"Enter"a basıp içeriğe geçin

Abdülaziz Aygün – Timur, Âlimler ve Sûfîler

Abdülaziz Aygün – Timur, Âlimler ve Sûfîler

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=otFA8Y8BGzo.

Deniyor ki yanında alimler var. Cezeri var, Emir Külal var, Efendim Cücezani var, Teftezani var. Sufi kimliğiyle de ön plana çıkmış insanlar var sadece alim değil. Tayyavadi var, Gahuri var, Efendime söyleyeyim, Abdülevvel var, İlahi Ahir. Tamam. Peki bunlar Timur’un yanına nasıl gelmişler? Misal vereyim, Cezeri… Evet Osmanlı’dayken. Timur’un Ankara Harbinden sonra Osmanlı’da karşılaştı ve Yıldırım’ın yanında görüp onu aldığı bir alim. Aldı, Semerkand’a götürdü. Çok ilginçtir. Aslında Bağdat’a Timur gittiğinde yıllar evvel, Şam’dayken oraya da gelir korkusuyla Kahiriyye’ye kaçmış, Timur’un gazabından. Kahiriyye’den sonra da yine Osmanlı’ya gelip, kendi biyografisiyle ilgili yazdığı bir kitapta bir buçuk sayfalık bir bu konudan bahsi var. Yıldırım Bayezidinin yanına nasıl geldiğini anlatıyor. Diyor ki, Hazretle karşılaştık, konan bahçesinde beni sarıldı, kucakladı, evinde misafir etti. Ben ona dedim ki, gaza için buraya senin gazalarını işittim. Bak, Yıldırım onu alıp getirmiyor. Kendisi gelmiş. Senin gazalarını işittim. Askele yardımcı olmak, şirk vermek, adına beni nasıl kullanırsan kullan. Cezeri çok büyük bir kıraat halini. Şimdi Cezeri’ye Timur da çok kıymet atfediyor.
Cürcan’i tahtazaneden daha üstü oturtuyor ama Seyid olduğu için. Ama Cezeri’yi Cürcan’den de daha üstü oturtuyor. Kur’an ilimlerinde mütehafız olduğu için. Çünkü çok devrinin parlak devrinden sonraki dönemler içinde bu ilimde parlak bir sima ve şahsiyet. Ama ne kadar kaçsa da kurtulamadı Timur’dan. Timur’a gitti. Şimdi bakın aynı adamın, aynı alimin Yıldırım Bayezid’e gitmesine bakın, Timur’a gitmesine bakın. Yanındaki meşhur şahsiyetlerden tahtazaniyi konuşalım. Tahtazaniyi nasıl gitti? Ürgençten bahsettik ya, Ürgenci tamamen boşalttılar, tahtazaniyi Ürgenç’teydi. Tahtazaniye daha önce zaten davet göndermişti. Tahtazani başka sebeplerle Hicaz’a gideceğim, şudur budur bahanelerle gitmemişti. Ama ikinci seferinde zaten şehri ele geçirmişti ve boşaltıyordu. Semerkand’a götürdü. Ve Timur ölmeden evvel 1390’larda da tahtazani,
rahmetullah aleyh, vefat etti. Seyyidi Şerif Cürcanî o da yine Şirazlı büyük bir alim. O da yine kaynakların bize verdiği bilgiye göre orayı ele geçirdikten sonra Timur oradaki bütün alimlerle ve zanaatkârlarla beraber Semerkand’a sürüp götürdüğü bir alim. Bunları götürüyor da muhtaç mı ediyor? Muhtaç da etmiyor. Bunlara makam veriyor, medresede müderrislik, meclislerinde yer veriyor, münazaralar yapılıyor, maaş veriyor, her neyse. Ama neticede rızalarının hilafına istemeyerek giden insanlar bunlar. Anladın mı? Tam bu noktada malum hani ortaçağ dedikleri kur unu usta dediğimiz o dönem alimlerin, şairlerin bu gibi insanların hamî mahmi ilişkisi içerisinde servet elde ettikleri ve mayişetini temin ettikleri bir alim.
Ben Timur’un yanına bu hamî mahmi meselesiyle giden bir yani hikayesi böyle olan birine bir kişi var. İlk zafernamenin müellifi Nizamettin Şami 1391’deki Bağdat muhasarasında ilk şehre girdiği zaman gidip Timur’u etekleyen birisi. Ama Timur onu o zaman yanına almıyor herhalde. Çok keyfiyeti haiz bulmuyor.
1400’den sonra tekrar ikinci Bağdat’a geldin, orada çok büyük katliam da oluyor. Timur’un yakın emirlerinden birisi Şami’yi takdim ediyor Timur’a. Timur bundan sonra onun yanına alıyor ya ben basit bir dille lisanla halkın anlayabileceği bir eser tarih vakaları yazdırmak istiyorum sen bunu yaz deyip bu işi ona tevdi ediyor. Bu şekilde onun yanına giden benim bildiğim bir Şami var. Onun dışında böyle gidip de… Şiir veya eser kitap ithaf etmiş
birisi var mı? Yani muhtemelen vardır ama ben ona da rastlamadım işin açıkçası. O biraz daha bu ismi zikredilen şahısların eserleri ve eserlerin girişgahlarında kitapları kimlere ithaf ettiklerine bakmak lazım. Şah Ruh döneminde, Said döneminde, Ulu Bey döneminde böyle eserler var. Sayıları çoğalıyor ama Timur da şey yapmadım, fark etmedim. Bak ben burada bir liste çıkardım. Bu liste Timur’un alimlerle olan ünsiyetini ya da bir araya gelmelerin nasıllığını gösteren bir tablo. Satır satır eserlerin arasından itibasla listelemeye çalıştım. Ne şekilde yanında bulunduklarını tespit edemediğim kişiler var. Hepsini okumak istemiyorum, uzun. Çoğaliden meşhur değil, 16 adet. Bunlardan meşhur olan kim olabilir? Atavullah Herevi ki bu daha sonra tespit edememiş bir sebepten dolayı aralarına soğukluk girmiş ve Semerkand’ı terk etmiş zaten. Mevlana Kutbettin, Hacı Abdülmelik, Hacı Abdülevvel, Mevlana Fahrettin, Mevlana Ahmedettir Mezi, Mevlana Mansur el-Kagani. Bunlar ne şekilde Timur’un yanındalar bilmiyorum. Muhtemelen belki de o coğrafya da dolmuş, büyümüş, orada yetişmiş, dışarıdan gelmemiş insanlar olabilir. Hususen her biri için ayrıca çalışmak gerek bazıları için çalıştım. Bu Hacı Abdülevvel çok ilginç. İbn Arafşah’ın ifadesine göre diyor ki
bir mecliste, hayır yani sen sus ben konuşacağım dese veya dedi, Timur buna sesini çıkarma susar. Şimdi Timur’u çok böyle her yaptığı işi dini referans alarak yapan ve din alimleriyle dirsek temasında olan Sufiye’ye böyle canı kurban şeklinde takdim eden bazı büyüklerimizin
ya da bunlardan birinin eserinde rivayet ettiği bu Hacı Abdülevvel ile ilgili bir husus var bak tam yerine geldi söyleyin diyor ki Timur alimlerle o kadar önsiyeti vardı ki bununla beraber bununla beraber Abdülevvel’e zekatla ilgili bahisler de sorardı. İktibası burada bitiriyor. Ama bu hadisenin iptibas edildiği kaynak eserde bunun devamı var. Zekatla ilgili bahisleri Timur soruyor
o da Timur’a ne cevap veriyor biliyor musun? Sana zekat gerekmez. Sultanım niye? Niye bana zekat gerekmiyor? Çünkü sen yağmaladığın, gasp ettiğin, çaldığın malları hak sahiplerine iade ettiğin zaman fukara düşersin. Fukara oldum da sana zekat düşmez diyor. Şimdi seçmeciliği görüyorsun değil mi? Yarısını alıyor, yarısını almıyor. Aldığı kısımla Hacı Abdülevvel ile ve ona son derece hürmetkar gibi görünerek aslında selefleri gibi de yine Timur’un yazdığındaki ifadesine göre kendilerine o alimlerin nasihat edemediği büyük bir baskı altında istedip korktukları bir ünsiyettir bu. Alimlerle böyle bir ilişkidir yani. Bir nevi tribüne oynamak. Yani dünyanın hiçbir yerinde herhangi bir batılı kralın bile olduğu yerde ya bir kardinal ya bir psikopos ya bir papaz bir şey vardır. Çünkü o günün dünyası için idarecilerin yanında olması gereken eşhastır bunlar. Bununla beraber Timur’a yakalanmamak için bulundukları şehirden kaçanlar. Bak Cezeri. Bu Osmanlı’na gitti sonra yine Timur’un kucağını düştü tabi. İbn-ül Akuli. Bağdat’ın işgali sırasında Ahmet Celail ile beraber kaçıyor. Hanbeli fakihi İbn-ül Leham. Timur’un Halebi işgali sırasında yine şehirden kaçmış. Şafi fakihlerinden Nehasib Dimeşki. Bu da kaçanlardan. Ya Timur gerçekten bu kadar matah bir adam. Yani korkulacak bir şey yok. Adam Timur’un kendi ifadesiyle, ben Allah’ın zalimleri üzerine çekilmiş bir kılıcıyım. Allah beni size musallat etti. Niye? Çünkü siz hak ettiniz. Berkuka, Ferace yazdığı mektuplarda, Memlük’e yazdığı mektuplarda, Osmanlı’ya ve başkalarına yazdığı mektuplarda ayetlerle teyit ederek, teşdil ederek hep vermek istediği mesaj bu. Madem öyle madem de
yüzünde Rast-i Rusti yazıyor. Arkadaş girdiği şehirlerdeki insanlar niye korkup kaçıyor? Celayir var ya Ahmet Celayir. Diyor ki Tamam diyor. Emir Sana biat ettim. Hukuk bemimi senin adına okutacağım. Sikkemi senin adına bastıracağım. Tamam. Ama ne olur diyor. Ben senden korkuyorum. Senin yanına Sana hizmet etmek için gelemem. Vergiyse vergiyi vereyim. Sen de dön git. Yok diyor. Hayır. Hayır. Yine de giriyor. Bunun gibi Anadolu’da Akkoyunlu sınırları içerisinde girdiğinde, Van’da, Mardin’de Mardin emirin kale kumandanı çıkarken kardeşine diyor ki Timur’a teslim olmaya çıkıyor. Ya tamam bunlar teslim olmaya razı zaten ama Timur teslim aldıktan sonra durmayan bir adam. Her kalede bunu yapmıyor her muasarada. Ne geliyor aklına ya da ne görüyor da bazıların da bunu yapıyor, onu bilmiyorum. Eserlerde de buna dair bir işaret yok yani. Ben diyor çıkacağım halk ölmesin. Timur’a biat edeceğim. Ve senin kontrolüne girdiğimizi söyleyeceğim. Vergiyi de sana vereceğimizi söyleyeceğim diyor. Ama kaleye girmek isterse benim ölümümü bile görecek olsanız kale kapılarını Timur’a açmayın diyor. Bak. Kendi ölümünü göze alıyor.
Kale kapılarını açmayın diyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir