"Enter"a basıp içeriğe geçin

Göbeklitepe’nin Sırları – 12 Bin Yıllık Tapınak

Göbeklitepe’nin Sırları – 12 Bin Yıllık Tapınak

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Seup6ElKZ70.

Şanlı Urfa Yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan yapıların insanlık tarihini değiştireceğini kimse tahmin etmemişti. Günümüzden 12.000 yıl öncesine ait olan bu büyük ve karmaşık yapılar her geçen gün daha gizemli bir hal alıyor. Henüz avcı toplayıcı olarak yaşayan insanların burayı nasıl yaptığı bile bizleri şaşırtırken yeni bulgularla yapıların üzerlerini kendilerinin örtüp toprağa gömmüş oldukları ortaya çıktı. Burayı neden yaptılar ve niçin 10.000 yıl bulunamayacak şekilde toprağa gömdüler? Göbekli Tepe, Bilinmezliğe Giden Yol 1995 yılında Alman arkeolog Klaus Schmidt bölgede kazılara başladıktan sonra ortaya çıkan yapıları anlamlandırmak uzun bir zaman aldı. Çünkü 12.000 yıl önce insanoğlu henüz avcı toplayıcı olarak yaşıyordu. Kullandığımız aletler taşlara ve tahtalara şekil vererek elde ettiğimiz basit malzemelerdi. İlk tekerleğin bile yapımına henüz binlerce yıl var. Doğayla müthiş bir mücadele içindeyiz. Kendimizi henüz hayvanlardan üstün ya da farklı görmeye başlamamıştık. Çünkü onlar da topluluk olarak avlanıyordu, biz de. Yaşam alanlarımız bile aynıydı ve kesinlikle büyük organizasyonlar yapma imkanımız da yoktu. Fakat yapabilmiştik. Ortaya çıkarılan daire yapıların içlerinde insanı sembolyze eden, üzerlerinde el ve kol şekli olan T biçiminde kayalardan ve çeşitli hayvan tasvirleri yapılmış farklı taş sütunlardan oluşuyordu.
Bu sütunlar tek parça olarak taşınmıştı ve 16 ton ağırlığa sahip olanları bile vardı. Peki niçin taş devri insanları böylesine gizemli bir yer yaptı? Öncelikle belirtelim ki birkaç teori olmasına rağmen hiçbiri kesinlikle kazanmış değil. İlk teori şöyle. Urfa çevresi, bereketli hilal adı verilen ve dünyanın en verimli topraklarının bir bölümüne sahip alanın içinde kalıyor.
Bu topraklar ilk yerlişik yaşantıya ve tarım toplumuna geçişin de merkezi. Bu çevrede insanlığın ilk köylerinden bazıları kurulmuştu. Henüz tarım başlamamasına rağmen avcı toplayıcı insanlar, güvenlik için bir arada yaşayacakları birkaç köy kurmuşlardı bile. Bunlardan bilinen en eskisi Kuzey Suriye’de bilinen Jerf el Ahmar’dır. Göbekli Tepe ile aynı tarihlere ulaşıyor.
Bu köyler arasında avcı toplayıcı halklar takas üzerine kurulu ticarette yürütüyordu. Acaba Göbekli Tepe dönem dönem toplanılan bir ticaret merkezi olabilir miydi? Buradaki daire yapılar belki de çeşitli köy halklarının ortak çalışmalarıyla bu amaca hizmet etmek için yapılmıştı. Göbekli Tepe 200 km2’lik bir araziden görülebilecek konuma inşa edilmiş olduğu için bir yolcu yön sorunu da yaşamazdı. Belki de sütunlar üzerindeki hayvan sembolleri de her köyün ya da kabilenin kendi semboluydu. İkinci teori ise Göbekli Tepe’nin bir tapınak olarak inşa edildiği üzerine. Eğer bu teori doğruysa Göbekli Tepe bugüne kadar korunabilmiş en eski büyük tapınak özelliğini almış oluyor. Daha eskileri de var fakat hiçbiri onun kadar büyük değil.
Dünyada hiçbir şehrin şanlı Urfa kadar mistik bir geçmişi yok. Neden mi? İşte insanın tüylerini diken diken edecek o bölüm. Göbekli Tepe yaklaşık 10.000 yıldır toprak altında ancak arazi sahibi ve tarihçilerin anlatımına göre Göbekli Tepe’nin olduğu arazi Urfa halkı tarafından eskiden beri kutsal kabul edilirmiş. İnsanlar bahar ayında buraya gelir, kurban keser, çeşitli rahatsızlıkları olanlar gecelerini burada geçirir, adağı olanlar da adaklarını burada yerine getirirmiş. İlginç bir şekilde 12.000 yıldır hiç değişmeden kutsaliyet gösteren bir bölge burası. Urfa’daki kutsal alanlar tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Örneğin Balıklıgöl günümüz halkı için kutsal kabul edilirken binlerce yıl önceki halk tarafından da aynı değere sahip görülürdü. Arkeologlar Balıklıgöl’ün yanı başında dünyanın en eski insan boyutuna sahip heykelini çıkardılar. Ufa adamı olarak bilinen bu heykel 1.80 boylarında ve daha küçük benzerleri Göbekli Tepe’den de çıkarıldı. Bugün Şanlı Urfa Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Teoriyi destekleyen görüşlere göre o yıllarda henüz yeni yeni çanak çömlek yapmaya başlamış antik insanları böyle bir organizasyonla birleştirebilecek önemli unsurlardan birinin inanç olduğu konusu çoğu uzmanın hemfikir görüşü. Çünkü burada bilmemiz gereken önemli bir nokta var.
Henüz göçebe yaşantıdan köy hayatına geçmeye başlayan avcı toplayıcı halkların liderlik ya da askerlik gibi kavramları yok. İşçilik, kölelik, işverenlik de yok. Yani kendilerine emir vererek onları bu inşaata yönlendirebilecek bir otorite kurucusuna sahip değiller. Ortak yaşam, ortak proje, eşit mal bölüşümü, eşit yiyecek, kısacası tam anlamıyla bir komün yaşantıya sahipler.
Hatta Göbekli Tepe ile aynı tarihlere denk gelen köylerde bütün köyün kullandığı mutfak bile ortak. Eğer Göbekli Tepe bir tapınaksa buraya muhtemelen yılın belli zamanlarında çeşitli kabileler toplanıp ritüellerini gerçekleştiriyordu. İlk keşiflere göre stumların üzerindeki oyuklar sunak olarak düşünülmüştü. Ancak şu anda bu ihtimal ortadan kalktı ve yapıların üstüne yerleştirilen ahşap için oyulduğu anlaşıldı. Şimdi şaşırtıcı bir bilgi daha vermek istiyorum. Son yapılan keşiflere göre Göbekli Tepe tek değil. Urfa civarında Göbekli Tepe benzeri yapı silsilelerinden 12 tane daha olduğu Ardağan Üniversitesinden Bahattin Çelik’in çalışmalarıyla ortaya çıkarıldı.
Ancak şu anda sadece Göbekli Tepe’de kazı çalışmaları var. Bu alan tamamlandıktan sonra diğer yerlere geçilecek. Belki de diğer 12 yapıdan bazıları çok ama çok daha eskiye dayanabiliyor olabilir. Radar teknolojisi sayesinde diğer yapılarında Göbekli Tepe ile benzer şekilde çeşitli daireler ve stumlardan oluştuğunu biliyoruz. Neler sakladıklarını zamanla göreceğiz. Şimdi konumuza dönelim.
Eğer Göbekli Tepe gerçekten de tapınaksa bu insanlar neye inanıyor ve nasıl ritüeller yapıyordu? Bu konuda uzmanların söyleyebildikleri sadece yorum yani kesin bir bilgi yok. Çünkü yazının bulunmasına henüz 8.000 yıl var. Ancak genel görüş şamanizm benzeri doğayla bütünleşik pagan inançlar olduğu yönünde.
Dünya üzerindeki antik insanların neredeyse tamamı benzer dinlere sahipti. Doğa, hayvanlar, kurbanlar ve kan. Stumlardaki hayvan figürleri de bu görüşleri destekliyor. Ritüellerin nasıl olduğuna dairse hiçbir fikir yok. Söylentiler sadece dedikodudan ibaret. Şimdi gelelim sembollerin anlamlarına ve diğer işaretlere. İnsanoğlu avcı toplayıcı olarak yaşadığı o dönemlerde doğaya bir hayranlık beslerdi. Hayvanların gücüne saygı duyar ve onların av taktiklerini örnek almaya özen gösterirdi. Bu nedenle belki dini, belki de sadece hayranlıktandır ancak leopar, yaban domuzu, aslan, çeşitli nesli tükenmiş hayvan türleri, kuşlar, örümcekler, sütunlara uyulmuş.
Bunlar büyük bir ustalık ve geçmişten gelen bilgi birikimi isteyen işler. Bazı dairelerin ortasında ise boyları 5 metreyi aşan teş şeklindeki insan süliyetleri var. Bunların yüzleri çizilmemiş ancak elleri karınlarını tutacak şekilde işlenmiş. Bazı uzmanlara göre yüzleri çizmemenin nedeni bu ortadaki büyük taşlara tanrısal anlam yüklemelerinden kaynaklanıyor.
Sonuçta tanrıların yüzlerini çizmek büyük saygısızlık olabilirdi. Göbekli Tepe Nasıl Yapıldı? O yıllarda tekerlek ya da çok çeşitli araç gereçler yok. Şekil vermek için kullanılan taşlar ve tahtalar var.
Tepe’nin çevresini incelediğimizde bütün haldeki kayaların oyularak yerinde şekillendirildiği, sonrasında 50-60 kişilik gruplar halinde tahtaların üzerine yerleştirilerek bir kayık misali insan gücü ile taşındığını biliyoruz. Bazı sütunlar 16 ton ağırlığa sahip olduğu için böyle bir mühendisliğinde çok daha eskiden gelme birikime sahip olmadan yapılamayacağı aşikar.
Yani Göbekli Tepe 12.000 yıllık ise biz burada en az 13-14.000 yıllık kendini geliştirmiş bir topluluktan söz ediyoruz demektir. Bu insanların maalesef kim olduğunu belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Peki Göbekli Tepe hakkında kesin olarak bildiklerimiz ve kabul edilen önemi nedir? Öncelikle avcı toplayıcı insanların sembolik dünyasını bize en iyi anlatan tarihi kalıntılardır. Bu konuda dünyadaki en önemli nokta şu anda burası. Göbekli Tepe dönemine göre en eski yapı ya da en eski tapınak değil. Daha eskileri de var ancak burayı önemli yapan öğren yerlerinin çok iyi korunmuş olması. Neredeyse ilk günkü kadar iyi. İşte böylesi yok. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde buranın sadece tapınak olmadığını, farklı amaçlara hizmet ettiğini, kamusal bir alan olduğunu anladık.
Hatta belki de hiç tapınak olarak kullanılmadığı yönümde de araştırmalar yapılıyor. Burası yeryüzünde insanın kendisini hayvanlardan ayırmaya başladığı, kendini daha özel gördüğü o geçiş zamanına ait en belirgin ve en önemli nokta. Göbekli Tepe ilk ortaya çıktığında konumlanışının yıldızlara göre yapıldığı düşünülmüştü.
Fakat bu teori artık kabul görmüyor. Hatta Urfa’daki dönemdeş diğer tarihi eserlerde de gökyüzüne ait hiçbir sembol bulunamamıştır. Bu nedenle henüz insanoğlunun gökyüzünden daha çok yeryüzüne önem verdiğini bize gösteriyor. İnsanlık tarihinin ilk astronomik çizimleri 3-4 bin yıl sonra başlayacak. Bereketli Hilal bölgesinin dünyanın diğer yerlerinden çok daha uzun zaman önce yerleşik hayata geçtiğini bize kanıtlıyor. Şanlı Urfa’nın insanlığın o karanlık geçmişi açısından dünyanın en önemli ve en eski şehirlerinden biri olduğunu, hatta en eskisi olduğunu tekrar ve tekrar göstermiştir Göbekli Tepe. Günümüzü şekillendiren o kadim haltların bu sıcak ve yaşlı topraklardan çıktığı ve çok daha fazlasının burada olduğunu Göbekli Tepe sayesinde yeniden anlamış olduk.
Fakat cevaplanamayan ve belki de hiç cevaplanamayacak olan bazı sorular var. Neden burayı inşa eden insanlar 1500 yıl kullandıktan sonra üzerini toprakla örttüler, tamamen kapadılar? Bu en az oranın yapımı kadar zor bir iş. O insanlara ne oldu? Sonraki 4-5 bin yıl boyunca Sümer medeniyeti ortaya çıkana kadar o boşlukta ne vardı?
Bu insanlar ne gördüler ve nelere şahit oldular ki Göbekli Tepe benzeri 12 tane daha yapı yapma gereksini mi duydular? Onları buna iten şey esas olarak neydi? Şu anda Göbekli Tepe üzerindeki semboller insanlığın en eski şekilli anlatımı olarak kabul ediliyor. Kısaca örnekleyecek olursak insanlığın ilk hieroglifleri olarak görülüyor.
Çünkü bu tasvirler mağara içindeki hayvan şekillerinden bize çok daha farklı şeyler anlatıyor. Evet, burada bir hikaye var, burada bir hikaye anlatılıyor ve sembolik yazı üzerine kurulu yeni bir bilim dalı bize bu hikayeyi çıkarmak için araştırmalara başladı. Umuyoruz ki önümüzdeki 10 yıl Göbekli Tepe’nin sırlarının ortaya çıktığı yıllar olur.
Daha fazla içeriye ulaşabilmek için kanalıma abone olabilir, çeşitli büyük hediyelerimden kazanabilmek için benim instagram hesabımı takip edebilirsiniz.
İyi seyirler.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir