Sokakta Oynayan Çocuklar Artık Yok! | Bekir Develi ile Peynir Gemisi | Doç. Dr. Yavuz Samur | 4K
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=N9lbB8-2dxU.
Online alışverişte güven arayanların adresi, Özboyacı Altın, Bekir Develi ile peynir gemisini sunar.
Hoş geldiniz kıymetli dostlar. Cumanız mübarek olsun. Bizleri böyle güzel bir vesile ile yeniden buluşturan Allah’a hamd ediyoruz. Bu yepyeni peynir gemisi programının bu bölümünde hakikaten böyle sadırlara şifa, dertlere deva bir içerikle huzurlarınızdayız. Hepimizin evinde bilgisayarlar ve hepimizin cebinde cep telefonları ver. Önceleri çocuklarımızla iftihar ediyorduk. Mutlaka vardır sizin de etrafınızda öyleleri. Çocukları böyle torunlarının ya da küçük çocuklarının telefonu verirler ve şey derler ya ben bile bu özellikleri bilmiyorum. Alıyor eline, oralara giriyor, çıkıyor, açıyor, kapatıyor. Çok zeki maşallah amcası falan diye böyle övgü ile, hayranlıkla bahseden büyükler. Çocuklar 12, 13, 14 yaşına girip Fortnite, PUBG, Valorant dünyasına girip de ellerinden telefonu alamadığınız vakit o çocuklarından övünerek bahseden büyükler artık uzmanlara gitmeye başlıyorlar.
Bu çocuk okula yeterince önem vermiyor, ders yapmıyor ve sürekli bilgisayarın başında. Bundan nasıl kurtulacağız? Bu istikamet, hayırlı bir istikamet midir değil midir diye uzmanların görüşüne başvuruyorlar. Şimdi bu aslında hepimizin ortak sorunu. Bugün birbirimizin evini misafirliğe gittiğimizde birinci olmasa dahi ikinci, üçüncü konu bu oluyor. Bizim çocuk bu bilgisayara bağımlı. Biz ne yapacağız? Özellikle de ben YouTube yaptığım için son zamanlarda nereye gitsem anne babalar bana bu meyanda şeyler soruyorlar.
Biz de bu derde bir deva olsun için bugün sosyal medya telefon bağımlığı konusunda Türkiye’deki en yetkin isimlerinden birini misafir ediyoruz. Bahçeşehir Üniversitesi, İğitim Bilimleri Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölüm başkanı, doçent doktor Yavuz Samur. Hoş geldiniz. Hoş geldin hocam. Nasılsınız ustam? İyiyim sağolun. Siz de nasılsınız? Ben de iyiyim. Bakıyorum eliniz telefonunuzdan ayrılmıyor. Bu da bir bağımlık mı? Evet, hep böyle bir dokunma ihtiyacı hissediyor.
Yavuz hocam bu girişte bahsettiğim o şeylere katılıyor musunuz? Gerçekten böyle bir bağımlılık var mı? Ben daha önceden YouTube’da sizin bazı programlarınızı izledim. Bir T-dex konuşmanızı izledim. Orada diyorsunuz ki Plagomani’den bahsediyorsunuz, Monofobiden bahsediyorsunuz ya da Attention Economy diye bir şeyin oldu ve insanlara buna ciddi mesai sarf ettiğinden bahsediyorsunuz. Bu önümüzdeki program zarfında, o zaman zarfı içerisinde bunun hepsini sizinle konuşmak istiyorum. Bir bağımlılık var mı, abartılıyor mu gerçekten?
Bağımlılık var demek her zaman çok kolay olmuyor. Peki hocam. Çünkü bağımlılık mı, bağlılık mı arasındaki kavram farkı önemli. Ne farklar arasında? Şöyle bir fark var. Şimdi bütün işimizi gücümüzü bu cihazlar üzerinden yapıyoruz ya artık. Yani ulaşmamız gerekiyor çocuğumuzu, eşimize. Bağımlı mıyız, hayır bağlıyız. Bir arama ihtiyacımız var. İnternetten arama yapacağız. Bağımlı mıyız, hayır bağlıyız. Bir şey satın almak istiyoruz. Alışveriş yapacağız. Siyat karşılaştıracağız.
Yemek sipariş edeceğiz. Market sipariş edeceğiz. Bağımlı mıyız, hayır bağlıyız. Web sitesi tasarlıyoruz ya da sosyal medya için içerik üretiyoruz. Bağımlı mıyız, hayır bağlıyız. Çünkü işimiz bu. Bu şey gibi oluyor yani. İşte sabahtan akşama kadar ekranın karşısında web sitesi tasarlayan birine, ya sen de ne kadar bağımlısın ya. İşte kapat artık demek gibi bir şey. Şimdi dolayısıyla bu noktada şunu aslında anne babaların velilerin, ebeveynin, bizim biri olmamız lazım. Ben burada ne yapıyorum, içeride ne yapıyorum?
Eğer yaptığım şey, işime yarayan bir şeyse, gerçekten işimi oradan görüyorsan o zaman bağlıyım. Bağımlı değilim. Bağımlılık dediğimiz kavramda başka şeyler işin içine geliyor. Bir onsuz yapamama, o olmadan yaşayamama. Sürekli aklının orada olması. İstemesen de telefonun çalmasa da, titremese de sürekli onu kontrol etmen.
Sürekli elinin oraya gitmesi. O olmadığında yapacak bir şey bulamamak. Ya da uzun süreler boyunca onun karşısında olman. Bunun sonunda belki fiziksel olarak ağrıların olması. Elin ağrıyor, bileğin ağrıyor, kolun ağrıyor, boynun ağrıyor. Ya da kilonun arttığını fark ediyorsun çok fazla oturduğundan dolayı. Ya da yine sana başkaları çok baktığını söylüyor. Bununla çok vakit geçirdiğini söylüyor. Ya da bunun haricinde yapacak başka hiçbir etkinlik bulamıyorsun yani. Telefon yoksa sanki hayatta yapacak başka hiçbir şey yokmuş gibi hissediyorsun. Aynen öyle. O yüzden mesela çocuklara da şunu soruyorum ben. Olmasa ne yapardın? Eğer buna bir cevap geliyorsa resim çizerdin. İşte dışarıya çıkardım, futbol oynardım, şunu yapardım, bunu yapardım gibi cevaplar geliyorsa sorun yok diyorum çok fazla. Ama o olmadığında yapacak bir şey bulamıyorsa o zaman sıkıntı yani alarm diyorum ben onlara. Alarmlar bize çalıyor. Bu artık bağımlılığa giden yol mu yoksa bu artık bağımlı bir kişi olmuş mu?
O bağımlılığa giden yol, bağımlı olduğunu da işte dediğim gibi mesela kilosu artmış, başarısı azalmış yani ders başarısından bahsediyorum. Yapması gereken sorumlulukları yerine getirmiyor. Arkadaşlar da dışarı çıkmıyor. Sosyalleşmiyor yani hiçbir şekilde. İletişiminiz kopmuş. Sürekli ekran karşısında olmak istiyor. Hiçbir şekilde oradan kalkmak istemiyor. Ve tabii ki bunların hepsi bizim için alarmlar. Bu alarmları da görmezden gelmemek gerekiyor. Bunların eğer hepsi varsa hemen destek alınması gerekiyor. Tam onu soracaktım. Burada ailelerin harekete geçip artık bir uzmandan destek alacağı eşik bu eşik midir? Evet. Çocuğu bilgisayar ve internet yüzünden derslerini ihmal ediyor. Arkadaşlarla bir araya gelmek yerine bilgisayarın başında vakit geçirmeyi tercih ediyor. Bilgisayarı elinden çekip aldığında yapacak hiçbir şey bulamıyorsa artık biz… Bir şey daha var. O çok önemli bence. Asıl en önemlisi o. Dediğiniz gibi elinden çektiğinizi aldınız. Şiddet gösteriyor. Öfkeleniyor, bağırıyor, çağırıyor. Kızıyor ve bu nedenle aranız kötüleşiyor. En önemli göstergelerden biri o çünkü öfkelenmesi, hiddetlenmesi, kızması oyun esnasında da olabilir. Bu ya da sosyal medyada da olabilir. Görüyorsanız bu artık çünkü bir aksiyon alma durumuna geçmiş demektir. Yani gerçekten sinirine dokunuyor demektir. Bu şey gibi işte madde bağımlılarında da öyle değil ya. Mesela aldığınız zaman elinden hemen bağırır, çağırır ya da uzun süre kullanmadığı zaman krize girer. Aynen onun gibi bir krizdir aslında. Bu araştırmalarda bize şunu söylüyor. Madde bağımlı illa oyun bağımlı ya da sosyal medya bağımlı beyinde aynı yerde çalıştığını, beyinde aynı yerde olduğunu söylüyor. O yüzden o noktada artık tamam demeniz lazım. Bir şey yapmanız lazım. Burada da ilk yapmanız gereken şey süre olarak azaltmak. Kaç saat bakıyor mesela ekrana? 6 saat bakıyor diyelim. Çok mu? Çok. E ne yapacağım o zaman ben? Tamamen elinden almayacağım.
Bunu 5.5 saatte indirdiysem doğru bir şey yap. Başarık. Evet. 5 saate indirdim sonra başarık. 4.5 saat, 4 saat bunu yavaş yavaş azaltacağım. Nasıl azaltacağım? Burası çok önemli. Nasıl azaltacağım? Ne yapacağım? Aldım azalttım. Çocuğa seçenek sunmuyor anne babalar. En büyük sorum bu. Çocuklar şu noktada haklılar. Ben hem çocuklarla hem velilerle semlerler yapıyorum. Tamam. Hatta birçoğunda istiyorum ki ikiniz beraber gelin. Yani hem veli hem çocuk birlikte olsunlar. Birlikte dinlesinler beni.
Çocuk diyor ki ne yapayım o zaman sen söyle diyor. Öyle bir şey anlatmışlar. Çok özür dilerim araya giriyorum. Sürekli odaya giriyor çocuğa. Bilgisayarı kapat diyor. Bilgisayarı kapat diyor. Bilgisayarı kapat diyor. Anne çocuk bir gün gerçekten kapatıyor. Kapattım hadi ne yapıyoruz diyor. Hadi bakalım. Hadi anne diyor. Yani daha hayırlı bir şey yap diyorsun. Ne yapayım diyor. Anne diyor ki kala kaldı diyor. Ne diyeceğimi bilemedim diyor. Aynen öyle. Şaşırıyor yani. E ne yapacak? Yani yapacak bir şey olması lazım değil mi? E burada da bir sürü öneri var aslında. Yapılabilecek şey çok.
Şimdi Bekri Hoca’mın en büyük sıkıntımız aslında şu. Bunların da bu kadar ay yuka çıkmasın yani bu kadar yükselmesinin nedeni de şu. Sokak yok çünkü. Bizim sokağımız vardı. Okuldan eve geliyorduk. Çantayı eve de bırakmıyorduk. Kapının önünde bırakıyorduk. Arkadaşlarla dışarı. Yukarı çıksan bile sıkboğaz ediyorlardı balkonun önüne gidip insene aşağıya burada bekliyoruz oyuna başlayacağız vesaire diye. Bize de diyordu ki anne babanız ne zaman geleyim akşam ezanı duyunca gel derdi aslında. Aynen öyle. Akşam ezanı bizim için zil gibiydi.
Sokakta sosyalleşiyorduk. Arkadaşı dinliyorduk. Oyun oynuyorduk. Aslında düşündüğünüz zaman söylediğim cümleler yani sokakta yaptığımız cümleler şu an çocukların ekranın karşısında yaptığı şeyler. Bakın tekrar ediyor. Sosyalleşiyorduk. Oyun oynuyorduk. Arkadaşlarla iletişime geçiyorduk. Hatta başkalarının nasıl oyun oynadığını izliyorduk. Hatta bunların hepsi şu an eksiksiz bir şekilde sosyal medyada var. Hepsi var. Yani aslında çocuk aynı ihtiyacı karşılayan şeyleri yapıyor ama sıkıntı ne?
Şu an bunu dijital mecralarda yapıyor. Yani ekranın karşısında yapıyor. Önceden biz bunu sokakta yapıyorduk. Ne fark eder? Ha sokak ha ekran? E şimdi tabi ekran çok olduğu zaman bu sefer çocuk gerçek hayata geri döndüğünde intibak edemiyor. Ne yapacağım şimdi diyor. Yani sanki hayatı tamamen ekran olmuş olur. Dediğim gibi hiç fiziksel etkinlik yok. Gerçek anlamda böyle sosyalleşme yok.
Sonra diyoruz ki işte çocuk aslında çok sosyal ama iki kişi bir araya geldiği zaman konuşamıyor. Nerede sosyal? Yazıda olarak sosyal. Sosyal medyada sosyal. Çocuk öbür tarafta canavar. Dimi yani yıkılıyor öbür tarafta çocuk. Uçuruyor estiriyor ama şu misafire bir hoş geldin dediğin zaman sıkıntı orada kaynaklanıyor. İşte o zaman ne yapacağız? Hep dengeden bahsediyoruz ya. Hayatta her şey bir denge üzerine kurulmuş. Sürekli kitap okuyamayız.
Sürekli yemek yiyemeyiz. Sürekli ders çalışamayız. Sürekli her şeyi bir şeyi sürekli yapamıyoruz. Biraz ondan biraz ondan yapmamız gerekiyor. Ekranında biraz evet bakabiliriz ama onun haricinde ekransız da etkinlikler yapmamız gerekiyor. İşte onu diyordum sokağa çıktığımızda bir sürü şey yapabiliyorduk. Şimdi yapamıyoruz onları. Çocuk diyor ki ne yapayım o zaman? Sadece tam bir şey sorabilir miyim burada? Sizce burada gençlere birazcık haksızlık edilmiyor mu?
Yani anne sabah uyanıyor kadın programlarını izlemeye başlıyor. Mügehanlı’dan Esra Erol’a oradan öteki tarafa 3 saat 3.5 saat gitti. Takip ettiği yemek programları var. Yemek yarışmaları var. Onları izliyor. Ondan sonra dizisi başlıyor. Bakıyorsun aslında anne de 6 saat totalde bir televizyonun başında vakit geçirmiş. Baba desen işten kendini nargile kafaya zor atıyor. O nargile yandığı andan itibaren 3 saat 4 saat orada oturuyor. Siyaset konuşuyor, kızıyor, bağırıyor, çağırıyor geliyor. Hiç kimse bu insanların bağımlı olup olmadığını konuşmazken bütün fatura kabak gençlerin başına patlıyor. Ötekiler de en az o çocuk kadar psikolojik desteği ihtiyaç duymuyorlar. Duymaz olur mu? Aslında orada da bir bağımlılık var.
Yani bu fatura hep gençlere kesiliyor. Kesinlikle çok katılıyorum buna. Ben zaten en çok gençlerin tarafında olan kişilerden biri benim. Gençlere çok hak veriyorum bu anlamda. Çünkü çocuk diyor ki ne yapacağım o zaman? Söyle, sen bir şey söyle onu yapayım diyor. Anne baba çocuğa seçenek sunmayınca, anne baba da bunu yapmak istemeyince ya da yapmak için zamanı olmadığı için ya da bunun hiç enerjisi olmadığı için
ya da yapacak başka daha önemli şeyleri olduğu için ister ister az çocukla o kaliteli vakti geçiremiyor. Yani ben hep şunu söylüyorum. Çocuğunuzun sokağa siz olun diyorum. Eğer olabiliyorsanız. Şimdiki anne babalar, asıl anne babalı şimdiki anne babalar yapıyorlar. Eğer gerçekten çocuğuna vakit ayırıyorsun. Çünkü bu çocukların bir sokakları yok. Sokağa çıkamayan çocuğa evde de o sokakta geçirdiğimiz kaliteli vakti geçirtecek olan kişiler de şimdiki anne babalar. Ya da arkadaşları. Ben mesela hep şunu söylüyorum. Çok güzel önerilerden biri budur. Misafirliğe gidin diyorum. Neden misafirliğe gidin? Ya da misafir çağırın diyorum. Neden? Çocuk sosyalleşmesi lazım. O ihtiyacı var. E hocam öyle söylüyorsunuz da işte misafirliğe gidince de bu sefer ekrana bakıyor. Baksınlar. Misafirin çocuğuyla oyun oynuyor. Bir beraber oyun oynasınlar. Evet ya ekrana da baksınlar. Emin olun. Bir süreden sonra onu da bırakırlar. Başka bir şey yaparlar.
Sıkılırlar ama çocuklar ekranı aslında istemiyorlar. Bir araştırma yaptım. Birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar çocuklara bir soru sordum. Dedim ki Çocuklar okulda en çok ne yapmak istersiniz diye sordum. Her şeyi yazabilsiniz dedim. Okulda en çok ne yapmak istersiniz? En çok hangi oyunu oynamak istersiniz diye sordum. Özür diliyorum. Okulda en çok hangi oyunu oynamak istersiniz diye sordum. Çocukların yazdıkları oyunların arasında dijital oyunlar da vardı ama ilk beşte futbol, voleybol, basketbol, saklambaç yerden yüksek gibi oyunlar var.
Çocuklar aslında fiziksel oyun oynamak istiyor ama olmadığı için çocuk dijital oyuna mecburen yönleniyor. Bir de şöyle bir şey yok mu hocam? Sadece sizin kendi çocuğunuzu ikna edip sokağa çıkartmanız yetmiyor ki. Diğer çocukların da ikna edilmiş ve orada oyunu hazır bekliyor olması gerekiyor. Koca bir apartmanda bütün çocuklar bilgisayarın başındayken sizin çocuğunuzun oyun alanına gitmesi hiçbir şey ifade etmiyor ki. Bu çocuk orada da yalnız kalacak çünkü diğer çocuklar bilgisayarın başında bu sefer.
Aynen öyle. Koca site, oyun alanı var bilmem nesi var, bahçesi var ama hiç kimse sokağa çıkmıyor. Yani site içerisinde. Şimdi evveveynler ne diyor? Ben site de oturuyorum diyor. Tamam site güvenli bir alan, güzel bir alan, oyun yerleri var ama çocuk yok dışarıda. O zaman çocuk da tabii ki dışarı çıkmak istemiyor. O anlamda çocuklar da haklı. Peki o zaman ekranın karşısına vakit geçirecek. Tamam. Bunu nasıl yöneteceğiz?
Anne baba, tamam dedi ki bu arada anne babaların da kaçış noktası yani o. İşim var ekrana baksın. Şu an bir şey yapmam gerekiyor ekrana baksın. Yani şöyle düşünmeyelim ya anne babalar da aslında bunu kullanıyorlar. Evet. Yani neden kendisi için? Bunu kullandıkların en büyük ispatı Türkiye’de son 5 yılda izlenen en çok izlenen YouTube içeriklerinden birinin kırmızı balık ya da baby shark oldu. AVM’ler de ben görüyorum özellikle mesela telefonla konuşacaksa ya da alışveriş yapacaksa ya da çocuğa yemek yedirecekse o şeyden tabletten baby shark ya da kırmızı balık videosu açılıyor. Bir buçuk milyar bile izlenmiş hocam. Az buz değil. Türkiye’de hiçbir sanatçı bu kadar izlenmiyor yani. Siz bu alanın üstadısınız hocam. Estağfurullah. Şu an YouTuber’lar arasında mesela bir şey söz vardır. Yani çok mu izlenmek istiyorsun? Çocuk videosu çek. Gerçekten çok izleniyor.
Onu tıklayanların tamamı çocuk değil işte. Anneler de tıklayıp çocuklarını önüne koyuyor ki. Ben bir araştırma okumuştum hocam. Bir Alman bir psikologdu zannediyorum ya da psikiyatrida emin değilim. Çocukluğunda beslenme esnasında o baby shark gibi o müzikleri YouTube’dan o contentleri izleyerek çocuklarına yemek yediren annelerin o çocuklar üzerinde yıllar sonra araştırma yapılıyor.
Aynı video, YouTube videosu çocuğa 12-13 yaşında gösterildiğinde midesinin sindirim silısı salgıladığı ve sindirime hazır hale geldiğini tespit etmişler. Yani bu bir süre sonra sadece psikolojik ya da bir eğlence ihtiyacından ziyade sanki bir beslenmeyi karşılayan anatomik bir ihtiyaçmış gibi karşılık buluyor demek ki insanın vücudunda. Şimdi ben burada şunları söylüyorum. Beş tane hashtag var benim. Birincisi ekransız yemek. Yemek yiyerken iç ekran yok. Tamam.
Özellikle sadece velilere de değil kendimize de söylüyorum. Yani oturduk yemek yiyeceğiz beraber. Hatta yemek esnasında ya da sohbet esnasında telefona bakanlara da telgisizlik yapıyorsun diyorum. Telgisizlik de telefonla ilgilenmekten dolayı yanındakine ilgisiz davranmak. Güzel değil. İlgisizliği fabint diye geçer. Türkçeye ben telgisizlik diye çevirdim. Çünkü ayıp aslında bu.
Yemekte de mümkün olunca diyorum ki yemek yiyoruz, sohbet ediyoruz. Yemek yerken en azından birbirimize bakalım, muhabbet edelim, günü değerlendirelim. Yemek esnasında ekrana hiç bakmayalım. Şimdi yemek esnasında ekrana bakan çocuk. Ki anne babalar, biz de anne babalık yaptık. Yani hakikaten kolay değil biliyorum ama yine ne oluyor? Anne babanın işine geliyor. O yüzden çok güzel bir örnek bu. Yemek yerken çocuğun karşısına ekran koymak ama çocuk onunla onu ilişkilendiriyor.
Ve diyor ki ne zaman, sizin verdiğiniz örneğe göre, baby shark varsa yemek var. O zaman çocuk diyor ki ya da diyor ki ben baby shark izlemek istiyorsam yemek yemeliyim. Ya da baby shark yoksa acım diyor. Aynen öyle. Bu çocuklar bunu çok kolay ilişkilendiriyorlar. Yani bu 1950’lerin araştırması, Pavlova kadar gider yani. O köpeğin deneyini. Aynen öyle. Yani klasik koşullanmadır bu. Ekran var, yemek var. Yemek varsa ekran var. Ekran yoksa yemek yok gibi her türlü bağlantıyı kurar çocuk. O yüzden ekransız yemek yemek çok önemli. Çocuğa mümkün olduğunca yemek yerken yemeğin tadını alması da çok önemli. Mesela çocuklar yemeğin tadını almıyorlar o esnada. Çünkü bilmiyor ki ne giriyor boğazında. Bir şey giriyor ama farkında değil yani. Ve sonrasında da yeme bozukluklarıyla maalesef karşılaşıyoruz. İstediğiniz gibi şeylerle de karşılaşıyoruz. Ben böyle bir paylaşım yaptığımda diş hekimleri yazdı bana.
Çocuk daha fazla yemeği ağzında tuttuğu için dişleri daha çabuk çürüyor dedi. Sırf bu yüzden dolayı. Mesela şimdi başka bir parçası bu. O yüzden ekransız yemek çok önemli. Birinci hashtag’de ekransız saat. O ne? Ekransız yemekle başlasın diyorum. Bir saat. Hiç kimsenin ekrana bakmadığı bir saat diyorum. Çok mu zor diyorum anne babaların. Bir saat yani. Hiç kimse ekrana bakmasın. Ama anne babada bakmasın. Lütfen. Mümkünse. Lütfen. Yani o bir saat. Ne yapacağız hocam o bir saat? Diyor ki aslında buna gerçekten çok ihtiyacımız var.
Yani beraber sohbet etmeye, birlikte vakit geçirmeye gerçekten çok ihtiyacımız var. Aslında neye ihtiyacımız var biliyor musunuz hocam? Elektriklerin kesilmesine ihtiyacımız var. Değil mi? Çünkü elektrikler kesildiğinde eskiden ne yapıyordunuz diye soruyorum. Hocam çok güzeldi diyor. Sohbet ediyorduk. Sohbet ediyorduk. Hikaye anlatıyorduk birbirimize. Fıkralar anlatıyorduk. Saklambaç yapıyorduk. Oynuyorduk diyenler. Korku hikayeleri anlatıyorduk diyenler. Ve hiç unutamıyoruz. Niye unutamıyoruz?
Çünkü hep buraya dokunmuş yani. Hep gülümseyerek. Güzel hatırlıyoruz bu anıları. O zaman evet bazen elektrikler kesilmiş gibi davranmamız gerekiyor evde. O zaman da işte ne oluyor? Bağ kuvvetleniyor. Bağ kuvvetlenince ne oluyor? Mesela bence herkes kendine şu soruyu sormalı. Ben çocuğumla günde kaç dakika sohbet ediyorum? Ortalamam ne?
Bence çocukların ekran süresinden daha çok çocuklarla ne kadar sohbet ettiğimizin süresine odaklanırsak daha doğru bir şey yapmış olacağız. O zaman hiç teknoloji bağımından konuşmamıza gerek bırakamayacak. Yeter ki ötekinin hakkını verebilirdi. Evet çünkü çocuğuyla sohbet etmiyor ki anne baba. Yeterince çocuğun derdini bilmiyor. Çocuk niye oraya gidiyor? Mesela sosyal medya diyoruz değil mi? Lise çok büyük sıkıntılı konulardan bir tanesi. Lisede hep sosyal medyada. Neden gidiyor acaba oraya? Ne eksikliği var? Ne ihtiyacı var?
Mutlaka bir şey eksikliği var çünkü orada. Neden bu kadar çok oyun oynuyor mesela? Bir şey eksik. Sürekli orada onu tatmin etmeye çalışıyor. Yeterince sevilmiyor mu? Yeterince sevgiyi hissetmiyor mu? Duygularını yeterince ifade edemiyor mu? Oraya gidiyor. Bunların hepsi bir eksiklikten kaynaklanan bağımlılıklardır. Bağımlılık zaten bir eksiklik vardır. Onu kapatmak için kişi bağım buluyordur. İşte yine madde bağımlılığından örnek vercik olursak bir eksiklik var, bir sıkıntı var. Onu kapatmak için maddeye başlıyor değil mi kişi? Burada da aynı şey söz konusu aslında. Sinirleniyor, sıkıntı içine giriyor. Morali bozuyor, çikolatayı yiyor. Niye? Çünkü kendini iyi hissettiriyor. Çikolatayı alıyor, çok güzel. Bu haz veriyor kişiye ama kısa süreli. Ama sohbet etmeye, beraber oyun oynama mesela. Oyun oynadığınız, oyun akşamları yaptığınız mesela hep beraber. Hadi dediğiniz tabu oynayalım, unu oynayalım. Hadi hep beraber çok güzel kutu oynayalım, oyunları oynayalım. Orada işte çocuk sosyalleşiyor, bağ kuvvetleniyor. Çünkü iletişim var orada.
O yüzden rahmetli Doğan Düceloğlu Hoca şunu der. Çocuğunuzla en azından 15 dakika sohbet edin. Her gün ortalamanız. 15 dakika olsun. Çok istemiyorum Hoca. 15 dakika yeter. Çünkü hakikaten o 15 dakikada çocuğa çok şey verirsiniz. İşte canım oğlum, canım kızım ben seni çok seviyorum. İyi ki benim oğlumsun, iyi ki benim kızımsın. Çok şanslıyım bu yüzden. Ben böyle dersem oğlum güler ya. Valla ne oldu der, ne yapayım. Ama işte böyle yetişmesi gerekiyor. Evet kesinlikle katılıyor. Küçüklükten beri. Yani yatağa yattığında mutlaka öpelim, sarılalım, koklayalım, sohbet etmeye orada çalışalım. Mesela yatak çok önemli. Yatmadan önce, uyumadan önce ne yaptın hadi bugün, yarın ne yapacaksın bir sohbet edelim. Ama sohbet deyince de Bekir Hoca’nın bizdeki anlayışı şu. E nasıl, okul nasıl, dersler nasıl? Sen ne yapacaksın şimdi bugün karar ver dert çalıştın. Sınav vardı. Sınav dakika çaldı. Ödevlerin yaptım mı, test vardı onları çözdüm.
Bunlar sohbet değil. Buna sohbet diyor bazı velilerimiz ama değil. Bunu sohbetten saymıyoruz zaten. Sohbet ders haricinde çocuğunla yapabildiğin bir şey olmalı. Yani senin gerçekten ders haricinde çocukla konuştuğun bir şey var mı? Var mı acaba? Mesela birlikte ortak bir ilgileniz var mı? Hobileriniz var mı? Çocuğun hobisi var mı? Çocukla farklı konularla ilgili ne konuşuyorsun? Yoksa hep sabah programlarında konuşulan şeylere mi konuşuyorsun?
Ya da sadece o gündüz kuşağındaki içeriklerle ilgili mi konuşuyorsun? Başka bir şey yok mu? Ya da çocuğuna hiç şunu dedim ya sen geçenlerde bir oyun oynuyordun. Ne yaptın kaçıncı seviyedesin ya? Böyle boş beleşle oynuyor musun yoksa hakikaten böyle kayda değer bir başarım var mı orada falan? Ne yapıyorsun orada? Bana bir anlatsana ya oyun nasıldı? Neler yapılıyor orada? Bana bir göstersene hadi. Beraber oynayalım iyi bir çözüm olabilir mi? Tabii ki hadi beraber oynayalım. Bir bakmak istiyorum ya. Ben de oynayabilir miyim acaba? Şimdi çocuğun gözlerindeki o ışıltıyı göreceksiniz o zaman. Evet abi. Aa diyecek annem babam ilgileniyor. Kesinlikle. Aa o da istiyor. Ve biz oynayıp da oynayamayınca saçmalayınca o kadar eğleniyorlar ki. Bende var iki gamer çocuk. Gel gülmekten ölüyor çocuk böyle. Baba diyor hatta bazen sırf eğlenmek için. Sana diyor daha yavaş araba açayım diyor. Daha yavaş arabayla da geçemiyorum. Ondan sonra diyor ki sen tura başla. Ben birinci turu tamamlamak üzereyken buradan start çizgisinden başlayayım. Bak seni nasıl yakalayacağım diyor.
Ona yenmenin, anne babayı yenmenin, orada galip gelmenin o keyfini de yaşatmak gerekiyor herhalde birazcık. Bu çok kaliteli bir zaman Bekir hocam. Yani çocukla ekran karşısında vakit geçirmenin kalitesiz olduğunu düşünüyor ebeveynler ama değil. Yani birlikte aslında paylaşım yapıyorsun sen orada. Yani nasıl sohbet ederken paylaşım yapıyorsan, oyun oynarken de paylaşım yapıyorsun. Ben şeyi fark ettim hocam. Mesela çocuklarımın da benim de formula bir merakımız var. Ya da MotoGP takip ediyoruz mesela. Çok güzel.
Daha önce Münferit takılıyorduk. Şimdi artık ikimizin ilgi alanına da girdi. Yeni sürücüler falan pilotlar. Oğlum mütemadiyen bana yeni haberlerle ilgili şeyleri Whatsapp’tan atıyor. Baba diyor böyle böyle ya Versapen diyor adam değil diyor. Bu diyor işte şöyle yaptı böyle yaptı. Öyle deme diyorum. Sence ne olacak falan. İnanılmaz bir sohbet şeyi açıldı bize. Bundan konuşuyoruz. Ders konuşmuyorsunuz. Zorunda olan bir şeyler konuşmuyorsunuz. Tarih ve hobimizi konuşuyoruz. Evet bir hobi konuşuyorsunuz. Yani sohbet edecek bir alan açmışsınız kendinize ve oradan ilerlemişsiniz. Çocuk da bu sohbetten zevk alıyor. İnanılmaz değerli bir şey. Yani babayla. Eskiden nasıldı diyor mesela. Sen 10 yıl önce de şey yapıyordun baba diyor. Kimdi diyor o zaman en iyi pilotlar diyor. Ne farkı var. DRS var mıydı diyor. Mesela kendince sorular soruyor. Ben de onlara cevap veriyorum. Çok değerli bir şey. Ve çok keyif alıyorum ben. Bunu yapmam gerektiği için değil. Oğlumla o programları o yarışları birlikte izlemekten ben keyif alıyorum. Hatta şey demişti yani. Dedim sana hayatının sürprizini yapayım mı. Ne o dedi dedim. Formula 1’e bilet aldım İstanbul. Ay var ya beraber gittik. Sandviç yedik. Ben hayatımda geçirdiğim en harika günlerden biriydi yani. Eminim çocuk için de öyle. Çünkü bir alan bulmuşsunuz. İşte bu alanı keşfedemiyor anne babalar büyük sıkıntı da burada. Ya da diyor ki bütün bu alanlar teknolojiyle ilgili hocam diyor. Sıkıntı yaşayan mesela anne babalar hep bunu söylüyor. Hep teknolojiyle ilgili hocam diyor. Hep oyunla ilgili. O zaman yine oyunla ilgili bir şey yapabilirsiniz. Yani oyun fuarları var. Hiç gittiniz mi mesela. Değil mi? Ya da oyun alanları var. Hiç gidildi mi acaba? Birlikte orada vakit geçirildi mi acaba? Ve çocukların mutlaka ilgi alanları vardır. Onu keşfetmek asıl mesele. Çünkü ben şöyle söylüyorum mesela. Çocuklara gençlere diyorum ki yani. Sizin TikTok’unuzu açsam. Ya da sizin YouTube’unuzu açsam. Ya da Instagram’daki keşfet sayfanıza gelsem. Baksam. Sizin nelerden hoşlanır. Nelerden hoşlanmadığınızı anında anlarım derim. Şöyle bir düşünüyorlar. Evet doğru söylüyor hocam diyorlar. Peki kimler vermek ister diyorum. Hani kim bana vermek ister? Bir bakayım şöyle. Orada bir çekiniyorlar mesela. İşte bu çekinme şunun çekincesi. Orada yanlış bir şey yapıyorum ben. İşte orada yine alarm çalıyor. Yani evet orada bir sıkıntı var demek ki. Benim dikkat etmem lazım. Mesela sosyal medyada en çok dikkat edilmesi gereken şeylerden.
Bir tanesi bu. Nelere bakıyor, neleri izliyor, neleri takip ediyor. Anne baba 18 yaşına kadar. En erken tabii ki 15 yaşına kadar. Bunları evet kontrol etmeli. Çocuğu yönlendirmeli. Aksalde başka başka yerlere gidebilir çocuk. Çünkü çok müsait. Peki hocam yani inanılmaz müsait bir orda.
Ve inanılmaz cezbede, cebe çekece gelir.
Şeyi merak ediyorum hocam. Diyelim ki çocuğumuzda bu belirtiler var. Çocuk bağımlı olmaya doğru gidiyor. Hani hep şey deniyor ekranlardan. Bir uzmandan destek alın derinde ben eminim bazı izleyiciler başını yesen uzman. Kim o? Bize isim ver. Yani nereye gideyim? Burada izlek ne? Yani bir psikoloğa mı gitmeliler? Psikiyatrama gitmeliler. Yaşam koçumu tutmalılar. Bir aile danışmanına mı gitmediler? Hoca’ya gidip bir sosyal medya duasımı okutmadılar. Ne yapmadılar? Var mıymış öyle bir konu? Bilmiyorum henüz uydurdum ama fena tükür değil abi. Olabilir yani. Peki burada uzmandan kastettiğimizde kimden gidip destek isteyeceğiz hocam? Psikologdan destek isteyecek. İyi bir psikolog. Ama önce rehber öğretmenden destek isteyecekler yani. Çocuk kendini kötü hissetmez mi yani? Oğlum seni psikoloğa götürüyoruz. Senin bağımlı olduğundan şüpheleniyoruz deyip de çocuğu alıp psikoloğa götürdüğümüzde bu çocuk bundan ağır etkilenmez mi? Şimdi zaten şöyle konuşulması lazım. Bu iş öyle hadi seni götürüyorum şeklinde değil. Oğlum sen de bundan rahatsız değil misin? Evet. Aslında az oynamak istiyorum ama ben de kontrol edemediğimi onu söyle tip çocuğa. Hayır ondan sonra yani çocuku zorla götüremezsin yani. Çünkü koparamazsın o zaman. Eğer çocuk diyorsa ki evet bir sıkıntı var yani ben de bunu çözmek istiyorum. O zaman artık adım atıp yani birlikte onu çözebilirsiniz. Aksi halde hadi tutuyorum kolundan seni psikoloğa götürüyorum. Bu ancak psikologluk bir iş. Çözelim bu işi olmaz yani. Ben öyle psikologlarda gördüm yani TikTok’ta internet bağımlılığıyla mücadele adı altında günde 11 saat canlı yayın yapıyor. Kendisi bağımlardan daha fazla ondan yani. Daha fazla ekmek karşısında. İşte yani birlikte çözülebilecek bir şey bu. Aile danışmanı da olur bu arada yani birlikte çünkü anne babayla birlikte çözülebilecek yine bir şey bu. Çocuğu kendi başına çözülemezsiniz. Anne de çalışıyor baba da çalışıyor. Sonra çocuk ekran karşısında diye kızıyoruz.
Çocuğa zaman ayırmıyoruz yeterince. Ne yapacak çocuk? Düşünsenize yani eve gidiyor çocuk ve yapacak bir şey bulamıyor yani kendine. O zaman ona o etkinlikleri hazırlaması gereken kişi biziz. O etkinlikleri oluşturulması gereken kişi de biziz. Sadece çocuğa kızarak ya sen çok ekran karşısındasın diyerek bu işi çözemeyiz. Çünkü orada çözülmesi gereken başka şeyler var. Çünkü çocuk yapmak istemiyor aslında mecburen oraya gidiyor. Daha iyi bir seçeneği yok çünkü. Şey diyorlar hocam biz internetin fişini çektik bu işi çözdük. Evde internet yasak. Telefon yasak. iPad yasak. Bu sürdürülebilir ya da makul bir çözüm. Ya bu su yasak gibi bir şey. Artık su içmek yasak kardeşim. Bu zararla içinde şeyler varmış gibi bir şey. Olur mu? Olmaz. Neden olmaz? Hadi seninkini de çekelim bakalım ne olacak? Sigara yasak, nargile yasak ya da neyden keyif alalım? Futbol yasak, siyaset konuşmak yasak. Evet yani bunu yapamazsınız. Bunu ama şöyle yaparsınız. Azaltırsınız. Bunu azaltırsanız evet bu işe yarar. Bunu azaltalım biz. Süreyi azaltalım. Başlangıçta süreyi azaltalım. Zaten süreyi azalınca birçok farklılığı göreceksiniz. Bir süre azaltırsınız. İki yaş olarak azaltırsınız. Yani içeriğin yaşlarına göre bir limitleme yaparsınız. Neden bunu şey hocam? Mesela 15 yaşında hangi yaş grubu ne kadar ekran başında tolere edilebilir? Aslında çok kolay bir yöntem var. Yaş çarpı 10 dakika. Yaş çarpı 10 dakika. 15 yaşındaysa 150 dakika mı oluyor? 2.5 saat. 15 yaşında 3 saate kadar çıkabilir. Bunları nasıl esnerebilceksin? Ooo 70 yaşındaki anneannem burada.
Çocuklar için söyler tabii ki. Hele ondan böyle yaşlılar falan doluştular internetten görüyorlar. Yaş çarpı 10 dakika kabul edilebilir süredir. Evet yani ama bu sürenin ne kadar altına inerseniz o kadar iyi. Ne kadar üstüne çıkılırsa da o kadar kötü. Ama bu süreler şöyle esnetilebilir. Bekir hocam burası önemli. Şimdi bir kavramdan bahsedeceğim. Üretim için tüketim. Ne demek bu? Üretim için tüketim. Ekranın karşıda geçmiş. Youtube’da bir şey izliyor. Ne yapıyor? Tüketiyor değil mi? Youtube’u tüketiyor.
Ama Youtube’da en uzağa giden uçak nasıl yapılır videosu izliyor. Bu bir kayıp değil. Ne yapıyor yani? Orada bir nasıl yapılır videosu izliyor ama elinde de kağıt var. Onunla uçağı yapmaya çalışıyor. Yani ne yapıyor? Üretim yapıyor. Üretim için tüketim yapıyor. Bunda sıkıntı yok. O zaman bunu süreden saymaya bilirsiniz. Yani bunu da esnetebilirsiniz. Harika. Harika. Bunu ilk defa duyuyorum birine. İşte resim çiziyor mesela. E kağıtta da çizebilir evet. Ya da resim çizme taktiklerini öğreniyor. Bir yandan kendisi resim çiziyor. Üretim için tüketim yapıyor. Ekranın karşısına geçmiş animasyon tasarlıyor. Ekranın karşısına geçmiş film editliyor. Kurgu yapıyor video editliyor. Film kurgusunu yapıyor. Ya da ekranın karşısına geçmiş spor yapıyor. Pandemide yapmadık mı? Ekranı açtık. O ne yapıyorsa biz de aynısını yaptık. Ekranın karşısına geçiyoruz. Programlama öğreniyoruz. Bir yandan programlama yapıyoruz. İşte bunların hepsi üretim için tüketim etkili. Bunlarda sıkıntı yok. Bunları yaparsa evet. O zaman süreye esnetebilirsiniz. Yani burada da çocuklara hak vermek lazım. Çocuk diyor ki ben diyor.
İşte anne diyor baba diyor ben işte resim çizdim diyor. Ben diyor bakın animasyon yaptım diyor. Şimdi o çocuğa da sen çok ekranda bakıyorsun. Demek haksızlık oluyor bu nokta. Çünkü onda gelecekte para var. Onda gelecekte bir iş var. Onda gelecekte bir aslında yatırım yapıyor çocuk. Anne baba farkında değil. Çünkü orada çok güzel ortamlar var. Gelecekte belki o film kurgulayan çocuk yani video editleyen çocuk belki kurgucu olacak. Belki sizde çalışacak ilerleyen zamanda değil mi? Dolayısıyla oradaki üretim için tüketim etkinliklerini ebeveynler esnetebilir. Bu süper bir yaklaşım. Ben hiç bugüne kadar sabah kadın programı izleyip iyi kaynana üreten bir hanımefendi görmedim yani. O tamamıyla tüketim yani. O anlamda baktığımızda şey daha çok daha verimli bir alan yani. Sosyal medya çok daha verimli bir alan. Google’a giriyorsun bugün dünyanın bütün kütüphanelerinde bir şey search edebiliyorsun. Arayabiliyorsun indirebiliyorsun. PDF cenneti yani. Burada önemli olan diyorsunuz.
Çocuk o ekranın başında eğer üretim için duruyorsa ikinci dünya savaşı nasıl çıktı bununla ilgili animasyonla zenginleştirilmiş bir video izliyor. Yapsın. İzleyebilirsin oğlum hiçbir sıkıntı yok. Hiç sorun değil. Çünkü araştırma yapıyor. Ne için? Bir şey üretmek için yapıyor. İnanılmaz değerli bir şey yapıyor. Belki kendi YouTube videolarını hazırlıyor çocuk. Yapsın. Ama burası da çok önemli. Bekir hocam şunu söylemiyorsun. Akşama kadar bunu yapsın demiyoruz. Öyle dahi olsa akşama kadar bunu yapmaz. Çünkü dengeden bahsettik az önce. O dengeyi yine kurmamız lazım.
Ama şimdi bakıyoruz hocam bunun bir vites daha yükseldi. Daha biz ekranın karşısındaki çocuğu nasıl kurtarırız derken metaverse diye bir şey çıktı sanal gerçeklik gözlüğü takıyorsunuz. Dün tanıştım ben daha bununla. Dün biri geldi bana burada sunum yaptı. Hiç tanıştınız mı teknolojiyi taktınız mı hocam bu yeni yeni nesil VR’ları. Ben üzerine çalışmalar yapıyorum. Yani hocam böyle bir şey olamaz. Bu kadar güzel bir şey.
Yani hemen akşam kendime internette onların fiyatlarını araştırırken baktım yani. Bunlar neler neler yapılıyor. Ben büyülendim. O yayıldığında ne olacak? O daha tehlikeli bir eşik mi sizce bu? Şimdi yine burada içerik çok önemli olacak. Buradaki içerikleri de aslında konuşmak lazım. İçerik şöyle söyleyeyim sanal gerçeklik ilk çıktığında Bekir hocam en çok kullanılan alan sanal gerçeklik çıkanı ne kadar oldu?
Bir 10 belki 15 senesi var. Yani Oculus ile beraber işte Facebook’un onu satın almasıyla beraber aslında üzerine bayağı yoğun çalışmalar yapılmaya başlandı. Bir 10-15 sene diyelim en çok hangi alanda sanal gerçeklik kullanılmıştır? Oyundur. Oyun aklınıza geliyor başka bir tane daha söyleyecek olsanız. Reklamdır. Porno sektörü en çok kullanılan sektör. Neden? Çünkü eğlence ve insanlar yapamadıkları olamadıkları yerde olmak yapamadıkları şeyleri yapmak.
Sahip olamadıkları şeyleri sahip olmak için sanal gerçeklik ortamlarına başvuruyorlar. Ve ilk sırada da bu geliyor maalesef. Metaverse çıkınca ne olacak? Yine aynı şey olacak. Çok net söylüyorum çünkü her şeyi yapabilirsin orada. Her yere gidebilirsin. Her ortamda bulunabilirsin. Second Life diye bir şey çıkmıştı, bir platform çıkmıştı. Bu metaverse’ün ilk versiyonu diyebildiğimiz bir ortam. Onun kapatılmasının nedenlerinden bir tanesi de buydu. Çok fazla orada olay oldu. Çünkü herkes her şeyi yapabiliyor orada. Şimdi böyle bir dünyaya doğru gideceğiz yavaş yavaş. Kapıları bu dünyaya doğru açılacak. Ama biz, bizim çocuklarımız ne yapacaklar orada? Hangi dünyaya gidecekler? Hangi ortamda bulacaklar? Çok korkutucu bir şey olacak. Bu çok önemli bir şey. Çünkü orada her şeyi yapabileceksiniz. Her şeyi. Sınırsız. Gerçek dünyada birbirleriyle gayet normal münasebeti olan insanlar metaverse’de yine sanki oradaki sanal bedenleriyle belki her şeyi yapacaklar.
Kendi bedenleri mi olacak, olmayacak mı bilmiyoruz. Başka bir kişilikte mi olacaklar onu da bilmiyoruz. Yani oradaki kişiliği farklı, buradaki kişiliği farklı olacak belki. Çok kötü. Şimdi mesela geçen öğrencilerle sohbet ediyorum. Kaç tane dedim Instagram hesabınız var. Öğrenciler sordu. Bir tanesi ekabiliğim 6 tane Instagram hesabım var dedi. Niye dedim? Hepsinde hocam farklı kişilikler diyeyim ben dedi. Bir tanesinde aileme göre davranıyorum. Bir tanesinde arkadaşlarıma göre davranıyorum. Bir tanesinde free takılıyorum.
Bir tanesinde başka bir şey yapıyorum dedi. Stalk yapıyorum dedi mesela. Hepsinde farklı farklı kişiliklerim var dedi. Bu bir kişilik bozuklu işareti midir? Olabilir. Çünkü tek bir şey, tek bir kişi adı altında bir şey yapamıyor. Bence de sağlıklı bir kafa değil bu yani. Tabii ki değil. Yani 6 tane Instagram hesabı nedir yani? Şimdi bunu düşününce metaverse bağladığımızda orada da bambaşka bir dünyasınız. Hiç kimse sizin kim olduğunuzu bilmiyor. Bu çok tehlikeli değil mi hocam ya?
Yani şimdi biz anne babalar olarak bunu hangi biriyle baş edeceğiz? Yani burada hadi yelin birazcık da veliler tarafından konuşalım. Yani anne babalara da yazık yani bu hangi biriyle mücadele edecek? Hala mail atmayı bilmeyen yüz binlerce milyonlarca anne baba var bu ülkede. Yani herkes hani phone freak, internet freak değil ki. Çocuk ben diyor VR gözlük istiyorum diyor. Anne bunun ne olduğunu bile bilmiyor. Bütün bunlarla nasıl mücadele edeceğiz biz? Aslında bütün bu platformlar çıkarken hepsinin ayarları da birlikte geliyor.
Ebeveyn denetini. Evet. Yani bu ayarları yapmak bizim zorunluluğumuz. Bunları bilmek de bizim zorunluluğumuz. Peki hocam yani bir ebeveyn bunu bilmek zorunda. Sorunluklardan bir tanesi bu. Ve bu ayarları yapmak zorunda. Sorunluklardan bir tanesi de bu. Yani bir platformu ona verip de. Örnek veriyorum Netflix. Verdin hiç ayarını yapmadın çocuk her şeye bakabilir. Kesinlikle. YouTube verdin çocuk her şeye bakabilir. Ama onun bir ayarı var.
İçinde mesela diyor ki içerik sınırlaması, içerik kısıtlaması diyor. Bunu açtın bitti. Yani ayarını yaptın. Artık sakıncalı içerik sınırlaması çıkmıyor. O şöyle oluyor kıymetli dostlar. O ayarı yapıyorsunuz. Ayarı yaptıktan sonra bir şifre koyuyorsunuz. O ayar tekrar düzelmiyor. Ama hocam bir şey söyleyeyim mi? Hangi ayarı yaparsan yap. Herhangi bir YouTube videosunda o ayarın nasıl aşılabili. İşte ne indirirsen o isimlerini söylemeyeceğim burada. Evet. Ne indirirsen o arka yoldan bunun hepsi kırılabilir. Ama burada da işte şunu yapmak gerekiyor. O zaman geçmişi takip etmek gerekiyor. Bu çocuk nelere bakmış. Arada bir bakmak zor değil. Evet. Bu şunun gibi bir şey. Mesela girilen siteleri kaydeden modemler var. Modemden o gün o modem üzerindeki ilişimden nerelere gidilmiş onları takip etmek çok mümkün. Bravo. Ama işte yani. Ama bu şunun gibi bir şey. Mesela eskiye düşünün. Eskiden anne baba deneyimi nasıldı? Oğlum kızım nereye gidiyorsun? Çarşıya. Ne yapacaksın? Şunda buluşacağım. Nerede buluşacaksın? Şurada buluşacağım. Ne zaman geleceksin? Şu saatte.
Şimdi bunlar aslında ayarlardaki sorular. Şimdi ne yapıyoruz? Sonra çocuğu serbest bırakıyoruz. Gidiyor. Orada arkadaşıyla takılıyor. Geri geliyor. Hepsini tek tek kontrol ediyoruz değil mi? Bir daha soruyorsun. Nereye gittin? Nereye gittin? Ne oldu? Kimle buluştun? Neredeydin? Saat kaç oldu bak. Yani burada çocuk yani ben o zaman annem babama karşı ne hissediyorum? Sorumluluk hissediyorum. Çünkü böyle dendi. Şunları yapmam gerekiyor. Kötü bunu bunu yaptım. Geldim. Elbette çocuklar az önce söylediğim o anlamda çok doğru. Elbette çocuklar her istediğini yapabilirler. Ama burada biz ne yapıyoruz? Biz sınır çiziyoruz. Sınırları olan çocuk kendini güvende hissediyor. En azından çocuk sınırlara uymasa bile o an yaptığı şeyin sınırların dışında bir şey olduğunu farkında alabilir. Eğer biz o sınırı çizmezsek çocuk o yaptığını da normal zannedecek ve bu böyledir zannedecek değil mi? İşte burası çok önemli hocam. Yani çocuk ekranda bir şey görüyor. Görmemesi gereken bir sahneye hemen gözlerini kapatıyor. Diyorsun ki tamam ya ben yapmışım. Ben doğru bir şey vermişim.
İşte bu kadar basit aslında. Çocuk yaşına uygun olmayan bir oyunu oynuyor. Yanlış bir şey yapıyor. Ama işte oynayamamalı. Bunu yapacak kişi kim? Anne baba. Yani bütün oyunların yaş sınırı var. Sosyal medya uygulamalarının hepsinin yaş sınırı var. Şimdi çocuğun senin 6 yaşında 4 yaş üstü oyun oynayabilir sadece. 7 yaş üstü oyun oynayamaz. 9 yaş üstü, 12 yaş üstü, 16 yaş üstü oyun oynayamaz. Ve bunların hepsinin sınırlamaları var. Ve bunun ayarını sen evet çocuğun tabletinde yapmak zorundasın. Çünkü senin çocuğun bu. Ve senin çocuğun her şeyle maruz kalmamalı. Bu şunun gibi bir şey. Çocuğa kitap alacağız değil mi? Ne yapıyoruz? Kütüphaneye gidiyoruz. Kitapçıya gidiyoruz. İşte mağazalara gidiyoruz. Ve ne yapıyoruz? İlk çocuğun yaşıyla ilgili olan kategoriye, bölüme gidiyoruz. Çocuk kaç yaşında? 6-8 yaş. Gidiyoruz. Kitapların arasında geziniyoruz. Bir tane kitabı alıyoruz elimize. Başlığına bakıyoruz, yazılarına bakıyoruz, yayın evine bakıyoruz.
İşte her yayın evinin kitabını da almıyoruz değil mi? Açıyoruz, içeriğini karıştırıyoruz. Sakıncalı bir şey var mı diye bakıyoruz. Görsellere bakıyoruz. Hatta varsa ne yapıyoruz? Hemen sosyal medya ayağa kaldırıyoruz. Böyle kitap olur. Bunu nasıl yayınladınız falan diye. Sonra en son özetine bakıyoruz. Ve fiyatına bakıp alıp almamaya karar veriyoruz doğru mu? Kitap alırken bu kadar titiz davranan veliye, anne babaya bir anda ne oluyor da? İnternette, ipadde bu denetimi yapmıyor. Evet. Orada daha fazla… Birçok bilmiyorlar. Bir çoğu bilmiyor bence. Bunu öğretmek lazım anne babalara. Bunu bilmemek ayıp değil. Öğrenmek gerek. O yüzden bu platformlar çok da… Lütfen bu bir milat olsun. Eğer telefonunu vermek durumunda kaldıysanız ya da ipad varsa hemen bir girin. Bir iki YouTube videosunda bunu öğrenebilirsiniz. Ebeveyn denetimleri nasıl kullanılabilir? Tanım bu. Hepsi benim kanalımda da var. Ben hepsini tekrar alıyorum. Hepsi Yavuz Samur Hocamın YouTube kanalında var. Hem Instagram hesabından şu anda görüyorsunuz altta. Her YouTube kanalına bakan adres burada. Herkesten de takip alabilirsiniz ve Yavuz Hocam’dan o pratik yöntemleri öğrenebilirsiniz. Madem bir ekran başladın devam edin. Bu program sadece 45 dakika, 1 saat sürüyor. Bu konuştuklarımızın her detayını Nemesis yayınlarından çıkan bir yeni bildiriminiz var değil mi kitabından? Bir yeni bildiriminiz var isimli kitabından ulaşabilirsiniz. Şu an bütün kitap marketlerde, sosyal medyada hem de gerçek satış mağazalarında o kitaba ulaşabilirsiniz.
Nemesis yayınları bir yeni bildiriminiz var. Zor şüphe hocam. Kolay değil. Gerçekten kolay değil. Ama bunları yaptıktan sonra çok kolaylaşıyor işimiz. Yani bu sefer şöyle olmuyor. Kaç dakika baktın? Daha ne kadar çok bakacaksın? Çok ekrana bakıyorsun. Çocuk diyor ki bakmadım ki bak işte. Ben daha 1 saat bakmışım diyor. Bu sefer bunların hepsi ortadan kalkıyor. Bu sefer sen bunlarla ilgili endişelenmiyorsun. Çünkü o ayarı yaptığında çocuk günde kaç saat oyun oynasın? 1 saat oyun oynasın. Daha fazla istese de oynayamazsın.
Çocuk işte çok fazla Roblox oynuyor. Roblox’a sınır koyuyorum. Günde 1 saatten fazla oynayamazsın. Bitti. Birlikte yapacaksın çocukla tabi ki. Çocuk diyecek ki ben yarım saat Roblox oynamak istiyorum. Yarım saat Minecraft oynamak istiyorum. Yarım saat bilmem ne oynamak istiyorum. Birlikte oturduğunuz, karar verdiniz. Kuralları koydunuz. Ayarları yaptınız. Çocuk istese de daha fazla oynayamıyor. Tablet diyor ki bak 5 dakika sonra kapanacağım. Haberin olsun diyor. 5 dakika sonra şak kapanıyor tablet.
Esnetirsin süreyi. 15 dakika daha dersin. Tamam dersin. Bir şey yapıyormuşsun kaldın. Devam et dersin. Esnetirsin sorun yok. Ama bunu yaptığın zaman senin de kafan rahat. Çünkü öbür türlü sürekli hocam şey oluyor tartışmalar başlıyor. Niye kalkmıyorsun artık? Sen ne biçim bir çocuk oldun? Hiç bunun başından kalkmıyorsun. Nasıl uğraşacağım ben seninle? Ne yapacağım bilemiyorum. Demeye başladığında zaman bak. Ara da açılıyor. Anneme bayılıyor. Ara açılınca bu sefer çocuk seni dinlemeye başlıyor.
Çatışmalar başlıyor. Çatışmalar başlayınca o zaman işte bağımlılığa doğru giden bir süre çocuk. Çünkü çocuk diyor ki annem babam beni anlamıyor. Anlamayınca da ben burada iyiyim diyor. Ben burada keyifliyim. Burada yapayım. Burada devam edeyim diye düşünmeye başlıyor. Hocam teşekkür ederim ya. Bitti mi? Bitmesin. Tamam devam edelim hocam. Daha konuşuruz diye düşünmüştüm. Bence güzel. Peki hadi son bir soru daha sorayım hocam. Bu bağımlık sadece gençlere özel değil değil mi?
Şu an yetişkinlilerde de bu telefon bağımlığı, oyun bağımlığı var. Yani Twitter’da bugün baktığınızda aslında bir Fortnite’dan daha az zararsız değil yani değil mi? Oradaki küfürleşmeler, hakaretler. Yetişkinlerde çok farklı içerikler de var. Sakıncalı içerikler de var. Tabii yetişkin olunca ister istemez onları da görüyoruz.
Mesela lisede de, yetişkinlerde en sık karşılaştığımız şeylerden bir tanesi cinsel içerikli mesajlaşmalar. Çok sık karşılaşıyoruz. Liseri gençlerde de çok sık karşılaşıyoruz. Orada sorunlara gidiyor artık. Yani bu artık yasal bazı sıkıntılara doğru gidiyor. Fotoğraf paylaşımları özellikle, video paylaşımları. Bunlar da olunca bu sefer karşıdaki kişi, aldınız, fotoğraf attınız ya da yazı yazdınız, attınız. Bu karşıdaki kişinin artık kanıt olduğu için. Bu sefer tehdit unsuru oluyor. Tehdit ve şantaja doğru gidiyor. Bunu da yine çocuklara anlatması gereken kişiler bizleriyiz. Şunu dememiz lazım. Bunu yapmamalıyız. Yaparsak sonrasında bizim için sıkıntı olur. Ve bu aslında yasal olmayan bir şey. Yani sen bir suç işliyorsun bunu yaparak. Özellikle şantajı yapan kişi de aslında suç işliyor. Buna maruz kalan kişi de aynı şekilde bu suç aslında ortak olmuş oluyor. Bunu kim konuşacak? Ne zaman konuşacak? Biz konuşacağız tabi ki. Bebeğinden konuşacak çocuklar. Anlatacaklar bunu. Hiç kimseye fotoğrafını, videonu gönderme. Gönderirsen sonra sıkıntı olur. Çünkü internette olan, internette kalır hocam. Hiç kimse garanti edemez. Hiç kimse garanti edemez bunun silindiğini ya da olmadığını, yok olduğunu. O yüzden çocuklara lütfen bunu söyleyelim. Şantaj yapılmaya başlandığında Bekir hocam maalesef şöyle bir durumla karşılaşıyoruz. İşte bak elimde fotoğraflarım var, videolarım var. Nereye istersem geleceksin. Ve istersem yapacaksın. Yapmak zorundasın. Çünkü yapmazsan anne babana söylerim. İnternette yayarım bunları. Ve şantajlar başlayınca da bu sefer o kişi düşünüyor ki tamam ben yapayım o zaman. Anne babaya gidemiyor. Burada da asıl anne babalara sormamız gereken soru şu. Ya da bir anne babanın kendisine sorması gereken soru şu.
Böyle bir durum olduğunda ben bilmiyorum diyelim. Çocuk bana gelebilecek ve bana bunu anlatabilecek kadar çocuklu aramız iyi mi? Yakınlığımız var mı? Evet. Ben bunu çocuğa söyledim mi? Oğlum kızım seni çok seviyorum. Sen çok iyi bir çocuk, çok güzel bir çocuksun. Ama internette böyle şeyler oluyormuş. Bekir hocanın yayınını izledim. Orada Yavuz hoca böyle böyle anlattı. Hani olur da böyle bir şeylere denk gelirse. İnsan hata yapabilir. Yapabiliriz evet. Ama bu çözülebilir. Hata yapabiliriz. Ama böyle bir şey olursa ne olur?
O yüzden bize söyle. Biz senin anneniz, biz senin babanız. Ve biz bunu çözeriz. Biz senin yanındayız. Elbette hata yapılır ama gel ilk bize söyle. O kişi ne diyorsa ona gitme. Çünkü o kapıdan çıkıp gittiğinde… Artık bunun sonu yok. Ne olacağını bilemiyoruz. Evet. Teşekkür ederim hocam. Ben teşekkür ederim. Çok sağ olun. Tekrar hatırlatıyorum. Hocamın Nemesis yayınlarından çıkan bir yeni bildiriminiz var isimli kitabında. Daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz. Bizi izlediğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Ahiriniz evvelinizden hayırlı olsun.
Ve lütfen bu videoyu şimdi hemen beğenmeyi unutmayın.
Hoşçakalın.
İlk Yorumu Siz Yapın