"Enter"a basıp içeriğe geçin

Prof. Dr. Ömer Türker – Modern Ulus İnşası ve Kaybedilen Tecrübe

Prof. Dr. Ömer Türker – Modern Ulus İnşası ve Kaybedilen Tecrübe

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=fWvRlSJmoLA.

Şimdi biz bir tecrübeyi yitirdik modern dönemde. Bizim mesela Yahudi komşularımız yok, Hristiyan komşularımız yok, dini çeşitliliği kaybettik. Dahası modern ulus devlet her ulusu yaşatacağız diye herkesi tek tipleştirdi. Modern ulus devletin böyle bir problemi var yani. Bu sadece bizimle ilgili bir sorun da değil. Biz milli yani ırk tecrübelerini de kaybettik.
Şimdi bizim bu tecrübeleri yapan adamların bir kısmı süryani, bir kısmı İranlı. Yani çeşit çeşit milletler ve din mensupları var. Bunların tamamı Bağdat’ta bir araya geldi hocam. Yani ve enteresan bir şekilde mesela bak biz o denli dakik bir tecrübe seviyesine ulaşamadık. Erken dönemdeki tecrübeler çok teknik ve başarılıdır. Onlar ulaştı günümüz ha onlar hani eskide kalmadı. Biz daha ilk bu tercümlerin yaptığı metinlere sahibiz. Bakın Arisoteles’in Peri-Hermeniyas diye bir kitabı var. Bunu Türkçe’ye Arisoteles mantığını çalışan Saffet Babür çevirdi. Daha öncesinde Ragıp Atademir Hoca şeyden Fransızca’dan çevirdi. Saffet Babür, Grekçe’den çevirdi. Aslında yani. Aslında çevirdi. Bunun bize ilk tercümesi ulaştı günümüze. Yani Abbasiler döneminde yapılan tercümeler de elimizde. Bir tane cümle giriş cümlesini karşılaştırın. Dört tane kelimeye Türkçe’de aynı kelimeyle çevrilmiş. Orada her biri için ayrı kelime vardır. Yani aklınızda kalsın diye bir çarpıcı bir örnek veriyorum. Tercümelere çok dakik. Ama bu mesele dil meselesi değil unutmayalım. Biz bunu konuşurken dile vukufiyet gibi anlıyoruz bazen öyle değil. Tercümelere yapıldığı dönem dedim ya biraz önce Hicri 200 ila 220. Kelam ilmini bugünkü sistematini veren adam Ebu Hüseyel el-Alaf. Ebu Hüseyel 135 doğumlu. 235 demede faat etti. İnsanlar zannediyor 230. Tercümelere döneminde soruyor. Adam tercümelere yapıldığında 75 yaşında. Kelam ilmi mevcutların tamamını araştırmayı projelendiren külli bir disiplin. Basra’da gelenek oluşmuş.
Cahız çıkmış, nazdam çıkmış. Dırar bin Amr bizim Ehli Sünnet Yerinden savunduğu kesp teorisinin, İmam Maturidi’nin savunduğu arazcılık teorisinin kurucu düşünürüdür. Bu kesp teorisinin dolayı müteziller onu mütezile saymak istemezler. Mütezili imam aynı zamanda Dırar bin Amr. 200 de vefat etti. Yani Basra’da ilk tekke kuruldu. Basra’da kelam ekolü kuruldu. Teorik disiplinler inşa edildi. Şimdi Beytül Hikmet’e tercümelerin Arapça tasyini yapıyor. Yunanca bilmiyor. Adam filozof oldu. Niye? Sebebi de şu söyleyemizi. 200 yıldır biz Batı’dan tercüme yapıyoruz. Hatırı sayılır bir filozof çıkmadı söz meclisler dışarı. Şimdi 200 yıldır uğraşıyoruz. Böyle bir şey çıkmadı değil mi? Evet. Tercümelerin Arapça dilini kontrol eden adam filozof oldu. Sebebi şu bunun. Basit bir sebebi var.
Şimdi tercüme yapan yaptığımız şeyi, getirmeye çalıştığımız düşünceyi temsil eden hakim güç canlı. Biz canlanmaya çalışıyoruz. O zaman tercüme ettikleri eserler mahzenler de ölü. Ölü demeyelim tohum. Ama geldikleri kalp canlı. Geldikleri zihin canlı. Kendi eğer tercümeler olmasaydı sıralamaya girecek bir mütekelli mi olamazdı?
Bakın gerçekten tercüme yapılmasaydı muhtemelen biz kindinin adını sanmı bilmezdik. Çünkü her mahallede bir büyük kelamcı var. O zaman Bağdat’ta Basra’da devasa bir kelam hacı var. Mutezidenin en canlı olduğu dönem. Canavar gibi adamlar orada kindiyi yükselemezdi muhtemelen. Bir bürokrat olarak yaşayıp ölebilirdi. Ama kindiyi bu eserler bu düşünceler gelince kindiyi günümüze taşıyan, kindiyi ilk olduğu için laf olsun diye zikreden bir adam değil. Gerçekten ciddi filozof.
Yani filozof olarak günümüze intikal etti.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir