Dr. Cafer Talha Şeker – Finansör Ailelerin Komplo Teorileri – Cumartesi Sohbetleri (9)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=L9hnIa2KOCo.
Devlet dışı aktörlerin de küresel siyasetteki rolünü göz ardı edemeyiz. Bu çok önemlidir diyor bu yaklaşım. Yani akademik bir yaklaşımdır. Fakat bunun içerisini doldurmaya çalıştığımızda devletler arası ilişkilere tesir eden bu devlet dışı aktörler sınırlı çalışılır. Yani bu bahsettiğimiz finansör ailelerin desteklediği projeler vs. bunlar da akademide az çok çalışılmıştır ama batıda var bununla alakalı detay dur. Ama bunlarla alakalı isimleri çok zikrettiğiniz zaman size komplo teorisyonu diyorlar. Evet. Bu da bir problemi doğuruyor. Şimdi hakikaten doğru çok komplo teorileri var bu bahsettiğimiz meşhur ailelerin lehinde veya ailehinde. Ama biz şu an mesela burada konuşacak olduklarımız onlardan değil. Doğrudan İngiliz arşiv belgelerinde ben işte şu kitapta da yayınladım. Alman arşiv belgelerinde. Doğrudan belgeye dayalı.
Öyle şu bir komplo teorisi değildir. Süveyş kanalının hisselerini 1875’te İngiliz hükümeti bir kısmını satın aldı. Fransızların önüne geçmek için. Çünkü bir kısmı Fransızların elinde bir kısmı da Mısır’ın elindeydi. Mısır İstanbul’a bağlı ama özert artık, yani hukukken tam bağımsız değil ama fiilen tam bağımsız bir ülke olmuştu 19. yüzyılda. Mısır’ın elindeki hisseler Mısır ekonomik krizle problemle karşılaştığı için bunları İngilizlere sattı.
Ama nasıl sattı? İngiliz hükümeti bu parayı Rochitler’den istedi. Rochitler ayarladı. Disraeli İngiltere’nin ilk Yahudi kökenli başbakanı diye bilinir. Meşhur Disraeli. Rochitlerle arası iyiydi. Bu para ayarlandı. Zaten parayı her zaman bu finansörler kendi cebinden çıkarmıyor. Bunların bir ağı var. Almanya’da bir kolu var, İtalya’da bir kolu var. Hemen o parayı ayarlıyorlar. O hükümeti veriyorlar. Ve hükümet bu borçla bunu aldı Mısır’a ödeyerek o kanalı hissesini aldı.
Aynı şekilde Kırım Harbi’nde 1850’li yıllar Rusya’ya karşı kendi çıkarları geri İngiltere ve Fransa Osmanlı Hükümeti’ni destekledi. O harbette de İngiliz ordusunun masrafları yine İngiliz hükümeti bu finansörlerden borçlanarak aldı. Bu kendi arşiv belgelerinde var. Arşiv belgesidir yani İngiliz arşiv belgeleri. Gizli saklı şeylerdeyiz zaten artık. Şimdi bakıyorsunuz devletler arasında siyasette parayı veren düdüğü çalar diye bizim bir atasözümüz var. Bu açıdan baktığınız zaman yani siz bir yerden faizle alırsınız, tamam oraya faizini ödersiniz. Belki bazen finansör karışmaz ama bazen de karışıyor. Nasıl karışıyor? Mesela Kırım Harbi’nden sonra Osmanlı Hükümeti artık ilk defa dışarıdan borç almak zorunda kaldı. Daha öncesinden de bu konuşuluyordu. 1800’lerin başları 1700’lerin sonlarında. O zaman da konuşuluyordu. Bizim kaynaklarda var. Hatta Hollanda’dan mı alsak, Fas’tan mı istesek diye konuşuluyor. Ama aman kimse duymasın devleti aliye dışarıdan borç alacak hale geldi derler diyor. Çünkü o dönemde çok ilginçtir. Fransa açıklarında Akdeniz’deki Korsika adası İstanbul’a heyet yollamış. Biz Fransa’dan kurtulmak size bağlı olsak olmaz mı? Bakın oradan buraya bir talep var yani bizi ilhak et diyor resmen. İsveç kralı Rusya’yla savaşırken Osmanlı’dan himaye görüyor. İsveç’ten alacaklar sonradan tahsil edildi. Yani oraya borç verilmiş. Düşünün böyle bir devlet ama herkes hala Osmanlı güçlü zannediyor. Ama o aslında ekonomik bir kriz içerisinde ve nihayet artık dayanamadı ve 19. yüzyılın ortasında, Kırım Harbi’nden hemen sonra ilk dış borç Fransa’dan ve İngiltere’den temin edildi. Az önce bahsettiğimiz aileler bunu temin ettiler. Ama şahıslar vermiyor buraya borcu. Finansörler vermiyor. Kimi verdiler? Fransa ve İngiliz hükümeti devlet garantisiyle Osmanlı’ya borç verdiler. Osmanlı bu borcu aldığı karşılığında ne gösterdi?
Doğu Akdeniz Limanları’ndaki gelirini hipotek gösterdi. Bunları göstererek aldı borcu. Eğer Osmanlı borcu ödeyemezse o aileler İngiliz ve Fransa hükümetine soracaklar. Nerede bir para diye. Dolayısıyla İngiliz ve Fransa hükümetleri o parayı tahsil edebilmekten mesuller ve bunun için Osmanlı jeopolitiğinde müdahil oluyorlar. Yani diyorlar ki şurada şöyle yapmayın, burada böyle yapmayın, şu reformları yapın diyor.
Mesela ıslahat fermanı ne zaman çıktı? Biz dışarıdan ilk dış borcu aldıktan sonra ıslahat fermanı dayatıldı. Ve ıslahat fermanı nedir? Dediler ki sizin gayrimüslim tebaanız var. Şehir içerisinde İstanbul’da, Kudüs’te, Selanik’te siz Müslümanlar ata biniyorsunuz. Ama bu gayrimüslimleri bindirmiyorsunuz. Siz isterseniz silah taşıyabiliyorsunuz ama bu gayrimüslim diyorsunuz, bunlara taşıtmıyorsunuz. Bu eşit değil olmaz, bu eşit olması lazım. Meyumur olma hakkı vs. Ve daha pek çok şey.
Şöyle bugünden bakınca ya ne var bunda ne güzel eşitlik falan. O günkü dünyadan bakınca da problem değildi. Herkes emniyet altındaydı ama dışarıdan size artık parayı verdiği için dayatma yapıyor.
Bakın böyle böyle bir değişim var.
İlk Yorumu Siz Yapın