzerinden yaklaşık 250-300 kişi de derse katılım sağlıyor. Bir taraftan da kayıt alınıyor. O kayıtlarda daha sonra internet sitesine koyuluyor. Bu tabi internet sitesindeki dersler de böyle başıboş halde değil. Yani orada bir sınav sistemimiz var, ölçme değerlendirme bir sistemimiz var. Ona göre yani bir öğrenci öyle sadece YouTube’dan video izler gibi dersleri takip etmiyor. O şekilde bir sistemle bir adam bir alanda bir ilimde derinleşebiliyor. Hocam şimdi benim bir medrese geçmişim yok. İlahiyatta okumadım. Hatta imama tipli bile değilim. Bu benim aslında bir şekilde aşina olduğum ama derununa vakıf olmadığım bir alan. Bununla ilgili bugün size böyle sorular sormak istiyorum. Benim gibi olan insanlara da faydalı olur diye düşünüyorum. Öncelikle şunu sormak istiyorum. Hani ee medrese diye bir şeyden bahsettiniz. Bu var mıydı? İlk siz mi yaptınız? Çok yapıla gelen bir şey mi? Yani emsalleri var ama biz hem prodüksiyon anlamında hem de içerik anlamında çok daha profesyonel bir şey ortaya koymaya gayret ettik. Sevmediğim bir kelimedir profesyonel. Hele ilim, irfan, kitap, kültür bunlardan bahsedilirken. Profesyonelik yaptığı işten para kazanan adam, hayatını idame ettiren adam demek. Bir de o amatör ruh bu işlere çok daha münasip bir şey yani. İlk defa belki şunu iddia edebiliriz. İnşallah bu iddianın altında kalmayız. Yani bu prodüksiyonla bu içerikle efendim bu seviyede belki ilk olduğunu iddia edebiliriz. Tabii şu anda işte 5-6 yıl oldu biz bununla ilgileneli ama şu anda işin başındayız daha. Bundan sonra bunun üzerine çok daha yatırım yapacağız. Çok daha geliştireceğiz.
5-6 yıl sonra hedefimiz şu. İslam kültür ve medeniyetinin en temel metinlerinin tamamının tedris edildiği bir platforma dönecek burası. Onlay platformu. Evet. Allah nasip ederse. İslam medeniyeti zaten metin medeniyetidir. Yani bizim medeniyetimizin taşıyıcısı metinlerdir. Temel metinler bütün alanlarda. İşte bu metinlerin burada ders olarak işlendiği bir platforma dönüştüreceğiz burayı. Dolayısıyla yani bir adam bütün alanlara ihata etmesi imkansız ama belli alanda,
felsefede, İslam felsefesinde, fıkıhta, tefsirde, hadiste kendini işte geliştirebilecek. Bir kere çok ileri seviyede bir Arapça eğitimi koyuyoruz inşallah. Yani sıfırdan başlayıp bir insanın hem medrese Arapçası, klasik Arapça hem pratik Arapça bugün dil mülâhı yani lisan Arapçası dediğimiz Arapçayı koyacağız Allah nasip ederse. Yani bir adamın oradan bir kere dil öğrenmesini sağlayacak bir şeye dönüştüreceğiz orayı. Vâşılam. Allah nasip ederse.
Yani şöyle biliyoruz aslında hani bazı konuşmacılar hatta yazarlar kitaplarında yazarken ya da konuşurken şundan bahsediyorlar. Hani medrese bizim kadim eğitim ve öğretim şeklimizdir. Diz dize göz göze bizatihi hocanın nazarının altında yetişen talebelerden bahsediyor. Şimdi e medrese deyince bu biraz bu hani süregelen bu geleneye sanki biraz aykırı gibi durmuyor mu? Yani şimdi medreseyi de online’a taşırsak bu sefer aslında uzaklaştırmış olmuyor muyuz biz bu müesseseyi? Ya bu ne kadar güzel bir soru ya.
İşte ben sorarım böyle güzel sorular. Yok hakikaten ha ciddi söylüyorum yani hani öperim seni. Ne kadar? Yani ortalık zaten çok karışık. Hocam öpsem de reyting olur ha. Murak’tan öptüm mü? Medrese hocam buyurun hocam. Çok harika bir soru çünkü e medrese yani oksimoron bir cümle yani kendi içinde çelişkili turşu tatlısı gibi.
Ya medrese dediğin zaten tam da uzaktan olmayan insanların bizzat hocan ya talebenin birebir münasebet kurduğu bir sistem değil midir? Ama şunu itiraf edeyim burada bunu soran ikinci kişi sizsiniz. Kim sordu ilk? İlk soran da medreseyle hayatta biri değildi. Öyle o da sizin gibi yakışıklı zeki bir kardeşimizdi. İkinci kişi sizsiniz. Koluk mütevah diye bana yürüyor. Buyurun hocam. Sonu nereye var hocam? Medrese hocası diye çağırdık. Evet hocam. Şimdi burada zaten hani şunu her zaman söylüyoruz hani talebe öğrenci ayrımı ile de aslında bunu yapmaya çalışıyoruz. Biz burada aslında bu metinlerin anlaşılmasını ve öğrenilmesini sağlıyoruz. Yoksa biz bu e medrese üzerinden insan yetiştirme iddiasında değiliz. Yani insan yetiştirme dediğimiz şey bir kere birebir temasla ancak olabilecek bir şeydir. Hani Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam iyi arkadaşı güzel kokuya kötü arkadaşı kötü kokuya benzetiyor. Şimdi hani görüntü ve ses aktarılıyor ama koku aktarılmıyor. Yani biri insanı yetiştirebilmeniz için kokusunu alabilecek kadar yakınında olmanız lazım. İyi veya kötü kokusunu yani. Zaten insanı insan eğitir ancak. Kitap eğitmez. Medreseler, duvarlar, binalar insan eğitmez yani. Şimdi mesela Osmanlı’dan bize intikal etmiş elimizde çok tarihi medreseler var. Son dönemde restore edildi işte Süleymaniye Medresesi, Sultanahmet Medresesi, Efendim Fatih Sahn-ı Saman Medresesi başta olmak üzere. Şimdi bu medreselerin kayıtları var elimizde. Biz mesela Sultanahmet Medresesi’ni kullandık. Orada da faaliyet gösterdik. Toplam 25 oda vardır orada. Bir de baş oda vardır. Şimdi medresenin mimari şekli medresenin eğitim tarzını aslında bize veriyor. Bir iç avlu olur kenarlarda küçük oda alalım mutlaka herkes bir kere görmüştür hayatında. Ve başta da müdelesinin odası olur.
Bakıyoruz mesela o dönemler medresenin en yoğun olduğu zamanlarda bile öğrenci sayısı böyle bir külliyede bu kadar olağanüstü muhteşem bir yapının içerisinde öğrenci sayısı 35-40’ı geçemiyor. Neden? Zaten bir hoca birebir ders alıyor. Yani sırası gelen hocanın odasına gider. Yani anfiye konuşmaz hoca. Herkese hitap eden bir şey söylemez. Çok endüstriyel bir sisteme döndü ya bugün zaten hani eğitim. Yani ehliyet kursundan hiçbir farkı yok üniversitelerin. Yani ehliyet kursuna giderseniz çok profesyonel bir ilişkiniz vardır. Hani bana işte şunları öğreteceksin, şu parayı alacaksın bitecek. Yani şu anda buna dönmeyen bir üniversite yok. Yani liseler, kolejiler de aşağı yukarı buna döndü. Dolayısıyla insan eğitimi dediğimiz şey 200 yıldır askıda. Yani bu çok belki de içinde bulunduğumuz çağın bize attığı en büyük kazık. Zaten bir kere bu ulusal devletler niye bu kadar eğitimi önemsiyorlar? Çok garip değil mi yani? Yani açlıktan ölsen hiçbir ulusal devletin çok umurunda olmaz. Ama çocuğunu okula göndermeme ihtimalin yok. O zaman ayağa kaldırırlar. Ayağa kaldırıyor, geleceksin diyor. Çünkü orası vatandaşlık kursu. Yani bardak gibi standart, aynı şeyleri düşünen, aynı duygulara sahip, aynı duyarlılıkları edinebilecek altyapıyı öğreneceği bir kursdur burası. Yani seni orada aslında vatandaş yapıyor. Bir kült, bir şahıs, bir tarih anlayışı veriyor sana.
Dolayısıyla basmak alıp insan çıkıyor. Yani nasıl oluyor da bu kadar kitle, hiç içlerinden farklı düşünmeyen olmayacak şekilde, düşünen biri olmayacak şekilde aynı yere bu kadar hızlı, açlı yöneliyorlar? İşte böyle yöneliyorlar yani. En önemli, hayatın en önemli evresi şafak dönemi dediğimiz yaşlar bir vatandaşlık kursunda geçiriliyor. Bu işte medresede olmayan bir şey. Medrese özel adam alır, onlar özel olarak yetiştirir ve bir hocanın izini, boyasını o şahsın üzerinde net olarak görmeniz mümkün olur. E medrese buna zarar veriyor mu, vermiyor mu? İşte iddiamız insan yetiştirmek değil e medresede. Kitapların tedris edilmesini, anlaşılmasını, İslam medeniyetinin ortaya çıkmasını. O zaman e medresedeki katılımcıları biz öğrenci kategorisini alıyoruz. Evet, öğrenci. Talebe olmak, öğrenici. Evet. Öğrenici. Talebe olmak isteyen illa o diz dize diyecek ve o kadim metu. Peki Ashab-ı Sufa’da nasıldı bu yöntem?
Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın kurduğu Medine-i Münevveri’de Mescid-i Nebevi’deki o sistem nasıldı? Ona dair bir bilgi var mıydı? Tabii ki. Efendim işte Efendimiz Aleyhisselam aslında Ashab-ı Sufya’da daha doğrusu onun öncesinde Dârül Erkan’da yapmış olduğu şeyin müesseseleşmiş hâldir medrese. İnanılmaz derecede geçmişten geleneğe çok az bozularak tevarüs edilmiş en kıymetli, en değerli şeylerimizden biridir bu açıdan. Dârül Erkan’la ilgili elimizde çok böyle ayrıntılı bilgi yok.
Mekke döneminin zaten elimizde çok fazla bilgisi yok. Ama Ashab-ı Sufya’da Allah Resûlü Aleyhisselam o insanları birebir eğitiyor, sureleri onlara talim ediyor, tedris ediyor ve işte belli başlı fıkhî meselelerde onları yetiştiriyor. Ve daha sonra da bunlar hem Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam döneminde hatta Zahid el-Kevser’inin Allah Resûlü hayattayken fetva veren sahabelerle ilgili önemli bir risalesi de vardır. Yani hayattayken Allah Resûlü onlar fetva veriyorlar.
Yani gittikleri yerlerde oranın Müslümanlaşmasını sağlıyorlar bir anlamda. Sonra Resûlullah Aleyhisselatü Vesselam’dan sonra fütahat çok daha ilerleyince, ta Arabistan’ın kuzeylerini aşıp Suriye’ye, Irak’a kadar dayanınca bu sefer bu insanların her biri bir hazineye dönüşüyor. Yani bizim Hanefi mezhebini İbn Mesud radıyallahu anh kurmuştur. Ahnesi bin Şerik’in develerini güden, hiç insan yerine konulmayan, hayvanlarla aynı ahırda yatmasını, yaşamasını sağlanan bir insanı Allah Resûlü aleyhisselam…
Bir deri bir kemik zayıf, zayıfsız bir sahabeyi Allah Resûlü almıştır ve dünya hukuk sistemine doğrudan etki eden bir Hanefilik diye isimlendirdiğimiz bir hukuk nizamını kuracak bir insana dönüştürmüştür. Hangi eser açarsan aç, Gale İbn Mesud diye başlar değil mi? Tabii aynen öyledir. Hanefi mezhebi İbn Mesud aleyhisselatü vesselam yani radıyallahu anh’ın mezhebidir bir anlamda. O eshab-ı sübhe talebesiydi. Allah Resûlü’nün eshab-ı sübhenin önde gelen talebelerinden biriydi. İşte orada Resûlü aleyhisselatü vesselam tabi kavramlaşma, sistemleşme şema ortaya çıkan böyle bir düzen sistem yok. Yani ilimler ortaya daha henüz çıkmamış. Bütün ilimlerin menbaı Efendimiz aleyhisselatü vesselam da kendisi ilimlerin menbaı. Ve onlar hadis-i şerifler ve ayet tefsirleri olarak ashab-ı sübheye intikal ettiriliyor. Sonra da böyle halkalar halinde yani özellikle zaten eğitim dediğimiz şey yaraşlık yürümez yani.
Üniversitelerde bir yaraşlık bir yönetim şeması olur ya, CEO yukarıda aşağıya doğru. Eğitim böyle işlemez. Yani normalde hesap ettiğiniz zaman ya ben zaten en fazla 10 kişiyle ilgilenebilirim. E de bu şekilde nasıl memlekete yetişeceğiz? Aslında öyle değil. Yani çünkü her birinde 10 kişi yetiştirme potansiyeli var. Bunun bir matematiğe koyduğunuz zaman çok kısa zamanda çok fazla insana ulaşmanın mümkün olduğunu görüyorsunuz bu yolla. Bu şuna benzer. Diyelim ki çok acil tavuk ihtiyacı var. E bunun yolu yumurtaların üzerinde sabırla tavukların beklemesini sağlayıp civcive oluşmasını, civcive dönüşmesini ve efendim büyümesini beklemektir, sabretmektir. Eğer bunu yapmazsanız yani bu ilk zamanlar çok şey geliyor. 21 gün bekleyeceksin, o büyüyecek de ondan sonra. Ama eğer sabredersen… Sayıp öyle bir hızla artmaya başlıyor ki. O yüzden öyle bir hızla artıyor ki aritmeti bir büyüme gerçekleşiyor yani. Çok çok inanılmaz bir büyüme gerçekleşiyor. İşte medrese sistemi, halkalar, ders halkaları, özel irtibatlarla, ilişkilerle kurulmuş eğitim düzeni daha sonraları İslam dünyasının tamamına hakim oluyor. Yani İslam’ın orta çağı yoktur derken biz neye dayanarak söylüyoruz?
Orta çağın özelliklerini saydıkları zaman bu özelliklerin özellikle eğitim, üniversite, bilim, ilim, sanattaki gelişimleri baz aldığımızda o orta çağ sizin karanlık orta çağınız. Bizde böyle bir orta çağ yok. Çünkü ilimde, bilimde, felsefe, düşünce bütün alanlarda muazzam bir gelişmenin en çok belirginleştiği yerdir. İşte o orta çağ dediğimiz dönem aslında İslam’ın ashab-ı süffeden edindiği, İslam toplumunun ashab-ı süffeden edinmiş olduğu ilmi birikimin sağda tezahür etmiş halidir. Şimdi normalde bir ilahiyat fakültesi 4 sene sürüyor giriyorsunuz öyle bir zaman kotası konmuş. Deneyece 4 senede bu ilimleri tamam ediyor. Medresede böyle bir zaman tahditi var mı? Var tabi. Yani müfredatlar var. Medresenin de kendi içinde belli işte alanları var yani orta ileri ve giriş diyebileceğimiz. Hiç bilgisi olmayan bir adam medreseden mezunsun sen artık ben medrese okudum demesi için kaç yıl orada zaman geçirmesi lazım. Tabii. Bu tabi öğrenme hızıyla da alakalı.
Tabii hem öğrenme hızıyla da alakalı. Bir de genelde bu tarz kavramları konuşurken ana kuranizme şuradan düşüyoruz. Medrese diye tabir ettiğimiz o bin küsür yıllık bir kurum, yeknesak bir yapı değil. Yani dönem içerisinde bir sürü şekil değiştiriyor. Bin bir türlü şekli var, formatı var. Yani bir sürü medrese var yani Süleymaniye ile Sultanahmet bile aynı değil aynı dönemde olsa bile. Kaldı ki farklı dönemlerde farklı misyonlar da üstlenebiliyor yani. Kuruluş amacı farklı olan medreseler var, darül hadisler var. İslam dünyasının en eski ikinci darül hadisi mesela Çankırı’dadır. Adı üstünde burası hadis mektebi olarak kurulmuştur. Büyük tamamıyla hadis olarak. Tabii kütübüste okumalarının eğitiminin verildiği bir yerdir orası. Şimdi birincisi burası öyle. Medrese dediğimiz sistem bugün aşağı yukarı. 5 yıla tekabül edebilecek bir medreseden mezun olan icazet alan. Adı üstünde icazet şu demektir aslında. Yani artık bu uf herhangi bir ilimde ilerleyebilir. İstediği bir ilim alanını seçip oradan ihtisas yapabilir demektir. O temeli attık burada diyor. 5 yılda bu temel atılıyor.
Aslında icazet dediğimiz şey, icazet adı üstünde tapudur yani. Evet artık yapabilirsin. Ruhsattır bu yani. Yani artık yola çıkabilirsin demek. Oldun değil yani. Yok asla. O işte aslında bir başlangıçtır. Medreseden mezun olduktan sonra artık herhangi bir ilim alanında yürümen mümkün. Bu şey gibi ilahiyatı bitiriyorsun ve diyorsun ki ben kelam konusunda artık ihtisas yapmak istiyorum diyorsun. Evet. Yani işte ilahiyatlar ve Türkiye’de ilahiyatlar dünyanın çeşitli yerlerinde farklı isimlerle anılan medresenin devamı niteliğindeki eğitim kurumları medresenin yerini tamamlıyor mu? Bu onu artık yerini tutuyor mu? Bu ayrı bir tartışma konusu. Ama sonuç itibariyle medresenin devamıdır. Medrese sistemi, eğitim sistemi baz alınarak oluşturulmuştur bu düzende yani.
Ama sormadınız ama hani onun yerini tutuyor mu? Bir kere en büyük eksiği ilahiyatlar metinlerden kopuktur. Yani ilahiyatlar bir alanın herhangi bir tefsirin, fıkın, hadisin literatürünü, tarihini, ricalini, bunları çok iyi bilir ama o alanın en temel metinlerini okumaktan mahrumlar genelde.
Çünkü çok köklü bir Arapça altyapısı gerektiriyor ve malumat sahibi yapıyor. Yani o ilme dair bilgi sahibi yapıyor ama o ilmin kavram şemasını efendim, o ilmin işte İslami ilimler içindeki yerini, o ilimde mahir olmuş alimlerin derinliğini ilahiyatla göremiyoruz.
İlahiyatın da medreseden üstün olduğu yerler var. Ben bunu her zaman söylüyorum. Yani şu bizden çok bekleniyor bir medreseli olarak. Hakikaten bugün ilahiyat fakülteleri özellikle son dönemlerde çok daha ıslah edilmiş ilahiyatlarımız var, çok güzel ilahiyatlarımız var. Öğrenciler böyle biraz küçümseyen bir şey var yani. Bizden de o bekleniyor hani medreselisin biraz ilahiyatlara eleştirsin. Ama bu da yapılıyor zaten. YouTube’a açtığın zaman ee bunlar da ilahiyatlı uzak durun bunlardan falan diye bir sürü öyle nasihat var falan dedi. İşte o çocukları zehirliyor. Çocuk 4 yıl okula gitmiyor. Ondan sonra yani anlamsız bir şey yani çok cüretkar davranmalarına sebep oluyor. Mahvediyor hayatını. Ben böylelerini gördüm ya. Yani niye gitmiyorsun oğlum okula? Hani ben işte medrese de okuyor onu da okuyamıyor zaten. İki arada bir dere de ne deve ne kuş bir şey kalıyor yani. Hayır bugünkü ilahiyat müfredatı özellikle bazıları çok ıslah edilmiş, çok güzel bir kıvama getirilmiş haldedir. Eksik olan tarafları Arapça ve Metin okuma kabiliyeti. Onu da zaten ilahiyatların kenarlarında yanında yöresinde çok fazla medreseler var artık. Allah’a şükürler olsun. Yani o da yoksa e medrese var oraya gelin. O tamamlanınca ilahiyat bir adamı bir medrese mezunu seviyesinde bir yere getirir bırakır. Bak bunu çok şey bir şey yani bu sözün altında kalma ihtimalim var. Yani bu sözün neye mal olacağını bilerek söylüyorum bunu yani. Evet bugünkü ilahiyatlar eğer o eksik yanları tamamlanırsa bir kadim medreselerin yerini tamamlayabilir doldurabilir. Tabi ehl-i sünnet itikadına muhalif herhangi bir anlayış benimsemeden olur. Evet. Değil mi? O zaten anlayış, itikat, inanç dediğim için bundan paralel yani farklı bir yürüyen bir şey yani. Anladım.
Bu inanç ve inanç. Sağlıklı kaynaklarla eğitim veren ehl-i sünnet itikatına uygun eserlerle. Tabi. Dört yılını beş yılını neyse ilahiyette geçirmiş bir adam medrese üç aşağı beş yukarı denk olabilecek bazı ilahiyat fakülteleri vardır ülkemizde. Tabi tabi çok çok güzel ilahiyat fakülteleri var. Sayısı artınca biraz hani hani bu… Niteliği düşüyor mu acaba? Tabi renk düşer hani hani büyütünce resmi fotoğrafı çözünürlüğü azalır. Biraz hızlı yayıldı.
Çok böyle yeterli insan kaynağı olmadan çok fazla yere ilahiyat açıldı. Bunun bazı zaafları eksikleri olmakla beraber zaman içerisinde o eksik zaaf da tamamlanır. İmam-ı hattip okulu ve ilahiyat fakülteleri çok iyi bir fırsattır. Eksikleri olmakla beraber bir adamın İslami ilimler alanında yani bilgi sahibi olmasını hatta eğer medrese ile takviye olursa alim olmasını sağlayacak kurumlardır. Yani bu bizim gibi medreselilerden çok duyulmayan bir şey ama ben bunu açıkça söylüyorum.
Burada bir de şöyle bir yanısama var arkadaşlar. Hani adam diyor ki mesela ben ilahiyat fakültesinden mezun olunca ne yapacağım? İman mı olacağım? Ya da medrese okuyup ne yapacağım? Modern hayat bize her şeye böyle pragmatik bakmayı öğretiyor. Yani bunu okuduğum ne olacak? Buradan çıkarım ne olacak? Biz Müslümanız ve dinimizi bilmek zorundayız. Burada Muhammed kameramanlık yaparken de medrese okuyabilir. İlla buradan bir şey kazanacağız, bir yerde istihdam olacağız niyetiyle değil dinimizi Cenab-ı Allah’ın bize göndermiş olduğu Kur’an-ı Kerim’i, Sünnet-i Seniye’yi daha iyi anlamak ve kendimizi tezin etmek için de biz medreseye ve dahi ilahiyata gitmeyi düşünebiliriz. Ben dün bunu düşündüm yani. Ben neden ilahiyat okumayayım ki dedim ya da neden bir medreseye gitmeyeyim ki? Kendime bir Allah’ı seçeyim. En azından daha dolu dolu konuşurum, daha iyi bilirim falan. Yani ille de buradan bir ikbal kaygısıyla buna başlamamak gerekiyor.
Peki şimdi biri geldi, atıyorum herhangi biri işte üniversiteden mezun olmuş, şey okumuş kendisi iktisat okumuş. Ben medresede ilim tahsil etmek istiyorum dedi. Her geleni alıyor musunuz yoksa bazı şeylerden geçiyor mu? Kriterler var mı? Çok güzel bir soru daha Allah razı olsun. Şimdi biz yaklaşık 3 yıl önce ilim ve hikmet okulu diye bir şey başlattık. İlahiyat dışı işte tıp, mühendislik efendim, sosyoloji, felsefe bütün alanlara hitap eden bir eğitim programı çıkardık.
Bu ne? Aslında bu İslami ilimlerden damıtılmış temel, öz bilgilerin aktarıldığı bir eğitim programı. Burada çok derin bir Arapça yok. Bir ilahiyatçı klasik Arapçayı bilmesi fazilet değil farzdır. Ama bir sosyoloji okuyan bir kardeşimiz tefsir, hadis, kelam bunları bilsin. Yani o tarihini, efendim geçirdiği evreleri, tartışmalarını, problemlerini bilsin. Ama bunları ana metinden okuması gerekmez. Onun için bir fazilettir diyoruz. Birisine farz olan ona fazilet. Ben son yıllarda özellikle buradaki yani ilahiyat dışı gruplardan gelen kardeşlerimizle daha özel ilgileniyorum. Çok güzel çocuklarımız var. Hukuk okuyan, tıp okuyan, mühendislik okuyan. Bu kardeşlerimizin medrese eğitimiyle buluşmasını, medrese eğitiminin bunların anlayabileceği ve yani idraklerine uygun hale dönüştüreceği bir sistem ihtiyacı vardı. Biz bunu yaptık iki yıl önce. Çok güzel bir şeye de formatada dönüştü. Harika bir fikir bu. Çok harika. Yani ben açık şunu söyleyeyim. Yani ilahiyatlardan çok ben o kardeşlerimize ilgileniyorum. Daha çok seviyorum. Yani makale verirsin, okur, efendim yani her türlü görevi, ödevi fazlasıyla yerine getirir. Bir çalışma şeyi var. Disipline var yani. Aynen öyle. Zaten disipline edilmiş bir şekilde geliyor. Peki tekrar döneyim. Şuraya bir daha şunu ekleyeyim. Şimdi ilahiyatçı zaten sabahtan akşama kadar okulda fıkıh, tefsir dinlemiş bir de geliyor karşına senin yorgun, ardın, biraz da başka bir şeyden bahsedin gibi ama o çocuk öyle değil. O zaten aç geliyor. Aç geliyor yani. O zaten yani yazılımcı, rakamlarla uğraşmış akşama kadar bir geliyor burada, peygamberini dinliyor. Bayılıyor yani. Ve bu işi yani inşallah çok bu da iyi bir yere gelecek Allah nasip edersin. İnşallah. Bir tanem uzun. Tekrar soruyorum. Gelende ne arıyorsunuz? Ben bu medreseye kayıt olmak istiyorum ve burada dini ilimler. Bir üniversitede mezun olmamış mesela.
Sıradan bir delikanlı geliyor lisenin sonunda. Medrese okumak istiyorum diyor. Niye bakıyorsunuz? Birincisi bir çok fazla başvuru olduğu için bir seçme şansımız. Neyi görebilirmişsiniz? Yani birincisi hafızsa bu bir öncelik mesela. Hafızlığı bir öncelik olarak görüyoruz. İkincisi mülakatlar bizim böyle 5-10 dakikalık değildir, daha uzundur. Ne arzuladığını, ne amaçladığını yani aynı hedef için mi buradayız?
Bunu anlamaya çalışıyoruz. Yani İslami ilimler öğrenmek mi istiyor yoksa imamlık sınavı kazanana kadar bir yerde takılmak mı istiyor? Şimdi böyle burada yanlış bir şey olmayabilir yani. Hani sınavlara bekliyorum. Nerede bekleyeyim? Bir medresede bekleyeyim. Ama bu böyle bir şey değil yani. Yani biz onlar için ayrı bir program yaptık daha sonra. İmamlığa hazırlık kursu yaptık. İmamlığa hazırlık kursunda hitabet dersi işte. Buna benzer. Yani pratize edilebilecek, hemen halka götürüp taşıyabilecekleri bir eğitim programı uyguladık.
Bu mesela bizim seçmemizde önemli bir etken olabiliyor yani. Hani öğrencinin amacı, hedefi, gayesi ne yani? Ben gerçekten İslami ilimler eğitimi görmek istiyorum diyen kişiyi çok rahat bir şekilde anlayabiliyorsunuz ağabey. Bu biraz da mücerret bir şey yani. Bu önemli bir etken mesela. Mesela okul puanlarına bakıyoruz muhakkak. Üniversiteye giriş puanlarına bakıyoruz. Onlar da çok belirleyicidir yani. Referanslarına bakıyoruz. Kim göndermiş, yönlendirmiş oraya. Ama daha çok amaç birliği bizi etkiliyor, belirliyor.
Ne istiyorsun yani? Hani burada neden buradasın diye çok temel bir soru var ya. Onun gibi yani. Ücret ödüyorlar mı? Ücretten? Hayır. Hiç elini cebine sokmadan konaklıyor, yiyor, içiyor, ilim tahsil ediyor. Hayır. Bu çünkü medresenin özel taraflarından bir tanesidir. Bu yani ben babamın vermiş olduğu aidatlarla okumadığım için kendimi milletin evladı olarak görüyorum. Bu medreselerde büyüdük, bu medreselerde okuduk, yetiştik.
O yüzden millet derdi, millet davası. Bir de kimin seni yetiştirdiğini bilmiyorsun da. Bu çok özel bir şeydir.
Bir hadise anlatayım, bir hikaye.
Acemi Birliği’nin olduğu bir şehre gidiyor birkaç abimiz buradan. Yemin Töreni’ne. Fakat işte bir gidiyorlar ki oteller filan bayağı dolmuş. Yemin Töreni var. Şehir çok kalabalık. Bir yerde namaz kılıyorlar namazdan sonra. Diyorlar ki ya şu imama bir sorsak ne yapabiliriz, nerede kalabiliriz? İmam bunlarla çok ilgileniyor. İşte bayağı. İşte bir çıktık diyor camiden. İmam herkese selam veriyor. Bayağı sosyal insanlar hürmet ediyor. Genç de yani işte böyle adamlar yetiştirmemiz lazım filan dedik diyor bizde.
Ondan sonra neyse oturduk bir yere işte hocam dedik bizim de bir yerimiz var. Biz de oranın mütevellisiyiz. Biz de oranın işte hizmetindeyiz. Bunlar esnaf abiler. Neresi işte söylüyor çocuk buradan mezun. Onu o yetiştirmiş. İkisi orada karşılaşıyorlar. Yani çok acayiptir yani. Belki cenazesini kıldıracaktı. Başka bir ortamda karşılaşacaklardı. Senin cenazeni kıldıran senin eğittiğin, yetiştirdiğin. Senin yetiştirdiğin birisi. Ve böyle binlerce insan yetiştirir. Bu bizim civan mert, cefakar, Anadolu insanı.
Bu medreselerin aslında ensarı dediğimiz kişiler, mütevellisi Allah razı olsun. Yani bunun burayı özel kılan şeylerden bir tanesi de odur. Öbür türlü profesyonelliğe çevirir. Ehliyet kursuna dönüştürebilir. Geldi başladı eğitime. Hangi hallerde yani medrese sen bizim aradığımızda oradan değilsin gidebilirsin dediğiniz oluyor mu? Oluyor çok oluyor. Kendi zaten eğitim mufredatını programını kaldıramıyorsa eğer altından kalkamıyorsa e zaten müsaade istiyor.
3 şeyin en azından bir tanesinin sağlanması gerektiğini söylüyorum ben her zaman. Bir zeka, iki ahlak, üç istikrar, istikamet. Yani disiplin yani. Bunlardan en azından bir tanesi hasıl oluyorsa bu kardeşimiz idare edilmeye değer. Ama üçü de yoksa? Yani üçü de yoksa bu üç şeyden geçemiyorsa bu uzaklaştırılması gerekiyor. Yani bunun daha başka alanlara yönlendirilmesi gerekiyor. İslami ilimler diyoruz. Şimdi yani çok ciddi bir alan. Şimdi bakıyorsun çocuk kaldıramıyor yani. O tempoya ayak uyduramıyor. Performansı yetmiyor. Hem zeka olarak hem de normal bir fiil. Şeyde performans buna uygun değil. E bunu gönderilmesi lazım. E zaten medreseyi medrese yapan özel insanların yetiştirildiği yer olmasıdır. Herkesin gelip girdiği yer medresi olmaz yani. O endüstriyel eğitim anlayışı okullarda oluyor. Sonra sizin de yaptığınız o hani Ensar dediğiniz az önce bu kadar insanın kafa yordu, emek verdiği para akıttı, mesai harcadığı şey bu sefer asli görevinden uzaklaşmış oluyor. Orası kreşe dönüyor artık yani. Aşağı yukarı bir kişinin aylık masrafı yani bir kişiyi eğitmenin aylık masrafı bugün neredeyse 5-6 bin lirayı buluyor. Bir kişiyi eğitmenin yıllık masrafı düşün 50-60 bin lira işte 5 yıla hizmet veriyorsun. Yani bir adama 350 bin lira yatırım yapıyorsun.
Yani bunu bir insan veriyor. Bu adam arabasını değiştirebilir, çocuğuna yatırım yapabilir. Bir davaya bir ideale inanıyor. O uğurda parasını sarf ediyor, seferber ediyor ve bir insan ortaya çıksın diye. Dolayısıyla diken üstünde iş yapıyoruz. Yapmamız lazım. Öyle olması gerekiyor. Yani bunun bilincinde olmak lazım her dem. Evet kesinlikle. Bu her zaman söylüyorum arkadaşlar. Medrese o meşhur Kur’an-ı Kerim’deki hikayeyi de biliyoruz ya.
Hz. Süleyman’ı tehdit ediyor hudut kuşu. Yani bu vakıf malıdır. Abdest alırken bile fazladan akıtmış olduğumuz suyun hesabını veremeyiz. Yani biz burada emanetçileriz. Bir aracı durumundayız. Birileri buraya servetlerini seferber ettiler. Birileri de buradan ilim ve eğitim görüyorlar. Ve biz de burada bu imkanı oluşturmanın aracılarıyız sadece yani. Yoksa vebali çok ağır olur. Allah bunun hesabını çok ağır sorar diye. Ama bütün kardeşlerimiz bu konuda çok titizdirler yani. Şu an İstanbul’daki medrese sayılar hakkında bir fikiriniz var mı? Kaç medrese vardır? Bir ara bununla ilgili bir… Böyle bir istatistiksel çalışma var mı? Var. Yapıldı. Bir ara bir çalışma yapılmıştı. Sadece İstanbul’da. Ya tabii kendisini medrese diyen ama sadece Sıbyan çocuklara Kur’an öğreten yerler de var. Onları buna dahil etmezsek. Bildiğimiz medrese müfredatını eğitim olarak ilahiyat öğrencilerine tedris eden kurumların. Yanlış hatırlamıyorsam şu anda rakamda yanılmış olabilirim.
250 ayrı merkez var denilmişti. Öğrenci sayısını da aşağı yukarı bir ne kadardı? Yani iyi bir miktarda öğrenci sayısı da vardı yani. Peki bu hani farklı cemaatler kendi medreselerini açıyorlar ve böyle bir hizmet alanı. Bu 200 diyelim mesela 250 tane medrese var İstanbul’da. Bunların birbirleriyle olan diyaloğu nasıl? Yani böyle bir netvork var mı aralarında? Görüşüyorlar ya işte hocam ben kelam dersine girecektim.
Rahatsızlandım bugün sen gel buraya gir. Ben oraya geleyim işte şöyle. Böyle bir mesela ya da şey icazet veriyorsunuz bir icazet birliği var mı? Yani sizden icazet alan A cemaatinin medresesinden icazet alan bir hoca, bir molla, bir talebe artık ne diyorsanız B cemaatine gidip orada ders verebiliyor mu? Şimdi bu aslında daha temel bir sorun. Yani böyle bir yani cemaatlerin birbiriyle iletişim ve ilişkisinin bu soruyu tam anlamıyla cevaplıyor. Yani iki cemaat arasındaki münasebet neyse cemaatlerin medreseleri arasındaki münasebet de aşağı yukarı öyle. Bir cemaatin kendi içindeki farklı fraksiyonlarının açmış olduğu medreselerde bile yeterli seviyede ilişki irtibat yok. Bunu biz çok eski bundan bir 10 yıl önce yani daha 15 yıllık biz 14 yıllık bir medreseyiz. İlk zamanlar ya bir araya gelelim çay içelim müfredatı konuşalım gibi bazı girişimlerimiz olmuştu.
Ama işte medresenin eksik taraflarından bir tanesi acayip derecede dünyaya kapalıdır abi. Yani medreseli Türkiye’yi bilmez. Acı gerçeklerimizi söyleyelim yani. Ben zaten şunu söylüyorum yani bir medreselinin zaafları ilahiyattan fazladır. Türkiye’yi bilmez, dünyayı bilmez. Yaptığı işin dünyada neye tekabül ettiğinin farkında değildir. O yüzden biz medresede ben roman okuturum, edebiyat, dünya tarihi, bilim tarihi. Bizim medresenin müfredatında bilim tarihi, dünya tarihi, siyaset tarihi hepsi vardır.
Matematik bizzat ben de matematik dersi alıyorum. Aldım uzun süre yani. Şimdi İngilizce de başlayacak uzun süre İngilizce dersleri doldu. Böyle bir medrese. Bugünkü dünyada neye tekabül ettiğini anlayamazsanız bu tarih eser bir vazoya döner. Yani tarih eser bir bardakla su içmezsin çok kıymet verdiğin için. E bu ne anlam ifade eder ki hani bu kadar para sarfiyatı enerji insan kaynağının buraya yönelmesinin bir anlamı olması lazım. Bugünkü dünyaya bir şey söylememiz lazım bizim. Aynen. Neye tekabül ediyor? Biz neyle uğraşıyoruz? Bizde bir de hafta sonu seminerleri oluyor abi. Mesela biz hoca ediyoruz ki hocam ben bir ilayatçı, bir medreseli olarak bana 10 derste kimyayı anlat. Yani ben kimyacı olmayacağım zaten. Buna benzer seminerlerimiz oluyor. Hafta sonu seminerleri. Biz medrese eğitimine bunları da dahil ettik yani.
Çok böyle roman, edebiyat, şiir okumaları da bizde yoğundur. Film izlemeleri mesela haftalık bir film birinin bilir kişinin analizleriyle film izlenir ve analiz yapılır. Önemli filmler izlenir orada mesela. Belgeseller izlenir. Bunların olması şart. Yani bunlar olmazsa tarih eser bir şey olur. Sen şimdi bugün bir trafik ışıklarını alıp 500 yıl önceye götürsen neyi karşılar ki? Hiçbir şey ifade etmez.
Bugün hayati emmiyete sahip bir alettir o. Bir trafik ışıkları üzerinden endüstri devrimini hatta efendim Fransız ihtilalini bile anlatabilirsin icabında. Ama tek başına götürdüğün zaman bir şey ifade etmiyor. Oradan buraya getirdiğinde de bir şey ifade etmez. Yani tarihi bir gerçekliği, tarihi bir hatırası ve hatırı olur. Hatıra taşır, hatıra değeri taşır. E böyle olsun istemiyoruz. Birileri böyle olsun istiyor. Numuneyi imtisal böyle tarihi eser, vazoluk bir şey gibi bakıyor. Hayır ağabeyciğim bizim dünyaya bir teklifimiz var. Eğitime, ahlaka, dünya siyasetine, insanoğlunun hayatını öyle ya da böyle ilgilendiren her şey dini ilgilendirir ağabey. Din bu demek. Dini ilimlerde aslında bunu ifade ediyor. Yani sen hocasın. Ne işin var senin enflasyonla bilmem neyle ekonomiyle? Ya Kur’an faiz haram demiyor mu? Yani. Beni direkt Kur’an ekonomiye sevk ediyor.
Ya da matematikle ne işin vardı yani? Bu arzayı nasıl bölüştüreceğiz? Ha Rezmi öyle diyor ya kitabının başında ben burada ümmet diyor kendi miras payını daha kolay yapabilsin diye. O niyetle diyor bu ilimlere kafa yordum. Dolayısıyla kullanışlı olmayan İsmail’in çok güzel bir sözü var. Din bana sokakta lazım diyor yani. Din bana kampuste lazım. Din bana çarşıda lazım. Medresenin içindeki dini ne yapayım ben diyor. Yani dışarıda yaşama uyarlayabileceğim. Doğrularımı orada hayata geçirebileceğim bir din. Yani kullanışlı bir din yani fonksiyonel. Evet. Yani bu bir medreselerin zafı en önemli zafı. İşte medreseden çıkıyor adam yani sudan çıkmış balık diye bir tabir var ya. Öyle yani ben çıktığımda öyleydim işte. Yani çok önemli bir şey bitirmişsin. Klasik betinleri okuyabiliyorsun yani. Ama hiç öyle bir tip yok ya Muhammed hocam.
Yani ben bakıyorum yani bana da söyle ki bu adam medrese kurdu medresede müderist deseler. Ya inanırım ama ihtimal vermezdim yani. Yani böyle film yönetmenine daha çok benziyor ki bir şey. Yani bu kötü bir şey değil ama yani. Bu güzel bir şey. Bizim böyle figürlere çok ihtiyaçımız var abi. Eyvallah. Yani şöyle abi benim şahsen özel olarak 3-4 yıl boyunca sokrattan hatta pirosokratik dönemden başlayarak modern çağlara kadar ki felsefe metinlerini bizzat metinlerinden okuyarak bir eğitim aldık. Ben böyle bir eğitimden geçtim. Sosyoloji metinleri okuduk. Ben mesela özel olarak kişisel olarak çok özel merakım olduğu için böyle ciddi seviyede bir psikoloji okuman vardır benim mesela.
Çok iyi bilirim Freud’ün metinlerini falan okumuşumdur mesela. Yani bu işte her medreselenin yapması gereken şeydir. Bu demiyorum tabii ki ama bunlar olmadığında onun bir karşılığı yok. Ya antropoloji bilmek zorundasın. Arkeolojiden haberdar olmak zorundasın. Antropoloji bilmezsen öyle bir insanlık tarihi serüveni götürüyor ki önüne. İslam da onun içerisinde böyle geçici bir şey olarak gösteriyor yani.
Bir rüzgar gibi. Tabii tabii diyorlar ki işte tek tanrıcılık da bir dönemdi. İşte sen antropoloji bilmen senin için bir fazilet olmaktan çıkıyor. Tarihi nasıl ele aldığın geleceği belirler. Yani nasıl ele aldığın ve nasıl anladığın tarihi nasıl bir geleceği kuracağını direkt belirliyor. Şimdi ne diyor Freud mesela hani söz oradan açıldı. E diyor ki ya insanın tanrı inancı aslında babasıyla kurduğu ilişkiye çok benzer. İnsanlığın gelişiminde insanlık dediğimiz şey tarihin seyri boyunca efendim belli dönemleri var. Şimdi çocukluk dönemini atlatıyor insanlık. Dolayısıyla babasıyla babasına isyan edecek hatta en arketip özelliklere bakarak yani en ilkel şeyleri göz önde bulundurarak diyor ki işte babasına öldürmeye kalkışacak annesine sahip olacak. Rezil rezil şeyler de var tabii. Dolayısıyla insanlık dinden uzaklaşacak. İşte bu hani nedensellik dediğimiz şeyin psikolojideki karşılığı Freud’dür. 19. yüzyıl persefesinin bir yansımasıdır. İşte tarihteki karşılığı Marx’dır. O da aynı şeyi söylüyor. İşte biyolojideki karşılığı evrimci işte Darwin’dir. Şimdi mesela bak bunlar dikkat et abi. Okumalar yapıyoruz arkadaşlar o yüzden hani böyle. Biliyoruz da konuşuyoruz. Darwin mesela bak mesela bunlar aynı şeyden bahsederler. Hepsi aynı şeyden bahseder.
Hepsinin en temelde tarihin insanın bir gelişme süresi serüveni olduğunu ve dönem içerisinde dinin yok olacağını bir kâhanebvari bir tarzda ifade ederler. Öyle oldu mu? Olmadı. Devlet eliyle yıkılan kiliseler şey döneminde yani Lenin, Stalin’in yıkıp yok ettiği hatta bunlar ileride olur da bir yanlışlık aslında olmayacak ama olabilir hani.
İnsanlık dine bir daha dönmeyecek daha ne olur ne olmaz diye bütün kiliselerin yerine başka şeyler işte binalar inşa ettirdikleri yerleri bugün ortodoksdur Ruslar. Ben Rusya’ya gittiğimde adım başı kilise neredeyse tamamı bizzat devlet eliyle yapılmış. Ne oldu? Oldu mu? Olmadı. Demek ki boş açıklı ama bunu söyleyebilmen için bunu bilmen gerekiyor. Bilen yönetir hocam İhsan Fazloloğlu hocamızın kabiliyle. Bilen yönetir. Bilgi bugün her şeyden önemlisi güçtür. Muhammed hocam programın sonuna geldik. Size kimler gelsin? Yani şu an bu izleyenlere şöyle bir şey söylemeni umuyorum yani arkadaşlar şöyle şöyle iştiyak varsa içinizde şu şu şu özelliklere hainseniz. Siz bizim aradığımız adamsınız. Gelin talebe olun. Ama şu şu şu şu şu seviye değilseniz zul toplantılarına. Derslere katılın. Katılın yine bundan şey kalmayın diye. Mesela benden medrese talebesi olur mu? Olmaz. Niye olmaz? Olmamalı da zaten. Senin youtuber olarak kalmalı mıyım? Kalmalı. Biz bir ordunun fertleriyiz. Senin yerin yemek pişirmekse yemeğini pişir. Bizi doyur. Yok eğer cephede mücadele etmekse. Ama ben senin youtuber konuk aldım. Ölmekse hiç hoş mu yani şimdi bu hocam? Konuk olarak alırız seni bizde. Medreseye bir konuk olarak alırız. Şimdi birincisi şöyle üç sınıf insan yani üç grup insan bize gelebilir. Gelmesini isteriz. Öncesinde bir şart düşeyim. Hanım kardeşlerimizle yönelik maalesef bir faaliyetimiz yok. Niye yok? En kısa zamanda bunu yapmamız gerekiyor. Niye hep önce erkekler? Erkek olduğumuz için olabilir belki. Ama yani böyle olmaz ki. Buna ne zaman dur diyeceksiniz? Yani evet buna bir yerde durmayalım. Hanım medresesi var mı? Var çok var. Var yani değil mi? Var tabii çok var. Ya aslında ben özel olarak ders verdiğim bir kız grubu vardı. Onlar çok daha iştiyaklı. Yani ödevlerine verdiğin derslere hatta. Ve madem öyle niye o zaman… Şuradan da sorumlu muyuz der. Mesela seni kastetmediğin yeri de ekler ödevine sorumluluğuna. Bizim oğlanların tam tersi yani. Oğlan seninle pazarlıkla… Tamam madem bu kadar böyle de niye o zaman daha az hanım medresesi? Bizim imkanlarımız şu anda anca bu kadar. Yani geliştikçe o da olacaktır Allah nasıl isterse. İnşallah. Evet. Kim geliyor hocam? Birincisi. İlahiyat okuyan bir öğrenci medrese eğitimi almak istiyorsa
ve buna sabredip tahammül göstereceğinden eminse gelsin. Gerçek manada bir İslami ilimler. Kelime çok hoş değil ama uzman olsun. Medreseydi. Bizim müfredat da çok rahattır. Dediğim gibi öyle yani. Çocuk zaten okulda 6 saat ders görmüş. 6 saatte biz ders verir. Öyle bir şey yok. Haftanın belli dönemlerinde belli zamanlarında ders saatleri olur. Etkinlik çoktur bizde. Bu bir. İlahiyatçıya çağrımız bu. İlahiyatçı olmayan bütün gruplardan özellikle şu sınıflardaki
yani şu bölümlerdeki öğrencileri iştiyakla bekleriz. Sosyal bilimler, sosyoloji, felsefe, psikoloji, hukuk, efendim, iktisat, siyaset. Bu alanlardaki, bu alanlar başta olmak üzere ilahiyat dışı grupların tamamından gelip İslam’ı öğrenmek isteyen İslami ilimleri böyle derinlemesine bir alim olacak seviyede değilse bile aldatılmasına engel olacak düzeyde bir İslami eğitim almak istiyorlarsa gelsinler. Bu da ikinci sınıf. Üçüncüsü de hafızlığını bitirmiş imam olma hedefi var. Yani bir an önce görev alma hedefi olan kardeşlerimize yönelik de bir programımız var. Hafızlığı bitirmiş öğrenciler, eline diplomasını almış öğrenciler gelsinler bize müracaat etsinler. Bu üç sınıfın en önemseydiğim sınıf ikinci grup. Beşleri ilimlerde okuyan, lisansını yapmış dini ilimlerden haberdar olmak, okumak, derinleşmek. İsteyen eğitim görmek isteyenler yani oradaki o tabi sati çok basit bir eğitim değil tartışmalarına, kavramlarına vakıf olabileceği yani orayı. Şimdi iktisatçı mezun oluyor beşeri ilimler onu istiyorsunuz, biyoloji okuyanlar istiyorsunuz da youtuber niye olmuyor onlar niye kendi cephesinde onlara da ihtiyaç var deyip de geçiştirmiyoruz da youtuberlara böyle bir ayrıcalık yapın. Evet şu anda ne kadar büyük bir hata yaptığımızı fark ettik. İşte bu şeye de uyarız. Abi teşekkür ediyorum. Kıymetli dostlar peki abinin bu medresesiyle ilgili sosyal medya sayfalarını merak ediyorsanız eğer şu an aşağıda gördükleriniz bu sosyal medya adresleri buralarda ulaşabilirsiniz. Darül ilim medreselerine Muhammed yazıcı hocama ulaşmak istiyorum diyorsanız da onun da sosyal medya adresleri şu anda yazıyor. Bu arada bir şey unutmayın unuttuğunuzu biliyorum çünkü özellikle programın Finland’ı bunu hatırlatmak istedim.
Zira bu çok önemli yani bunu mutlaka söylememiz gerekiyor. Lütfen videoyu beğenin çünkü beğenmiyorsunuz bunu fark ettim. İzliyorsunuz kendi içinize doğru beğeniyorsunuz öyle içinize doğru beğendiğinizden bizim haberimiz olmuyor. Rica ediyorum hemen şurada bir tuş var bakınız ona bastığınızda videoyu beğeneceksiniz. Bu video ihtiyacı olan belki birinin önüne düşecek bu vesileyle. Çok teşekkür ederim. Rica ederim. Ben de teşekkür ederim. Çok memnun oldum tanıştığımı. Ben de. Sizi daha yakından tanımak isterim. Eyvallah inşallah.
Peki çok ihtiyaclı oldu bir başka programda yeniden görüşünceydik.
Allah’a emanet olun ahiriniz evvelinizden hayırlı olsun inşallah.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir