"Enter"a basıp içeriğe geçin

Balıkesir (Gönen) – Bir Kasaba Hikayesi 20.Bölüm

Balıkesir (Gönen) – Bir Kasaba Hikayesi 20.Bölüm

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Y1kOAkJrTuA.

Jenerik müzik…
Ben Gönende doğdum. Türk dilinin müstesna incilerini veren Ömer Seyfettin’in memleketindeyiz. Söze doğrudan ulaşan, gönülleri kurtarmış yiğit insanların şehrindeyiz.
Şifalı sularından doğal ve tarihi güzelliklerinden keyif alarak sürüyor yolculuğumuz. Kızıl elmadan bereketli topraklara doğru gidiyoruz. Doğanın eşsiz güzelliğine şükrederek varıyoruz, Gönene. Marmara’nın martıları eşlik ediyor hikayemize.
Bilim adamlarıyla, yetiştirdiği insanlarıyla, Ömer Seyfettin diyarında ilim yolculuğundaki veli tavrıyla Mehmet Efendi’ye hayır dualarla atıyoruz adımlarımızı. İlçemiz, Balıkesir’in Güney Marmara bölgesinde yer almaktadır. İlçenin marka değeri yaratan ürünlerinin başında termal kaplıca suyu gelmekteydi.
Bunun yanı sıra tarım ve hayvancılık ürünleri, et ve süt ürünleri, tarım dediğimiz zaman gönen baldo pirinci, dünya cöğünlü ve gönenli bayanlarının işlemiş oldukları iğne oyaları, çeyizlik ürünler en başta gelmektedir. İlçenin tarihçesi incelendiğinde oldukça eski bir yerleşim yeri olduğu görülmekte.
Osmanlı dönemine gelinceye kadar bu bölge içerisinde Lidyalılar, Persler, İonyalılar, Bizans ve Roma devletlerinin vatandaşları sıcak suyun kaynadığı yerlerde yerleşim yeri kurmuşlardır.
Bölgenin tarihteki ilk adı Asepsus’tur. Asepsus, gönen çayının eski adı. Daha sonraları şehrin adı Artemia olarak adlandırılmış, Artemia’da Yunan mitolojisinde yer alan orman tanrıçası olan Artemis’ten gelmektedir. İran seferine çıkan Büyük İskender’in Artemis Nehri’ni geçmek için kurdurmuş olduğu İskender Köprüsü, ki günümüzde hala ayaktadır, güvercinli köprü olarak adlandırılmakta şehrimizin antik eserlerinden biridir. Bunun yanı sıra Alacooluk ve Babayaka kalelerinin de kalıntıları günümüzde gözükmektedir.
Bölgede yapılan kazılar bu bölgenin çok eski bir tarihi yerleşim yeri olduğunu göstermekte. Millattan sonra 2. yüzyılda çıkan eserler bölgenin eski adının sıcak su şehri anlamına gelen termi kaplıcalarında Granikion kaplıcaları olarak adlandırıldığı söylenilmekte. Bunun yanı sıra aynı eserlerde sıcak suyun şehir için ne kadar önemli olduğunu bildiren yazıtlarda bulunmuştur.
Uzun süre Bizans yönetiminde kalan bölge, sonrasında Anadolu Selçuklularına daha sonrasında da 1334 yılında Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine geçmiştir. Bölge Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra Bolu’daki Malkoç ve Rüsten beyliklerinden aşiretler bölgeye gelerek yerleşmişler. Önceleri Artemya bölgesi olarak adlandırılan Antlik kentin üstünde 14. yüzyıldan sonra yeni bir Türk yerleşim yeri ortaya çıkmaya başlamıştır. 93 harbi olarak adlandırılan Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra Kafkaslardan ve Balkanlardan birçok Türk boyu bu bölgeye gelerek yerleşmişler.
Evliya Çelebi de seyahatnamesinde bu bölgeyle ilgili Bursa Krallarının sayfaya yeri olduğu reyaz tatillerinde bu bölgeye gelerek tatillerini sıcak su şehrinde geçirdiklerinden bahsetmiştir.
Ayrıca Evliya Çelebi bu bölge için Kırmızı Kirevitleri ile ünlü, düzenli bir şehir olarak seyahatnamesinde bahsetmiştir.
Ağaçlarından aslında inci misali duran Gönhane bakıyoruz.
Güneş yeşilin her tonuna vuruyor ışıklarını. Yeryüzünün şifa şehrinde tarihi ve doğal güzelliklerin birikimi ile balık esirimizin Gönen ilçesine varıyoruz.
Gönenli Mehmet Efendi uzun yıllar Sultanahmet Camii İmam Hatibi olarak görev yapmış, ilim ve irşat yolunda yaşadığı ömrüyle doğduğu ve ilk görev yeri olan Gönenin tarihine adını yazdırmış bir başka isimdir.
Yakın tarihimizin önemli bir ilim insanı olarak Edirne Kapıdaki ebedi istirahatgahından Gönhane bir köprü olduğunu bilmek gerekir. Güzel bir kahvaltı ettim. Ayvanları saat 7’de saldı otlatma. Saat 10.10 buçukta kapattım. Oradan traktöre bindim, tarlaya. Bugün işte burada gördüğün gibi tohum işini halledip bitirme uğraşıyoruz.
Ay şimdi buradan gittiğimde saat 3.30-4.00 ayvanları salırım. Akşam saat 8.00-8.15. geçer falan o civarlarda ezan da kaparım. Ondan sonra yine bir yemek yerim. Ondan sonra çay içelim, bir silah at. Öyle günümüz işte öyle yani burada durduğumuz zaman tarlaya gelir dolaşırım.
Yani günler öyle geçiyor. 5 kuşak önce dedemin dedesi gelmiş. Biz işte babadan kalma bu tarlaları işliyoruz. Eğri yıl ekip biçip ekliyoruz, devam ediyoruz. Hayat böyle. Pürünç ekimi işte Mayıs, Nisan aylarında hazırlanır. Mayıs’ın ilk bir haftasında ekilir. Eylül 15, Eylül 20, 25 o günlerde de biçeriz, asat yaparız.
Aftada iki defa, üç defa suyunu takip ederiz, gübresini. Üç defa gübre atarız yılda. Aftada bir, on günde bir suyunu veririz. Öyle işte ilaçlamasını yaparız, ot ilaçlamasını.
50 günlük ya 45-50 günlük ya şöyle bir hafta bir avalandırma oluyor, kök yenilenmesi için. Sadece bir o kadar ot gelmemesi için, darının yabancı otların içinde barınmaması için su içinde olması gerek yani.
Yani şartla uygun olursa iyi olursa 10 ton, 10.500 kilo falan çeltik alırız. Kurutup, çuvallayıp fabrikacılığa satıyoruz.
İklimin elverişli oluşundan yani. Gönende baldo yıllardan beri bu en kaliteli baldo burada yetişir yani. Gönem, Trakya. Trakya’da da yetişir. Oranın da baldosu var Trakya’nın da. Gönenin ki bir başka yer, Trakya’nın ikindir.
Dünyada en güzel pirinç İtalya’da yetişir. İkincisi Gönende. En güzel baldo. Gönem baldosu. Yok yalnız şey yapayım, yalnız. Gerektiğinde yardımcı da gele yani.
İstersenler. Ya burasını yeniden sürüp asa tedes. Ya istersen hayvanlara ot ekebiliyoruz. Hayvan da var bende, koyun var. İstersen ot. Yani hayvanlara kışlık ot. Karanboğota ekiyoruz. Öyle yani.
Vakit rast makamıyla çağırıyor insanımızı. Güneş en tepe noktada, Gönen Merkez Camii kubbesine dokunuyor.
Çocuk sesleri, kuş çıvıltıları vaktin bereketi derken şükürden mülhem vakti yaşıyoruz. Gönende aynı safta buluştuğumuz çiftçilerin emeklerine dua ile başlıyoruz.
Taplı dille başlayan pirincin hikayesiyle devam eden çay sohbetinin keyfi kalıyor aklımızda.
Şehir 1920 yılında Yunan işgaline uğruyor. 6 Eylül 1922 yılında da Yunan işgalinden kurtluyor ve bu 6 Eylül tarihi ilçemizde Gönen Oya Festivali olarak kutlanmakta. Ayrıca Gönende doğan ve Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan Ömer Seyfettin için her yıl Ömer Seyfettin Kültür ve Sanat Etkinliği ilçemizde düzenlenmektedir. İlçenin ekonomisine değinecek olursak tarım ve hayvancılık en önde gelen ürünler olarak karşımıza çıkıyor. Et ve süt ürünleri bunun yanı sıra dünya cönünü Gönem Baldo pirinci çeltik ülkenin ve ilçenin ekonomisine can veren ürünlerden. Bunun yanı sıra Gönende deri organizasyon sanayide oldukça önemli bir yer almaktadır.
Daha önceleri şehrin içinde bulunan deri işletmeciliği yeni kurulan organizasyon sanayi bölgesinde, arıtma tesisinde yapılmasıyla birlikte taşınmaya başlamış. Bunun yanı sıra ilçenin önemli marka değerini yaratan el işi, iğne oyaları da oldukça önemli bir ekonomik getire sağlamakta. Ev hanımlarının kurumuş olduğu kooperatiflerde yapılan bu iğne oyaları Gönem Oya Pazarında ve Gönem Parkı içerisinde yer alan standlarda sergilenerek gelen müşterilere sunulmakta. Gönem kaplıcaları 1993 yılında 2634 sayılı turizm teşvik kanunu uyarınca turizm bölgesi olarak kabul edilmiştir.
Başta romatizma ve kireçlenme rahatsızlıklarına iyi gelen termal su, Gönem içerisinde Gönem kaplıcalarında ve Gönem’e yaklaşık 15 km mesafede bulunan dağ alıcasında gelen turistlere hizmet vermektedir.
Gönem’in ayrıca turistlik çekicilikleri içerisinde içinde bulunduğumuz bu Gönem Parkı dağ alıcası ve Gönem’e yaklaşık 13 km uzakta bulunan Denizken sahifiye alanı gelen turistlere güzel, boşca vakit geçireceklere alan imkanı sunmaktadır.
Gönem Mozaik Müzesi Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserleriyle Balıkesir’in tarihi birikimini yansıtır.
Antik Roma’dan kalma güvercin köprüsü, Gönem çayı üzerinde yüzlerce yıldır zamana direniyor. Köprü kalıntısındaki havalı bölmeler yıllarca ayakta kalmasını sağlamıştır.
Bu mühendislik bilginin kutsiyetine şükretmemizi sağlıyor. Gönem kaplıcaları derdin devasını sunuyor.
Mısırlılar, Romalılar, Bizanslılar tarafından tarihte işletilen ve Türk tarihinde eşsiz bir yeri olan Gönem’in meşhur kaplıcaları sıcaklığı, büyük İskender’e dayanan tarihi ve birçok hastalığa iyi gelen sularıyla turizmin ve doğanın hizmetine sunulmuştur. Derdin devasını verene şükürler olsun ki, ezelden ebede kıymeti bilinecek bu bereketli toprakları bize nasip etmiş.
Medeniyetimizin her noktasında anlamlı, insana yaraşır ve insanı yaşatır eserler bulduğumuzu görüyoruz.
Alacavulluk kalesi geç Roma dönemine ait olduğu, olasılıkla II. Theodosius, M.S. 401-450 veya I. Anastasius, M.S. 491-518 döneminde Aesepus-Gönem Nehri Vadisi’ni koruma amaçlı yapılmıştır.
İlçe merkezine 15 km uzaklıkta yer alan Babayaka Kalesi, tarihi yapı olmasıyla ön plandadır.
Binlerce yıllık geçmişi olduğu bilinen kale, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. İlçe merkezine 15 km uzaklıkta yer alan Babayaka Kalesi, tarihi yapılaması için bir sürü yüzyıl da var. İlçe merkezine 15 km uzaklıkta yer alan Babayaka Kalesi, tarihi yapılaması için bir sürü yüzyıl da var. İlçe merkezine 15 km uzaklıkta yer alan Babayaka Kalesi, tarihi yapılaması için bir sürü yüzyıl da var. İlçe merkezine 15 km uzaklıkta yer alan Babayaka Kalesi, tarihi yapılaması için bir sürü yüzyıl da var. Baldo biraz yüksek olur, yani 40-45 santim olur. Bazıları 30-35 santim.
Her çeletin boyuna göre, yani markasına göre boyu olur. Mesela Osmancı kalçak olur, baldo biraz yüksek olur ondan. Şehirde sapı da farklı olur yani. Osmancı’nın sapı biraz daha kalın olur. O 135 günlük falan olur. Hazırlamak için Nisan ayının başlarında başlarız tarlayı asat etme hazırlama.
Yani Nisan içinde hazırlanır. Mayıs’ın 3’ünde, 5’inde, 10’unda 20’sine kadar ekeriz yani. Yani şu günlerde ekim biter yani. 15-20 gün ekim sürü, 1 ayda hazırlaması sürü, yerlerin hazırlaması sürü.
4 ay, 4 ay, 5 ay yani 120 gün, 150 gün arası da yetişmesi sağlanır. Sevmesen yapamazsın zaten yani istemediği işi insan yapamaz. Yapmaz yani daha doğrusu. Yani mecbursun tarlanı boş bırakamazsın toprağa. Toprağın emek topraktan gelir. Yani biz dededen, babadan öyle gördük. Yani emek toprakta yani başka yerde değil. Döver biçer girer, buradan biçe, buradan Roma’ya yanaştırırız buraya. Roma’nın içine dökeye buradan kurutmaya. Kurutmada 7-8 saatte devir daimli 8 saatte kuruyor yani. Bir daha 17 rutüvetle çuvala koyuyoruz. Bir daha o rutüvetle 2 sene de durabilir yani çuvalda. Kendi yetiştirdiğim piriş tabii insan için daha bir özverili yenir yani güvenle.
Ziyan’dan, israftan yana değiliz yani bu yetişmesi zor yani. Gençler de yani babasıyla beraber, abisinde beraber, hep beraber yani bu işi babadan öğrene yani.
Öyle çıraklıyı yetişmeyi, öğrenmeyi babasından öğreneye, abisinden, yakınından yani. Uzakta öğrenemezsin. Domates de ekerdik daha önce. Bu işi artık yapamıyoruz.
Yaptık zor gelmeden başladık. Domates de yetiştirdik burada. Domates de ektim ben. Yani mısır da ekebilirsin. Yani ihtiyacımız genelde neyse onu ekiyoruz biz. Ayvanlar için mısır ekebiliriz, ot ekebiliriz, otun altına mısır ekiyoruz.
Yani ayvan ürünü oldu mu iki ürünü alabiliyoruz yani. Ot, mısır iki ürün olabiliyor o zaman.
Gören tarihi kimliğine kavuşma çalışmalarına ulaşırken, Alaca Oluk Kalesi keşif yapmayı seven ziyaretçilerini bekliyor.
Doğa yürüyüşü severlerin iyi bildiği, Artem Mea yolunda, sincapların, kuşların, suların sesi eşlik ediyor hikayemize. Güneşine geye devrildiği vakitler yaklaşırken, tarihin içinde gönenin güzellikleriyle geçen bir günü yaşadığımızı biliyoruz. Yaşamış ve yaşayan insanımızın kıymeti toprağına bağlıdır. Biz topraktan gelip toprağa döneceğimiz bir hayat içinde, gönlümüzde iyilikler ve güzellikler biriktirdiğimiz için büyük bir medeniyetin evlatlarıyız. Gönene, balıkesire, marmaraya ve coğrafyamızın gönül hikayesine selamlar olsun. Gönende doğan tarih ebed olsun, ebed olsun, ebed olsun.
Altyazı M.K.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir