Zeus ve Kader — İlyada 8. Kitap
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=biBCPr9hZaE.
Selamun aleyküm kardeşler hoş geldiniz. Bu da diğer bardağım. Geçen AC Milanlıyı göstermiştim. Reis ya. Oooo Yapıyorum bu sanatı. Bundan sonra fikirlerimle değil kupalarımla gündeme gelmek istiyorum. Başlıyorum kardeşler. Şimdi 7. kitabı bitirdik geçen gün. 8. kitap başlayacak.
8. kitabı ben bu videoların başlıklarını genelde o kitabın içinde en fazla vurgu hissettiğim konuyla ilgili atmaya çalışıyorum. Yani video başlıklarını şey seçiyorum. Böyle hatırlatıcı bir özetleme gibi filan seçmeye çalışıyorum. Burada kader konusu çok devrede. Tabi direkt kader diye bir olgudan bahsediyor ama alt metinde sürekli bir kader hususu var.
Bu 8. kitapla ilgili bunu Erman hocadan şey yaptım. Arti Lokos pek çok dizeyi sonradan eklendi diye eleştirmiş. Yani atina eklentisi gibi filan. Kitabın bütünü hakkında da böyle tenkitler olmuş. Biraz içeriğinde de konuşuruz inşallah bunu. 8. kitap şöyle başlıyor. Şafak vakti Zeus açmıştı Tanrılar Kurultayını.
Evet bir Panteonlu toplantısında Kurultay esnasında bir sahneyle giriş yapıyor kitaba. Şuradan bir saniye şey yapayım. Alakasız şey olursa chatte çünkü ben normalde soru cevap olsun diye, yani canlı yapmamızın iki sebebi var. Birisi daha seri bir şekilde çekebiliyor olmamız. Diğeri soru cevap yapabiliyor olmamız dinlediğiniz şey üzerine. Alakasız muhabbet olursa onları engelleyebilirsiniz ki bu homerlerde zaten çok kalabalık olmuyor. Kendi aranızda konu ile ilgili tartışıp en son soruya da çevirebilirsiniz. Konu ile ilgili olduğunuz sürece benim açımdan problem yok orada takılabilirsiniz yani. Evet şöyle diyor Zeus bütün oradaki tanrılara bir tanrı Troyalılar’a ya da Danoil Danoğullar’a yardım ederse
Olimpos’tan köte kiyip dönecek gerisin geri. Alıp kara dumanlı tartarosa atacağım onu. Şimdi tartaros neresi? Bununla ilgili şöyle bir bilgi veriyor. Ta yerin dibinde çukurlarda gökle dünya arası kaderdir tartarosla Hades arası. Şimdi burada bir katmanlı bir dünya algısı var anlaşılan değil mi?
Dünya var bizim içinde yaşadığımız dünya, gök var değil mi? Aşağıda Hades var Hades’in altında tartaros var. Şimdi şöyle bir hataya çoğu zaman düşülüyor ben bunu televizyonda bu konuları konuşan insanların çoğunda gördüm. Hades dediğimiz yer bizim tasavvurumuzdaki cehenneme benzemiyor. Yani Hades cehennem gibi değildir o yüzden Yunan’da bir cennet cehennem algısı yoktur filan gibi bir şeye dönüşüyor ama Hades bizdeki zaten cehennemin karşılığı değil. Tartaros esas cehennemin karşılığı ki her kullanıldığı yerde bir azap şeyiyle kullanılıyor. O zaman bu Hades ile tartaros arasındaki katman nedir sorusu ortaya çıkıyor. Hades ile tartaros arasındaki katmanı açıklayabilmek güç açısından. Yani düz bir bakışla bunu açıklamak güç ama biz Yunan dininin mistik özelliklerinin çok yüksek olduğunu,
özellikle Platinos, Platon ve diğerlerinde çok sıkça gördüğümüz gibi Südür teorisi Tanrı’nın taşmasıyla kainatın oluşması ve benzeri gibi bir teorinin mistik anlatısı, alegorik, mecazi anlatısının çok yoğun olduğunu bu kitapta daha önceki kitaplarda konuştuk sürekli. Hatta orada şöyle bir şeyden bahsettik. Demeter miti anlattım ben ki bu kitapla çok alakası olmamasına rağmen neden girdiğimi hatırlamıyorum tam hangi husustan bağlayarak girdiğimi ama
orada Demeter mitlerinden filan da anladığımız şu, benim anladığım şu Persephone filan miti var ya çok meşhur işte Persephone Hades’e iner ve yeryüzüne kaçar filan. Hades’in bizim anladığımız dünya olma ihtimali çok yüksek. Yani bizim içinde bulunduğumuz dünyanın Hades olması, orada dünya diye anlatılanın bir tık daha ilahi olan ve benzeri olması. Yani burada hep katmanını düşünüyorsunuz. Aslında Hades bizim anladığımız dünya, orada bizim dünyamız gibi tasvir edilen yerde ilahi dünya gibi olabilir.
Çünkü bunu Platon’un mağara benzetmesinde filan da görüyoruz demiştim hatta. Yani Platon’un mağara benzetmesinde gölgelerden bahsediliyor. Orada insanlar hep gölge şeklinde. Hades’te de gölge şeklindeler. Yani bir bedenli değiller, gölge gibi görünüyorlar. O manada Persephone sanki dünyaya düşmüş, dünyadan tekrar erginleşme süreciyle ilahi olana ulaşabiliyor, ulaşmaya çalışıyor filan gibi. Yunanlarda bu tarz çok fazla mit algısının olduğunu biliyoruz.
O yüzden benim tercih ettiğim kanaat yani bunu da söyleyen direkt birisi var mı bilmiyorum. Bana, benim hissettiğim şey şu. Hades bizim dünyamız. Tartaros da bizim cehennem diyebildiğimiz yere denk geliyor. Çünkü Tartoros zaten sürekli bahsedildiğinde azapla ve benzeriyle ele alınıyor. Ve burada şey Zeus diğer tanrılara diyor ki bir halat sarkıtın gökten hepiniz çekin ben de öbür taraftan çekeyim ben size üstün gelirim filan gibi bir anlatı var.
Yani Zeus diğer tanrıların toplamından daha güçlü olmakla ilgili bir iddiada bulunuyor ki öyle anlıyorlar zaten bunu. Yani burada tanrıların hepsinin eşit olmadığını biliyoruz biz Yunanlarda değil mi? Bir panteon zaten algısı böyle Zeus onların hepsinin üzerinde. Mesela Zeus’un tahtı ileride gelecek oturduğu zaman ayakları olimposun üstünde kalıyor. Yani aslında burada bizim o işte söylediğimiz tepede bir ilah tasavvuru ve aşağı doğru taşan ve orada oluşan başka ilahlar gibi filan bir anlatı. Ya çok müsait böyle anlamak. Yani Zeus tepede ve oturduğunda tahtında ayakları diğer ilahların oturduğu yerde kalıyor. Üstünde kalıyor filan. Neyse Zeus ağır konuşmuştu çok. Ya bu söylediğimiz hep tabi katman katman Metin. Zahiren ilk anlaşılan manası var aşağıda daha derin düşündükleri şeyler var filan diye bunları en baştan beri konuşuyoruz. Zeus ağır konuşmuştu çok derken gök gözlü Aten’e devreye girdi. E erişilmez bir gücün var senin. Karnı salan danavullara acıyoruz yani akalara acıyoruz. Buyurduğun gibi çekilelim savaştan ama işe yarar öğütler verelim ki Argoslulara sen öfkelendin diye yok olmasınlar diyor Aten’e. Yani tamam savaşa direkt müdahale etmeyelim ama öğütler vererek müdahale edelim o zaman. Zeus gülümsedi ve dedi ki korkma Tritogenia bu Atena’nın bir diğer ismi yavrucuğum. Dediklerime sen öyle pek kulak asma yumuşak davranırım sana ben. Şimdi Zeus ile Atena’nın ilişkisi biliyorsunuz çok şey. Burada metnin hep katman katman yorumlanabileceğine ve aslında mesela şöyle bir şey oluşuyor. Birinci kanaldan yorumlamaya devam etsek yani birinci kanal dediğimiz en zahir en anlaşılan kanal. İşte en avam adamın Yunan’da da anladığı, bugün de en avam adamın yorumladığı şekilde devam etsek bütün metni yorumlayabiliriz bu şekilde.
Sonra bir tık daha içeriden metni yorumlamaya başlasak daha mistik veya felsefi bir zeminden yorumlamaya başlasak bütün metni bu şekilde de yorumlayabiliriz. Ben burada katmanların çoğunu göstermeye çalışıyorum. Mesela en üst katmanda ne anlarsın buradan? Bir babalar kızlarına daha yumuşaktır. Yani Zeus’un mesela bir sürü evladı ve o Atena’ya davranışı daha farklı yumuşaktır. Yani böyle bir mesaj veriyor olabilir mesela. Mesela Ares ile falan böyle konuşmaz ya da diğerleriyle.
Daha bir tık daha aşağıya indiğimizde Zeus’la Atena’nın sürekli birliklediği yani çok uyumlu çalışıyor olmaları aslında bize felsefedeki şeyleri de hatırlatıyor. Yunan felsefesinden çok sık olan işte falakıl ve benzeri birden çıkan falakıl, falakıl icraat görüyor bu falakıl dediğimiz Atena’yı temsil ediyor filan gibi bir zeminde tekrar yorumlanabilir. Buna müsaittir yani. Ve benzeri pek çok şey penceresi olabilir yani.
Ondan sonra Zeus, Ida dağına çıkıyor. Ida dağı en yüksekteki yerden. O izlemeye başlıyor olayları. Ve Troyalılar daha azlardı. 55. cephetteyiz. Troyalılar daha azdılar. Ama hepsinin içi gidiyordu karları çocukları içinde bu kavga. Bu tabi savunma savaşlarının daha kolay olması yani daha doğrusu savunma savaşı yapanın daha kolay galip gelebilmesinin sebeplerinden birisi. Savunma savaşı yapanın kaybedecek pek fazla bir şey yok.
Bu savaş esnası bir psikolojik faktör. Ve savaş başlıyor. Şurası bizim için önemli. Neden kader başlattığımız konusunda. Gök yüzünün tam ortasına gelince gün. Bir altın terazi kurdu baba tanrı yani Zeus. Bir kefeye Troyalılar’ın kara ölümünü koydu. Diğer kefeye Akalar’ın kara ölümünü. Ortasından tuttu kaldırdı teraziyi. Ağır bastı Akalar’ın ölüm günü. Yani Akalar’ın ölümü terazide ortaya çıktı. Şimdi bu terazi neyi anlatır? Veya Yunan bundan ne anlıyordu? Veya bu terazinin sonucu Zeus’un iradesinden bağımsız mıdır? Metin boyunca sürekli şunu görüyorsun yani Zeus irade ettiği için mi kader ortaya çıkıyor? Ki böyle görüntüler var. Mesela nerede vardı? İlk kitapta Tethys dizine sarılıyordu Zeus’a dua ediyordu. Şöyle şöyle olsun filan diye. Akilius’un şanı artsın filan diye. Zeus da başıyla işmar etmişti.
Başıyla işmar etmesi geri döndürülemez bir irade demektir. Burada sanki kaderi belirleyen Zeus’muş gibi bir izlenim alıyorsunuz ki Destan pek çok yerinde de bu izlenimi veriyor. Bu tarz yerlerde de ki ileride de böyle yerler gelecek. Sanki Zeus kaderinin altındaymış ve kaderi o takdir etmiyormuş. Kader kendi kendine işte aynı Hintler’deki bir karma gibi varmış gibi bir his var. Yani Zeus kaderinin üstünde mi altında mı? Bunu anlamak çok güç.
Bu metinde daha doğrusu çok güçten de ziyade her ikisiyle yine de çok fazla delil var. Net bir kanaat sahibi olmak zor. Mesela Akaların ölüm günü olduğu belli oldu o terazide. Zeus yıldırımlar gürletti İda dağından. Bir ışık saldı Akaların ordusuna. Görünce ışığı sarsıldı Akalar. Kapladı hepsini sarı yeşil bir korku. Yani kader belli etti terazi kendine. Akalar yenilecek. Zeus gök gürletti yıldırımlar attı filan.
Ve Akalar da hemen anladılar ve bembeyaz oldular korkudan. Burada Tanrısal iradenin çok çabuk görünmesi ve benzeri Yunanların bunu anlaması olgusundan sürekli bahsetmiştik. Tanrısal irade karar verildiği anda insanların kendisini anlayabildiği bir şeydir. Yani mesela şöyle biz daha mesela Anadolu’da gayri Müslüm bile olsanız aslında Müslümanca düşünüyorsunuz. Yani bu topraklar çok uzun yüzyıllardır Müslüman olduğu için hep Müslümanca düşünüyoruz. Yani şöyle düşünün bir olay var. Siz bir arkadaşınızla kavga edeceksiniz.
O esnada ne bileyim çok gürültülü bir korna sesi oldu sizi irk etti. Ya bu size bir Tanrısal irade hissi verir mi? Vermez değil mi? Deng gelme gibi ama Yunan için verebilirdi yani. Bu çok başka bir bakış tipi. Yani Tanrısal iradeyi her an olaylar üzerinde görmeye çalışmak. Ki bununla ilgili geçen 7. kitapta da bir işte Hristiyanlık üzerinden bir şeyler anlatmaya çalışmıştım.
Ve yine Tanrısal iradeyi müşahadettiklerini düşünüyorlar. Tabi bu Tanrısal iradenin her an her şekilde bilinebilmesi veya kendini göstermesi hususu suistimal edilmeye de çok açıktır. Yani özellikle kahinler eliyle ve benzeri eliyle Tanrısal iradenin açıklanması gösterilmesi ve benzeri hususuyla. Çünkü o an belli olduğu için Tanrısal iradenin ne olduğu suistimal edilmeye de müsait. Tanrısal irade meşruiyet açısından kullanılan bir şey mi?
Tabi ki yani özellikle şeyde filan ya burada Tanrısal iradenin sürekli görünür ve açıklanabilir olması işte kahinlik dediğin mesleğin temelidir aslında. Kahin Tanrısal iradeyi daha iyi yorumlama iddiasında. Ve saldırı başlıyor yani Troyalılar’ın saldırısı başlıyor. Ne Idomeneos durabildiğinin yerinde ne Agamennon ne Ares’in iki hizmetçisi Ayaslar. Yani herkes kaçtı. Yalnız Akalar’ın bekçisi yaşlı Ness sordurdu.
İler tutar bir yanı kalmamıştı altında. Alexanderos bir okla atın alnını şu perçem kısmından vurmuştu diyor. Can çıkacak yerdir orası ok saplandı beynine tam atın. Yani kaçamadı Nestor. Diğerleri kaçmıştı Nestor kaçamadı. Neden? Çünkü Alexanderos yani Paris okla atın alnını vurmuştu. Burada atın alnında vurulmasının sebebi yani atla ilgili bir şey mi bunu bilmiyorum. Ama ben şey görmüştüm yani bu atlara şey yapıyorlar zırh yani mesela maske gibi filan böyle bir zırh. O çağda var mıydı onu bilmiyorum. Onların bu tarafı sanki biraz açık kalıyor gibi yukarısı. Benim gördüğüm zırhlarda müzelerde gördüğüm zırhlarda hani Yunan’da var mıydı bilmiyorum ama hani o boşluk oradan olabilir. Bir de can çıkacak yerdir orası diye Homer vurguladıysa bu yani atların o bölgesinin zayıf olduğu bilgisi. Yunanlarda da çok yaygın bir şekilde biliniyor olması gerek.
Çünkü Homer bunu açıklama gereği hissetmiş yani atın canının çıkacağı yer orasıdır filan gibi. Evet ihtiyar da çıkardı kamasını kesti koşumu yani at ölünce kamayla atın o ipini kopararak şey yaptı kendisini kurtardı. O debelerin attan. Ve Hector işte o esnada Nestor üzerine doğru saldırmaya çalışıştı. Ve ihtiyar can verecekti işte tam o sıra. Diomedes keskin gözleriyle görmeseydi onu. Attı korkunç çığlıklar Odysseus’u çağırdı yardıma. Lertes oğlu Kurnas Odysseus Zeus’un beslediği bir korkak gibi sırtını çevirip nereye böyle. Yani Nestor’u Hector öldürmek üzere Diomedes yardım edecek Odysseus’u da çağırıyor. Ve diyor ki nereye kaçıyorsun falan. Burası ilginç yani Yunan tipi kahramanlık açısından ilginç bir yer. Böyle dediği çok çekmiş Odysseus dinlemedi onu. Yani fiil üzerine tartışmalar varmış. Dinlemedi mi duymadı mı falan üzerinde ama dinlememiş gibi bir intiba veriyor bana. Akaların koca karınını gemilerine doğru çekti gitti. Çünkü önde çok çekmiş yani Odysseus’un çok çekmişliğine vurgu yapınca dinlememesi sanki bundan kaynaklıymış gibi bir intiba veriyor. Bir. İkincisi sayfa 145’te Burada şeyi sayıyordu hatırlıyorsanız.
Hector var mı bana yan bakan yapıyordu geçen kitapta ve 9 Yiğit ayağa kalkıyordu. 9 Yiğit’in sonuncusu olarak Odysseus’u sayıyor burada. Aslında ikinci tipleri de saydıktan sonra Odysseus’u sayıyor. Sanki burada Odysseus’a karşı bir minimal bir tahkir hissi oluşuyor gibi hissettim ben. Evet neyse Diomedes Nestor’un yanına geliyor ve diyor ki genç savaşçılar çok yoruyor seni ihtiyar yani yaşlandım falan filan.
Bindi 2 Yiğit Diomedes’in arabasına. Yani Diomedes Nestor’u alıyor arabasına alıyor çekiyor. Çıktılar Hector’un karşısına bir koşu. Ve atıyorlar Hector’u vuramıyorlar. Ve burada şöyle bir şey var ilginç bir bölüm sayfa 160. İnsanların sayfa 160 128. epitet. İnsanların Tanrıların babası o sıra keskin gözleriyle görmeseydi olup biteni işin sonu çok acıklı olacaktı.
Nestor’la Diomedes kapalı kalacaktı Ilyon’da kuzular gibi. Yani Nestor’la Diomedes Hector’a doğru saldırırlarken Zeus fark etti ve onların kuzular gibi kapalı kalmasını engellemek için bir şey yaptı. Ne bu? Korkunç gürültülerle savurdu Akşimşeh’i Diomedes’in atları önünde sapladı toprağa. Diomedes Hector’a doğru giderken Şimşeh’ini attı. Şimşeh Diomedes’in önüne düştü. Ve Diomedes gidemedi. Aslında burada yapılan şey onları kurtarmak gibi oluyor değil mi? Yani Zeus’un oradaki iradesi Diomedes ve Nestor’u kudutarmak gibi oluyor. Ama Nestor olayı nasıl anlıyor? Titredi yüreği Nestor’un Diomedes’e dedi ki gel Tideus oğlu atlarını kaçır buradan. Bak işte Zeus bizden yana değil Kronos oğlu şanı oyana bağışladı. Yani Zeus’un aslında onların yanında olmadığını gösterir mi bu yıldırım faaliyeti? Göstermez yani onları kurtarmak için yapmış oluyor ama tanrısal iradenin yanlış yorumlanabileceği gibi bir şeye çıkıyor muydu inandılar bunu okurken merak ediyorum. Çünkü burada yanlış yorumluyor gibi görüntü Nestor’un. Diomedes ve Nestor’un orada sıkışıp kalmamasını sağlıyor. Böyle bir şeye ihtimal veriyorlar mıydı? Bunu çok bilmiyorum yani. Gürn Ardalı’nın Diomedes karşılık verdi. Dedi ki tek milledeklerin doğru ihtiyar yani her bir söylediğin doğru.
Neyleyim ki acı girdi yüreğime. Bilir misin Hector Troyalılar’a ne diyecek? Tideus oğlu kaçtı diyecek. Sığındı gemilerine. İşte bir gün böyle evinecek o. Yani Diomedes geri dönmesi gerektiğini anlıyor. Zeus’un iradesi göründü ve geri dönün diyor o irade. Diomedes ve Nestor’a ikisi de bunu anlıyorlar herkes bu konuda hemfikir. Ama Diomedes diyor ki ya şimdi ben kaçmış gibi görüncem bu rahatsız ediyor beni. Burada kaçma olgusunun Yunan’da kötü bir göründüğünü biliyoruz zaten. Kötü bir his algı bıraktığını biliyoruz zaten. Kaçma hissinin buralardaki inşasıyla beraber düşündüğümüzde Hector’la Achilleus vs atarken kitabın sonunda Hector uzun süre kaçıyor Achilleustan. Biraz orada da işte diyorum ya Hector abartılı bir tahkirle ele alması Metin’in kimlere icra edilmesi ile ilgili diye.
Biraz öyle düşünmekte gerekiyor. Ve Hector bağırdı diyor arkalarına hani onlar geri dönerken bağırdı Hector arkalarından. Tideus oğlu yani Diomedes. Çevik kısraklı danaolar çok üstün sayarlardı seni. Oturturlardı baş köşede. Ama bundan böyle koymayacaklar seni adam yerine. Tam bir kadın oldun çıktın sen. Kır boynunu beş para etmez ciğer.
Tam bir kadın oldun çıktın sen. Yani erildil filan erildilin dibi. Yani kadın olmak direkt tahkir ifadesi. Şeyden Yunanda kadın gibi olmak filan. Direkt hakaret anlamı taşıyor Yunan için. Veya onu kamçılamaya çalışıyor Hector bununla. Geri dönsün diye. Böyle dedi o Tideus oğlu düşündü taşındı. Atları döndürüp Hector ile dövüşsün müydü? Üç kez evirdi çevirdi gönlünde.
Akıllı Zeus üç kez güldü Ida dağından. Zaferi muştuladı Troyalılar’a. Yani Diomedes böyle kararsız kalıyor. Geri dönsem mi dönmesem mi? Korktu kaçtı diyecek dönsem mi dönmesem mi? Üç kere düşündü diyor gönlünden. Ve her düşündüğünde gök gürlüyor. Yani Tansal iradenin ne kadar iç içe yaşadıklarını fark etmek açısından iyi bu. Yani düşünüyorsun gök gürlüyor. Neyse bir daha düşün, bir daha gök gürlüyor filan. Bu kadar ne? Her anınızda o iradenin neyi kastettiğini anlayabiliyorsunuz. Ve Zaferi muştuladı Troyalılar’a. Ve bu esnada Hector da Troyalılar’a sesleniyor. Edyo dardanostular yani Troyalılar. İşmal ediyor Zeus işte bakın zafer verecek, ün verecek bize. Herkes anlıyor ya herkes anlıyor neyi kastettiğini. Ve tekrar saldırma emri gibi bir emir geliyor. Atlarına sesleniyor. Yani tekrar saldırıya vurdusunu kamçılarken kendi atlarına sesleniyor.
Bir de burada atlarına da seslenirken aslında kurban mantığında sesleniyorlar. Yani senin için şunu şunu yaptım o zaman bunu ver, bunu bunu yaptım, bunu ver filan. Orada da öyle sesleniyorlar dua ederken ilahlara filan. İşte sizin için şunlar şunlar yapıldı. Andromache bal gibi tatlı arpa koyardı önünüze. Canınız çekince şarap karıştırdı sizin için. Arpaya şarap da karıştırıyorlarmış. Atlara yedirecekleri arpaya. Onun körpek hocasıyım der övünürüm ben filan diye atları gaza getiriyor. Böyle dödü övüne övüne.
Yani hektor biraz büyükleniyor. Bu övünme hususu Yunan’da hibris deniyor yani daha ziyade. Ne bu yani büyüklenme kendini yüceleme filan. Bu Yunan dinindeki en büyük şey. Günah gibi düşünebilirsiniz. Bu kelimenin kökünü etimolojik böyle kurcalamadım ama İbrancı olma ihtimali var. Çok yüksek geliyor kibir kelimesiyle zaten çok şey ve he he yani bu keli he var ya. Nasıl diyeyim ha Arapçadaki.
O harfle okunuyor Yunancada da ona benzer bir harfle okunuyor. Ve burada kibir mevzunun aslında bizde de yani şeye karşı. Haşa Allah’a karşı kibirlenme gibi. O hani kalbine zerre kadar kibir olan cennete giremez. O rivayetlerin mesela bu kadar sert olmasının sebebi muhtemelen Allah’a karşı kibir filan gibi bir anlam. Bu tarz bir şey oldu zaman Yunan’da birisi müdahale eder olaya.
Yani bir tanrıça veya tanrımız buna sinirlenir, öfkelenir ve müdahale eder. Burada Here öfkeleniyor. Hector’un bu durumuna. Öfkelendi Uluhere sallandığı tahtı üzerinde. Kökünden titretti koca Olimpos’u. Baktı büyük tanrı Poseidon’a. Dedi ki ah yeri titreten güçlü tanrı yani Poseidon’a sesleniyor. Sayfa 205. epitet. Biz Danoğullara yardımcı olsan yardımcı tanrılar tekmil. Troyalara atmaya kalkarsak öteye, uzak tutmak istersek iri gözlü Zeus’u. Olduğu yerde oturak alır o tek başına öfkelene durur Ida dağında. Yani diyor ki Here, Poseidon’a. Biz diyor akalara yardım eden tanrılar olarak diyor birleşsek diyor. Gücümüzü birleştirsek Zeus bir şey yapamaz bize. Hani Zeus başta tehdit etmişti ya hepiniz olsanız alırım tek atarım size filan diye. Burada Heren’in böyle gözü basıyor gibi oluyor. Poseidon’u böyle kışkırtmaya çalışıyor. Köpürdü yeri titreten tanrı yani Poseidon. Sen nasıl konuşursun böyle ileri geri. Kronos oğlu Zeus’la tanrıların savaşmasına razı değil gönlüm benim. Bizden çok üstündür o. diye bir giriş yapıyor. Ve Here Agamemnon yani Yunan’da tipik şey Agamemnon’un gönlüne işte bir ateş koydu. Agamemnon onlarla gitti savaşçıları coşturdu. Coşturma ne? Retorik. Aslında retorik, Yunan tipi retorik ile ilgili pek çok şey söyledik. Tekrar etmeyeceğim hepsini ve askerleri gaza getirdi yani Agamemnon.
Ama burada gaza getiriş tipi de mesela hem o at da işte biz sana şunlara şunlara yaptım atlar iyi koşun. İşte ilahlara da şöyle şöyle yaptım bana yardım edin falan derken mesela burada da insanlara size işte şarap ısmarladım bilmem ne ısmarladım filan diye gaza getiriyor. Yani yap aldığının karşılığını ver filan gibi bir tipte gaza getiriyor. Ve Agamemnon Zeus’a şey yapıyor. Dua ediyor.
Böyle dedi Zeus acıda onun gözyaşına. Yok olmasın istedi ordusu. İşmar etti. Gönderdi Kartal’ı. Kuşların en şaşmaz olanını. Bir yavru geyik vardı Kartal’ın pençesinde. Kartal attı onu Zeus’un güzel sınavı önüne. Orada akalar her şeyi bilen Zeus’a kurban keserlerdi. Anladılar. Herkes anladı. Bir Kartal böyle bir faaliyet yapınca. Bunu herkes Zeus’un iradesini ifade ettiğini anladı. Zeus’tan geldiğini görünce kuşu saldırdılar Troyalılara dolu dizgin. Hepsinin savaştaydı haklı fikri. Ve savaşırken mesela hiç biri geçemezdi. Dideus oldu Diomedes’i. Hepsi saldırıyor. Hiç biri Diomedes’i geçemezdi. Agamemnon’la Menalaos gelirdi. Diomedes’ten sonra. Sonra atılganlık gücü kuşanmış Ayas’lar. Idomeneus, Meriones ve Teukros geliyordu en son. Şimdi Teukros’u biraz açacak. Teukros ne yapıyok.
Ayas’ın kalkanın altından ok atarak saldırıyor. Aslında bu saklanarak ok atma filan. İskittip’i savaşı filan anımsatıyor ki. Bunu biliyor olmalı ihtimalleri var. Yani o şeyden. Çocuk nasıl sığınırsa anasının eteğine. Teukros Ayas’a öyle sığındı. Parlak kalkanıyla sakladı onu Ayas. Teukros pek çok kişiye uğruyor. Bunlardan bahsediyor. Sonra Agamemnon yanına gelip diyor ki. Ilyon’u alt üst etmeyi nasip ederse bana. İlkin ben alacağım onur payını. Sonra sen.
Yani o kadar büyük. Onur payını ilk almak aslında şu demek. Yani ganimet bölüşümü gibi düşünebilirsin. Buna onur payı diyorlar. İşte ilkin Agamemnon alıyor. Çünkü kral o. Kral gibi düşün. İkinciyi alan aslında sadece daha fazla mal almış olmuyor. Şan almış oluyor. Yani burada en kıymetli olan oydu. O yüzden ikinci o aldık filan diye. Teukros’a böyle bir şey de bulunuyor. O kadar çok kişiyi öldürmüş okla. İlkin ben alacağım sonra sen. Teukros dedi ki. Ünlü Atreus’u oldu kışkırtma beni. Tam kıvamındayım ben nasıl olsa.
Ilyon’a sürdüğümüzden beri onları pusu kurmuş. Adam öldürürüm. Zaten yapıyorum ben bunu. Yani beni gazlama diyor. Agamemnon’a. Burada bu şeyi neden anlatıldı. Yani bir sınıflama verildi. En çok Diomedes. Sonra Agamemnon, Menalaos, Diomedes. Agamemnon, Menalaos, Ayaslar, Idomenos, Meriones, Teukros. Teukros bunların içinde en aşağısı. En aşağısı olan bir sürü kişiyi öldürdü. Bu diğerlerin tabi ki seviyesini yükseltir. Yani bir o. İki Teukros bir sürü kişiyi öldürdü.
Onu birazdan Hector öldürecek ve bu Hector’u yüceltecek şeydi. Yani esnada. Burada 8. kitaptan sonra. Özellikle Achillius’a filan elçiler gidecek ve yalvaracaklar. Aynı 1. kitapta konuşmuştuk ki Achillius istiyordu ki. Akalar onsuz başaramasınlar ve onun yanına düşmek zorunda kalsınlar. Diye Troyalar’ı destekliyordu. Kalbinde ve Tethys bunun için dua ediyordu. Zeus’a. Zeus’la başıyla işmal etmiştim. Bu husus gerçekleşiyor işte. Yani 8. kitap aslında biraz bunun için. Konu çözülmüyor. İş illaki Achillius’a gidecek. Biz 8. kitaptayız şu an kaç saat konuştuk. Toplam 10 saate yakın konuşmuşuzdur şu ana kadar. Achillius sadece 1. kitabın belli bir bölümünde geçti. Aslında bu Achillius’un destanı. Değil mi? Konu oraya doğru zorluyor sizi. Çözülmüyor.
Troyalar’a galip gelemiyor bir türlü akallılar. Ve Achillius’a doğru gidiyor. Theucros bir sürü kişi öldürdü ama Hector onu öldürecek. Hector’ı kim yenebilir? Achillius. Böyle bir şeye hizmet ediyor destan içinde anlatıyor. Ve Hector’a ok atıyor ok atıyor. Vuramıyor. Sonra Hector yerden bir taş aldı. Theucros’un üstüne yürüdü. Ve attı. Theucros’u vurdu.
Yere düştü Theucros. Ondan sonra onu aldılar ve gemiye taşıdılar. Yani bayıldı falan. Şaftıkaydı yani. Theucros’un. Ve Hector güzel yerleri şey pardon. Hector da gür saçlı akaları öyle kovalıyordu. Geride kalanı tepeliyor. Kaçan kaçıyordu. Kaçanlar kazıkları hendiyi açtılar. Hani bir demiştik ya kalenin karşısında. Kale kurup gemilerin oraya kadar sürdü Hector onları. Yani baya bir zor duruma düşürdü. Hem gemilerinin yanına kadar. Hatta bu filmlerde bile gösterilen bir sahne. Hani o Achillius’un olaya girmesi öncesi saldırı. Gemilerin oraya kadar Troyalılar’ın şeyi sürmesi. Hector güzel yerleri atlarını koşturdu. Bir o yana bir bu yana. Gözlerinde Gorgon’un bakışı vardı. İnsanların baş belası Ares’in bakışı. Akkollu Tanrıç’a Hera gördü onları acıdı. Döndü Athene’ye. Burada Gorgon’un da.
Hector’ın kalkanında da Gorgon’un başı var. İnsanların baş belası Ares’in bakışı. Döndü Athene’ye. Kanatlı sözlerle dedi ki. Yani Hera olaya müdahale ediyor. Hector çok fazla zayiat verdirdi için. Hera olaya müdahale ediyor ve Athene’ye diyor ki. Yani gel olaya müdahale edelim falan filan diyor. Bir sürü kişi ölüyor. Akkolar yenilecekler neredeyse. Çünkü ikisi de biliyorsunuz akkoları destekliyorlar. Şurası biraz ilginç. Athene konuyu yorumluyor şu an. Normalde Athene ile Zeus’un iradesi çok fazla çatışmıyor. Ama burada. Hiç de düşünmez benim babam. Yani Zeus’u kastediyor. Kafasında gönlünde hep azgınlık. Zeus için söylüyor bunları. Hiç acımaz haksızlık işi gücü. Hep boşa çıkarır çabalarımı benim. Hiç hatırlamaz onun olduğunu kaç kez kurtardım. Herakles’i kaç kez kurtardım. Ben burada haksızlık ediyor işi gücü. Ve çabalarımı boşa çıkarıyor.
Böyle gönlünde hep azgınlık var. Kafasında gönlünde hep azgınlık var Zeus’un. Burada biraz şunu anlamak lazım. Yani şunu açıdan biraz önemli. Baya kötülük nispet ediyor Zeus’a. Athene. Yunan için bu dini bir gerginlik yaratıyor mudur? Ben sanmıyorum. Yani Athene Zeus’a kötülük atfettiğinde ne Yunan Zeus kötü olamaz diye çok geriliyordur bence. Ne de Zeus kötü değil o zaman Athene şöyle mi filan diye. Böyle bir avama açısından böyle bir algı yok.
Bunu tabi filozofların dert edildiğinden bahsetmiştik daha önce. Bunu alegoriyi hamletmeye çalıştıklarından filan. Ta en başta bahsetmiştik. Biraz şunu anlamak için şey yaptım. Ben dinlerin tenkitinde bir meseleyi söylediğinizde bütün dini çökertmek hani öyle bir bilgi olsun ki. Onu söylediğimizde öyle bir delil olsaydın her şey çürürsün ve sadece benim görüşüm kalsın. Bu böyle çok mümkün bir şey değil. Mesela kötülük problemi konuşuyorsun.
Kötülük problemi bu dini çürütür mü yani? Zeus kötü desen ne var burada falan diyebilir adam yani anladın mı? Hani böyle kuşatıcı bir tenkit her şeyi kuşatan dinler çürüdü niye kötülük problemi var filan. Böyle kuşatıcı bir tenkit mümkün değil. Aslında tenkit yaparken bu tenkidin kimleri çürüttüğünü düşünmek önemli işte bu açıdan. Yani ben bu tenkidi yapıyorum bu tenkit herkesi çürütmez şu şu şu grupları çürütebilir. Şu şu şunları çürütmez filan. Bu işte daha böyle intelektüel bir tenkidi gerektirir aslında.
Ve bu bizde yapılmıyor. Dinleri çürüttüm falan diye. Geçiliyor mevzular çoğu zaman. Ve şurası ilginç. Benim şimdiki aklım olsaydı diyor Athena. Kurtaramazdı kendini Styx akıntılarından yani Herakles kurtardığı zamanı atıf yapıyor. O işte Zeus’un oğluydu ben onu kurtardım. Zeus şimdi benim istediklerimi yapmıyor filan diye. Şimdi ise Zeus yüz vermez bana. Olur hep Tethys’in de değil. Sarıldı Tethys dizlerini onun okşadı eliyle çenesini yalvardı iller yıkan Achillius’u saysın diye. İşte birinci kitaba atıf yapıyor değil mi Tethys. Gelip Zeus’a dua etmişti. Troyalılar yenilmesin Achillius dahil olmadan diye. Çünkü öbür türlü Achillius’un şahını yükselmez diye. Ve bu gerçekleşiyor diyor. Orada başıyla işmar etmişti ve o bir kader olmuştu. Şimdi burada gene kader konusuna döndüğümüzde hani demiş ki ki Terazi tarttı ve Zeus hani sanki karar vermiyormuş gibi bir şey göründü. Ama Terazi’nin bu tartışı Zeus’un ilk başını işmar etmesi ile ilişkili mi? Sanki böyle bir şey hissediliyor. Yani öyleyse o zaman kaderi Zeus tayin etmiş oluyor Yunan dininde. Yok çok ilişkili değilse gene biz bulanıklığın içinde kalıyoruz. Yunan’da kaderi anlama konusunda. Ve tam olaya müdahale etmeye başlayacaklar. Zeus ve Hera olaya müdahale etmek üzere hazırlanıyorlar.
Ida dağından gördü onları Zeus baba. Korkunç bir öfke kapladı içini. Haberci gönderdi Iris’i ve onları tehdit etti. Tehditin sonunda şöyle diyor. Gök gözlü Tanrıça Anlar o zaman özellikle Atene’yi tehdit ediyor. Babasıyla kavgaya girişmek ne demek? Çok değil Hera’ya öfkem kinim. Her işime engel olmak unutmuyor. Yani Hera ile Atene inecekken Zeus sinirlerini tehdit ediyor onlara Iris’i gönderiyor. Ve diyor ki Hera zaten böyle birisidir ama Atene çok görecek o zaman ne olduğumu falan diye.
Şurası ilginç. Iris aşağı iniyor. Normalde Iris bu tarz söylemlerde. Iris mesajcı bir Tanrı gibi düşebilirsiniz yani her mesle Iris. İndiği zaman motomot tekrar eder Homer aynı dizeleri aynı ifadeyle neredeyse. Burada ilginç bir şekilde Iris ilave yapıyor. Mesela çok değil Hera’ya öfkesi kinini. Her işime engel olmak onun huyu diyor. Burada bitiyor aslında. Bunun üzerine kendisi ilave yapıyor Iris. Ama sen arsız köpek diyor Atene’ye. Köpek Yunan’da bir şey nasıl diyeyim hakaret anlamı zaten içeriyor. Bir de köpek gözlü de aç gözlü anlamında bir hakaret içeriyor. İçinden çıkılmaz bir iş yapmış olacaksın. Dev kargını kaldırırsan Zeus’a. Burada ilave çok ilginç bir şekilde Iris’in benim bildiğim ilave ettiği ender yerlerden birisi bu. Hera olaya dahil oluyamam. Atene’yi de sakinleştirecek şekilde.
Doğru değil Zeus’la savaşmamız ölümlüler için yok olan olsun yaşayan yaşasın boyun eğsin her ölümlü kaderine ve atlarını geri çeviriliyor. Şurası Zeus baba atlarını güzel tekerlekli arabasını İda dağından Olimpos’a sürdü. Geldi oturdu tahtına altın tahtına ayakları altında koca Olimpos titir titredi. Yani Zeus tahtına oturduğunda Olimpos onun ayakların altına kalıyor.
Bu bir panteon dediğim şeyi aslında biraz gösteren bir olgu. Azgın bir öfke sarıyordu Atene’yi çok içerliyordu Zeus babaya. Yine de bir şey demiyor duruyordu öyle. Yani Atene bir şey demiyordu. Ama Hera tutamadı öfkesini ve saldırmaya başladı. Buyurduğun gibi çekilelim savaştan ama işe yarar bir öğüt verelim ki Argos’lulara sen öfkelendin diye yok olmasınlar.
Burada tamamen tekrar etmiş epitet. Aynısını şey yapmıştı bakın. Atene sayfa 158’de 35. epitette girmişti mesela. Tamamen aynı ifadeyle buyurduğun gibi çekilelim savaştan ama işe yarar öğüt verelim Argos’lulara sen öfkelendin diye yok olmasınlar. Aynısı burada Hera’nın ağzından tekrar ediyor.
Burası da ilginç Yunan’da kadın algısı açısından yine ilginç. Zeus şöyle diyor ey inek gözlü Uluhere. Aslında burada bunu söylediğinde Zeus Atene’ye kızmamıştı. Aynı cümleleri söylemişti Atene. Kızmamıştır ben sana yumuşak davranırım filan demişti. Burada Hera aynı cümleyi söylüyor karısı yani. Zeus karşılık verdi dedi ki ey inek gözlü Uluhere. Hele gün ağrısında bir gör. Üstün güçlü Kronos oğlu nasıl yok edecek Argos’luların koca ordusunu. Yani Argos’lular perişan olmasın diye Hera istekte bulunuyor. Hele bir günde olsun nasıl perişan edeceğim Argos’luları göreceksin diyor tamam mı? Tam zıttına giderek yani. Güçlü Hector savaştan vazgeçmeyecek. Çevik ayaklı Achillus gemilerin yanında dar yolda Patroclus için korkunç savaşa girene dek. Kader böyle diyor işte. Bak bir sefer daha dönmüş olduk Kader konusunda.
Hector savaştan vazgeçmeyecek. Achillus gemilerin yanında dar yolda Patroclus için korkunç savaşa girene dek. Yani Patroclus ölecek. Achillus onun için savaşa girecek. Bu zamana kadar Hector devam edecek bu şekilde. Kader böyle diyor işte. Kader böyle diyor burada Zeus’tan ayrı mı yoksa en başta ta Zeus’un tetisi onaylayarak işman etmesin mi bu Kader? Kader böyle diyor ama burada sanki Kader Zeus’u da bağlıyo gibi mi? Hep bir flu’luk var.
Ve yine şöyle diyor. 483. epitet. Yine umrumda değil senin öfken, ha köpeklerin en bayağı hasen. Bunu karısına söylüyor. Senin öfken umrumda değil, ha köpeklerin en bayağı hasen. Şimdi bunu, Yunan’da tabi ki insanı dinlediğinde avam arasında özellikle bir ahlak oturttuğunu veya bir davranış tipi oturttuğunu söyleyebilirsin yani. Muhtemelen karlarına böyle davranıyorlardı. Böyle davranmayı bir meziyet gibi görüyorlardı çünkü Zeus karısına böyle davranıyor adamlarda. Yani karısı bir şey istiyor, onun tam zıttığını yapacağım diyor çünkü hasen, ha köpek benim açımımdan hiçbir farkınız yok. Bu kadar değeriniz. Ve daha ilginç Zeus böyle dedi, ak kollu, here karşılık vermedi. Yani kadına da bir ahlaki rol biçiyor burada. Kocam böyle davrandığında sus. gibi bir rol biçiyor. Ve karanlık basıyor, gene savaştırıyor.
Gemilerin yanına kadar geldiler, Hector sahne değişiyor. Troyalılarla, Dardanoslular yardımcılar dinleyin beni. Tekmil akaları gemileriyle yok edip tutacağı sanmıştım rüzgarla Ilyon’un yolunu. Ama karanlık bastı daha önce, Argosluları kıyıdaki gemilerini o kurtardı asıl. Şimdi karanlıktan savaşın durması, yani diyor ki biz neredeyse onları gemilerine kovup atacaktık diyor. Ama karanlık bastırdı.
Burada karanlığın basması biliyorsunuz engellemişti. Ayas’la Hector’un kavgasına da karanlık bastı hadi uzatmayalım falan deyip bitirdiler savaşı. Yani taktiksel bişey miydi karanlıkta savaşmamak? Çünkü neredeyse atacaktık diyor yani kovma ihtimalin varken niye durursun karanlıkta savaşmaktan? Taktiksel bişey olsa, burada toplu bir savaş esnasında karanlıktan dolayı duruyorlar. Orada birebir savaşta da karanlıktan dolayı duruyorlar. Taktiksel bişey olma ihtimalini düşürüyor bu bence.
Taktiksel bir şey değilse bunun dini bir anlamı vardı. Yani karanlıkta savaşılmaz dini bir anlam mı ifade ediyordu? Bunu da bilmiyorum böyle bir bilgim yok ama savaştan sürekli karanlıkta duruyor olması biraz ilginç geliyor bana. Neyse bir sunak hazırlanıyor işte nöbetçiler ayarlanıyor ve şurası ilginç. Hector şöyle diyor.
538. Enci epitette, yarının Argoslulara yıkım getireceğine inandığım gibi keşke inanabilsem ölümsüz hep genç kalacağıma, Atene ile Apollon gibi saygı göreceğime inanabilsem keşke. Yani hep ölümsüz hep genç kalmam ve Atene ve Apollon gibi saygı göreceğine.
Burada acaba Yunanların pantiyon süreci işte bu kahramanlar ne sürede pantiyona dahil oluyordu? Pantiyona dahil oluyorlar mıydı filan bu husus üzerine de burada düşünülebilir. Buraya kadar söyleyeceğiniz bir şey var mı kardeşler? Antik Yunan takriben ne zaman biter? 3-4 sene sonra. Evet 8. kitap zamanın en hızlı aktığı kitap. Aynı zamanda Troyalılar’ın netüstürlüğü var. Tesadüf değil muhtemelen. Tabii tabii. Esas zaten ben şöyle söyleyeyim dostum size. Bu pantiyon dinlerini yani pagan dinlerin mistik özellikle yönlerini ve bunun böyle sembolik anlatım konularını bilmeden Dünya Tarnedar’ın çok az şeyi anlayabilirsiniz. Çok az şeyi anlayabilirsiniz. Gerçekten. Bu bana bazen şey görüyorum. Bir teyzenin şey var ya felsefe Platona düşülmüş dipnotlardan ibarettir.
Platona aslında bunun felsefesini yapıyor adam. Yani bu sistemi bu sistematiği rasyonelize bir şekilde anlatmaya çalışıyor. Aslında o kadar temel bir mevzu ki ya Platona karşı oluyorsun ya onun tarafında oluyorsun filan gibi ve gerçekten düşülmüş dipnot gibi oluyor felsefe. Bu akışı bildiğin zaman. Akışı bilmiyorsan genelde bocalıyorsun. Çünkü sizin kültür tarihi dediğiniz şeyin belki bilinen 1500 bile değil 1700’e kadar da çok yoğun bir şekilde devam ediyor bu. Yani son 300 yıl 200 yıl hariç mevzu hep bu mu değil mi bu mu değil mi tartışması gibi oluyor dünyanın tarihi. Platona Homeros’a düşülmüş dipnotlardır. Bunu da ben söyleyeyim lan kimse söylemediyse ben söyleyeyim. Platona Homeros’a düşülmüş dipnot değil de Homeros’un rasyonelize edilmesi gibi. Kurgulanması.
Yani dipnot daha iyi değil mi? Homeros’a düşülmüş dipnot çünkü bazen katılıyor bazen teklif ediyor ama hep Homeros’a basıyor yani. Yani kabul ettiğinde de reddettiğinde de merkez Homeros. Ya onaylıyor ya reddediyor onaylarken bazen rasyonelize ediyor. Platona yaptı biraz öyle. Antik Yunan devam ederken özel konuda çekecek misin? Mesela Antik Yunan’da kanın, Antik Yunan’da ahiret inancı ve müstakil videoyu çekemezsin böyle. Yani bunu çekiyorlar mesela bu tarz videoları çekiyorlar da bunu çekmek çok zor. Yani Antik Yunan’da kadın videosu için bütün materyali dökmüş olman lazım. Biz bütün materyali ders yaparsak ki bu çok sürer yani 3-4 yıl sürer. Bütün materyali bütün adamların klasiklerini ders yaparsak o zaman ben bunların notlarını döktürüp belki yazabilirim. Ama şu an oturup da bunu çeksem 3 tane 5 tane konuların 3-5 örnekten genellemeler yapmak zorunda kadarım çoğunlukla yanlış olur.
Genelde de öyle yapılıyor zaten. Hocam bazı Türkiye’deki felsefecilerin Homer’e gerektiği şekilde önem vermemesinin sebebine felsefe bilmemeleri. Ha en son yapılabilir evet. En son kitap da olabilir zaten bunlar. Yani bu dersler şu an karışık gider şeyler bir kitapta yoğrulup çok daha böyle hatta bir kitap serisinde yoğrulup ciddi bir katkıya da dönüşebilir inşallah.
Yani kitap şey değil burada bittiği zaman yani şu önemli burada materyali incirciler seri katil serisinde de ondan değiştirmeye karar verdim. Video serisi çektikten sonra mevzuyu yoğurmak daha kolay oluyor. Seriyi çekmeden mesela şey yapsaydım seri katilleri yoğurmayı ben kendi kafamda yapmaya çalışacaktım daha iyi olmuyor. Böyle size anlatınca benim kafamda da mevzu böyle daha iyi yoğuruluyor. Yazı haline dönüştürmek daha böyle verimli oluyor filan.
O seri katil konusunu da o yüzden beraber yoğuracağız yine yani katil katildir. E yapılır zaten çok problem değil ki yani. İslam’ın antik yunanın etkileri yani İslam’ın etkisi değil de İslam’ın algılanma şeklinde etkileri üzerinden çok şey yapabilirsin. Kardeşler kapatıyorum.
Yoruldum bu baya canlı yayına döndü. Konuyla çok alakamızda kalmadı sanırım. Haydi görüşürüz kardeşler kendinize iyi bakın.
Eyvallah siz de cansınız.
İlk Yorumu Siz Yapın