Abdülaziz Aygün – Timur Dönemi ve Sonrası Kaynakların Sıhhati – 3
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Lu2TDJ-78sM.
…eser o gününün asıl tescillenmiş eserleriyle karşılaştırıldığında ortaya ayan beyan çıkacaktır. Ancak bütün bunlara rağmen bu eser ısrarla birileri tarafından neden kullanılıyor? İşte biraz evvel programın en başında dediğimiz gibi herkes kendi kafasındaki tahayyül ettiği Timur’un portresini ortaya koyabilmek için……bu portreyi ortaya koymasını mümkün kılacak kaynaklara yöneliyor.
O kaynakları da seçmece bir suretle yine kendisi konuşturuyor. Hem kaynağı istediği gibi seçiyor. Mesela İbn Arafşah için. Kaynaklardan bahsediyoruz, ondan bahsetmesek olmaz. İbn Arafşah için, vay efendim bunu okunur mu? Adam zaten 12 yaşında, ona esir düşmüş. Başka ne yazmasını bekliyorsun?
Ya bir tarihçi için, özellikle ilmi vasıtları olan ve kaynak eser nedir, ne değildir kriterlerini bilen birisi için……içinde eksiyle, fazlasıyla, doğrusuyla, yanlışıyla Arafşah ve o dönemde olan Makrizi, İbn-i Hacer……daha sonra Tarih Birdi biraz yakın bir zaman ama daha sonra o dönemde İbn-i Şirne, İbn-i Kadı Şuhbe gibi…
…efendim eserlerinde bu husustan bahsetmiş olanlar beğenirsiniz, beğenmezsiniz, doğru bulursunuz, bulmazsınız. Kaynak eserdir. Çaprazlama okursunuz. Yani eğer bu Timur’a esir düştüğü için düşmanca yazılmıştır ve doğru değildir, müracaat edilmemesi gerekir deniyorsa……o zaman gezdiği açın bakın başından sonuna kadar dal kavukluktur. Evet.
Bu mantıkla bakarsak o zaman Timur için yazılmış zafernameleri de kullanmamamı diptiza eder, tarihçi olarak ne kullanalım? Bu mantıkla bakarsak Osmanlı mübareklerinin ve vakanivüslerinin de eserlerine o zaman Osmanlı adına……veya başkaları için, muhatap devletler için ya da onlarla yürütmüş Beynerliler siyati ve askeri vaka için……bir kaynak olarak kullanmayalım. Böyle bir şey olabilir mi? Her kaynak kullanılabilir tarih kabul ediyorum.
Bir takım problemleri olan nevi şahsından münhasır bir ilimdir, zorlukları olan ve diğer sosyal bilimlerden çok keskin……sizgilerle ayrılmayan, tarihle beraber tarih üst başlığı altında birçok belki onlarca yardımcı bilim talımından……istifadeyle ve çok çalışarak ancak kespedilebilecek bir ilim. Kendine has bir metodolojisi var, herhangi bir metodoloji üzerine tarih felsefesi ad altına yazılıyor, çiziliyor.
Eserlerin en azından çok eski bir metot olarak, nüsralarının kendi arasında tahkiki, en orjinalini bulmak, kaynakların……sonra bulunan orjinallerin birbirleriyle mukayesesi, çapraz sorgulanması gibi hususlarla ortaya net bir veri koymak ameliyesidir. Yani tarih ve…
…esasen burada şöyle bir tenakuz da var, kendileri mesela bu kaynaklara yaklaşan birtakım zihinler şöyle bir tenakuza imzalatıyorlar anladığım kadarıyla. Devrin kaynağı olduğu sabit olan bir kaynağı sırf tarafgirlik sebebiyle tenkit ve tahlil dışında bırakırken……devrinden çok sonra bir başka el tarafından kalabalılan eseri, Timur Devri’ni, Tahlil ve Tasvir’de kaynak itihaz ediyorlar.
Kullanmıyor. Makrizii, İbn-i Hacer’i kullanmıyor. Bunu kullanıyor da içinden meti olan bir iki yer var. Orayı alıyor. Seçmece dedim ya. Ama kullanmayın diyor. Ama eserinin ciddi bir kısmı tüzükat. Bölüm girişleri tüzükat. Zaten kalan kısmı da zatername. Ama üstünde kendi ismi var. Böyle eserler var. Yani şimdi her eser kıymetli.
Bir çok daha ilginç bir şey söyleyeyim mi size? Acayib-i Makdur’daki birçok Timur’u zalim gibi gösterdiği iddia edilen husus Zafernameler’de de var. Yani bir tetabuk söz konusu. Büyük ölçüde tetabuk söz konusu. Fark ne? Fark şu. İbn Arafşah biraz daha teferruat veriyor bazı hususlarda.
Ya İsfahan’daki katliamda Zafernameler katliamdan ve serencamından mesele-notal geliştiğinden de sonuçlandığından bahsedip rakam da vermektelerken biraz sonra okuyacağım. Ama bizzat ittibas yapmak için motomu okumak istiyorum. Şimdi birtakım teferruatlar verir Zafernameler’in vermediği teferruatlar.
Bir hususu da şudur, en çok tenkit aldığı husus bölüm başlıklarında kullandığı ifadeler, kullandığı Timur’a yakıştırdığı sıfatlar. İşte ona İbdis der, Engerek der, Aşağılık der, Burnuna şeytan üfle bir der, Topal Kasırga der. Bu aslında eser okunduğunda sadece İbn Arafşah’ın eseri değil. Arap tarihçiler beni çok etkilenmiştir.
Arap tarihçiler gerçekten özellikle tarihçilik tarafların üzerine daha dikkatlice durularak bakılması gereken kişiler olduğunu düşünüyorum. Bu arada biraz evvel Saygı misimleri neredeyse tam alın. Belki birisi hariç Ulumu Diyinge’de de müteahassıstırlar. Ve Demirlevevi diyebileceğimiz hocalardan da ders almışlardır. İbn Arafşah da bunlardan biri. Zaten Seyyid Şerif Cüccani’den tecvit dersi olmak üzere. Osmanlı’ya geldiğinde de Keza Molla Fenari’den ders aldı.
Hatta Sultan Çelebi Mehmet’in kaatipliğini bile yapmıştı. Onun dışında biraz evvel Saygı marak tarihçiler de öyledir. Kendi devirlerinde gerçekten kadul kudatlardan ders almışlar. Çok büyük muhaddislerden dersen kendileride büyük muhaddis olmuşlar. Fıkıhçılar, fetva makamında olanlar var. Tarihle de alakadar olmuşlar.
Bu adamların bilerek ve isteyerek gerçekten sadece Timur’un belasına maruz kaldılar diye bir nevi mağdur psikolojisiyle, psikozuyla olmadık şeyleri söyleyecek, yalan söyleyecek, iftira atacak adamlar şeklinde peşin bir hükümle yaklaşıyorsan iş bitmiştir.
Ama aynı peşin hükümle emirle yazdırılmış olan zafernameye bakmıyorsan burada da problem var.
İlk Yorumu Siz Yapın