"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kütahya (Domaniç) – Bir Kasaba Hikayesi 16.Bölüm

Kütahya (Domaniç) – Bir Kasaba Hikayesi 16.Bölüm

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=bmvcuvsuKYk.

DEN six
Bir ses verir kayın ağaçları, Rüzgar dokunur yaprağa usul usul, Rüzgar tarihe ferahlık verir,
Rüzgar insana esenlik. Serin Dağlar Ertuğrul Gazi’nin cenk otağı, Hayme Ana’nın duasıdır. Duman içinde bir yurdun adı, Soyumuz soylansın, boyumuz boylansın diyerek, Tarihten bir kıssa sunar bizlere. Kutlu memleketimizin medeniyetine misal olarak geçiyoruz yolları. Hatırımızın ve aklımızın erdiği her bilgiyi, Yerinde görmek için yolun hikayesini seviyoruz. Devlet ebed müddet diyerek, Kınalı kuzuların ardından gururla bakan anaların yurdundayız. Tarihin bize yurt olarak bahşettiği kütahyamızın, Doman iç ilçesinde doğa ve tarih yolculuğuna çıkıyoruz. Kolay değildir bu yollarda süzülmek. Bilinç ister, bilgi ister, dua ister,
Ve en çok aslımıza yakıştığı gibi saygı ister. Ancak her işimiz gibi Allah adını zikrederek, Yolda olmamızı ister. Duman işte yapılan yüzeysel tarihi araştırmalara göre, M.Ö. 3000 ve 2500 yıllar arasında ilk Tunç devrine denk geliyor aslında,
Doman iç tarihi. Çok eski bir tarihi var. Bununla beraber tabii arkolojik kazılar çok maliyetli olduğu için, Bu tespitler yüzeysel olarak kalıp, Derinlemesine bir araştırma yapılmış şu anda değil. Ama net olarak, bilimsel olarak şunu söyleyebiliyoruz ki, Doman iç minattan önce 3000 ve 2500 yıllara kadar dayanan, İlk Tunç zamanındaki bir döneme rastlıyor. Ve bununla beraber zamanın içerisinde yapılan araştırmalarda,
Minattan sonra 2. yüzyıla ait Roma ve Bizans eserlere de tek gelmekte. Buradan da anlaşılıyor ki bu dönemlerde Roma ve Bizans, Hakimiyetine de girmiş bir bölgeden bahsediyoruz. Hatta Doman iç içerisinde kazınmamış, Yine bir Roma mezarından bahsedebiliyoruz. Minattan sonra 2. yüzyıla ait olmak üzere. 13. yüzyılda ise Germiyanoğulları’nın Hakimiyet alanında, Daha sonra Osmanlı’ya geçiyor. Osmanlı’ya geçtiğiyle ilgili, nasıl geçtiğiyle ilgili tam kaynaklarımız maalesef,
Elimizde yok. Şunu belirtmem gerekiyor akademik ve bilimsel olarak, Maalesef bizim bir göçebek kültürümüz olduğu için, Göçebek kültürün tarihi, yazılı bir tarihi yok. Bundan dolayı o günkü olaylardan 200 yıl sonra, Bu tarihi kaynaklar elimize geçiyor. Yani olayların yaşandığından 200 yıl sonra, Olaylar kaleme alınmış ve bu şekilde anlatılmış, hikaye edilmiş yani. Ondan dolayı biz bilimsel olarak bir net tanımlamalarda bulunmaktan kaçınıyoruz. Ama bununla beraber şunu diyebiliyoruz ki, kesin olarak elimizde veriler, Söğüt, kışın Osmanlı ilk zamanları kayı boyu, Kışı Söğüt’le geçirir, yazı bu bölgelerde, Domaniç bölgesinde özellikle, Şu anda içinde bulunduğumuz Çarşamba köyü civarında geçirdiğiyle ilgili, Kesin tarihi bilgilerimiz mevcut. Yine bilimsel olarak ilerlememiz gerekirse, Haymanan Türbesi ile ilgili,
Haymanan Türbesi’nin 2. Abdülhamid’in yaptırmış olması 1892 yılında, Aslında çok önemli bir tarihi kayıttır. Çünkü 2. Abdülhamid 1892’de buraya bir türbe inşaatlediyse, O dönemki valiye ve şu elimizde belgeler kesin, Kendi soyuna layık bir türbe yapılmasını istiyor 2. Abdülhamid. Buradan da şunu anlıyoruz ki, Haymanan Türbesi kesinlikle bulunduğumuz bu mevkidededir. Şimdi Haymanan Türbesi Süleyman Şah’ın hanımı olarak bilindir.
Ertuğrul Gazi’nin annesi olarak bilinmektedir. Fakat yine elimizde bazı sonradan çıkan para siktelerinde, Ertuğrul Gazi’den Gündüz Alp ifadesi geçmektedir. Yani Ertuğrul bin Gündüz Alp ifadesi geçmektedir. Burada da şunu da anlayabiliyoruz. Yani Süleyman Şah değil, Gündüz Alp’in oğlu olduğuyla ilgili de aslında tarihi kayıtlar vardır. Dolayısıyla Haymanan’ın Süleyman Şah’ın eşi mi yoksa Gündüz Alp’in eşi mi olduğuyla ilgili de,
yine elimizde tam bir verimiz bulunmamaktadır. Bunları belirtmemize fayda var. Ama şu yine bilinmektedir ki, Ertuğrul Gazi’nin annesidir. Yine o tarihi kayıtlar vardır. Tabii bununla beraber bu bölge Osmanlı’nın kururduğu bölge olarak da kesin olarak tanınayabiliyoruz. Bilimsel olarak konuşmamız icap ediyor çünkü. Ama bununla beraber tabii çok anonim hikayeler çok farklı vardır. Anonim deyince de biliyorsunuz halkın ağzından dolaşırken çok ifadeler değişmektedir.
Yine burada Tevali Ali Osman tarihine göre ve önemli ilim adamı İdrisi Bitlisinin kayıtlarına göre, Domaniç bölgesinde İkizce savaşı yaşanmıştır. Bu yine tarihi kayıtlardan mevcuttur. Ve bu İkizce savaşı Osmanlı’nın yaptığı önemli bir savaş olarak kayda girer. Osman Gazi döneminde yaşanmış ve Osman Gazi’nin kardeşi Savcı Bey burada vefat etmiştir, şehit olmuştur.
Hemen bu Haymana Türbesi’ne yakın bir mevkide bulunmaktadır. Şu anki elimizdeki tarihi kayıtlarla ilgili bu bölge ile ilgili söyleyebileceğimiz konular bundan ibarettir. Bismillah diyerek başlıyoruz güne. Çam ağaçları güneşe meftun, bülbül sesleri bir masalın içinde hissettiriyor yolcusunu. Devlet anadır, Anadolu’da Türk kadının adı. İdare etmeyi, asil ve münevver bakmayı öğrendiğimiz analarımızın yurdudur, Anadolu’nun dört kucağı. Hayme anamızın Türbesi’nde evlatları olarak duaya başlıyoruz. Domaniç ormanlarının içinden bülbüllerin şarkısını, derelerin çağlayışını dinliyoruz.
Zamanın beşiği tıngır mıngır sallanırken Osman Gazi’yi anlatıyoruz kundaktaki bebelere. Karaçam’dan yapılmış beşiklerde büyümüş nesiller için masallar okuyoruz mızık çamının gölgesinde.
Aşağı 20-30 senedir yapıyoruz bu işi de 20 senedir kendim yapıyorum bu işi, babadan kalma mesleğiniz. Babam aşağıya dedemle beraber çalıştı. Babamla biz ne kadar çalıştık? 10-15 sene evvel beraber çalıştık. Babam 2000 yılını vefat ettikten sonra ben başladım bu işe. Babamın babasının dedesini dededen kalma meslek aşağı 150-180 seneye buluyor. Babam 60-70 yaşa evvel etti. Dedem 74’ten vefat ediyor. Dedem 74’ten 2000 yılına kadar babam sürdürüyor bu mesleği. 2000 yılından sonra ben devraldım. Aşağı 2022 ben sürdürüyorum şu anda. Bizim yaptığımız balta yapıyoruz. Gazma toprak işlenmesi lazım. Toprak işlemek için yeni makineler çıktı. Çapçalar çıktı mesela. Kişim oturuları çıktı baltayı öldürdü. Çapçalar çıktı gazmayı öldürdü. Çapa makinesi çıktı çapalar öldürdü. Biz pıçakla yapıyorduk ama pıçakla dövme pıçak fahsandığı için pıçak işlemi söndü. Onun için kapanma yüz tutuyor yani meslek. Ben şu anda kaynak işlerine falan uğraşıyorum. Balta gazma tabir işleri, yeni sinir falan yapıyoruz. Fullukları gazayı açtık gibi traktörle kaynak işlerini yapıyoruz.
Domaş köylenden, domaj merkez, hatta tavşanlığından falan balta yapmak için müşterilerimiz var yani. Çukurca var şu dönemde yakın bu geldiğimiz. Osmanlı döneminde uzaklardan gelen bir ulağı ilk gören, dostu ve düşmanı ayırt eden yiğitlerin nöbetgahında bekliyoruz kutlu haberi. Berç’in gözetleme kulesi Alplerin sesleriyle dolmuştur yüzyıllarca. Habercilerinin ataları burada beklemiştir. Kâh acığı, kâh mutluluk veren bilgiyi. Zamanın sesini duymak için dinlemek gerekir taşı toprağı. Gündüz Alp’ten bir haber gelir diyerek dursun fakıhın atı görünür diyerek bakıyoruz ufka. Ufukta umut, ufukta medeniyet, ufukta insanlık ilminden süzülmüş şanlı tarih var.
Domaniç bununla beraber 1932 yılında Tavşanlı’ya bağlı bir merkezken 1960 yılında ilçe hüviyetine girmiştir. Yunan işgali dönemlerinde, Milli Mücadele dönemlerinde burası işgal edilmiş, Domaniç bölgesi de işgal edilmiş. 15 Temmuz’da işgal edilmiş. İlginç bir tarih vardır 15 Temmuz ve 5 Eylül’de 1922 yılında Domaniç düşman işgenden kurtulmuştur. Yine bu bölgede elimizdeki kayıtlara göre Milli Mücadele’de de önemli bir rol üstlenmiş. Çünkü Yunan orduları malumunuz bu İzmir’den, Vatanadol’dan çıkartma yaptığı zaman Uşak, Gediz, Aslanapa, Kütahya bölgesinden, İnönü bölgesinden, Esşehir’e doğru ilerlerken aslında bu bölgeler orduların genel geçiş noktası değil.
Ama bununla beraber Yunan birliklerine lojistik destek sağlamak için birçok Yunan askeri birlikleri etrafa dağılarak koyun, inek gibi erzak toplamışlar. Ve bu topladıkları bölgelerden bir tanesi de bu Domaniç bölgesidir. Ve burada da Domaniç’teki belli bölgedeki köyler ve merkezdeki Milli Mücadele, Kuay-Milliye çeteleri bu Yunan birliklerine saldırılar düzenleyerek çok başarılı hamleleri de olduğunu
tarihi kesin kayıt olarak biz biliyoruz ve 5 Eylül 1922’de Domaniç düşman ışkanından kurtulmuştur. Şu anda nüfusu 14.000 civarında olmakla beraber maalesef hak ettiği değeri bulamamış bir bölge Domaniç. Çünkü göç verdiği nüfus kayıtlarına göre çok aşikardır. Burada en önemli olayımız bizim şu anda Kütahya Valiliği, Dunupol Üniversitesi,
Bilecik Üniversitesi’nin ortak çalışmalarıyla göç yolu dediğimiz bu Kayı Boynu’nun göç yolu var ve bu tarihi olarak kesin ortaya çıktı şu anda. Yani bilimsel verilerle bu ispatlandı. Bu göç yolu nedir? Söğüt civarından yani Şeh-i Debarit Türbesi’nin o bölgesinden Kayı Boynu’nun Domaniç’e yani tam bu çarşamba mevkiine geldiği nokta ve tekrar yazın geçmesi ve sonbahara doğru tekrar bu bölgeden hareket ederek tekrar Söğüt’e gidildiği göç yolu diyoruz. Orman Genel Müdürlüğü’nün tespitlerine göre 56 km’den ibarettir. Fakat o ekoturizm sistemi çizimine dayanıldı Kütahya Valiliği bünyesinde şu anda 86 km’lik bir parkur haline getirilmiştir. Bu parkurda pislet binme, ATM’ler hatta kana gibi etkinlikler düzenlenebilmekte ve atla geçirebilmekte yaklaşık 3-4 günlük etkinliklerle bu Kayı Boynu’nun Söğüt’ten çarşamba’ya olan göçü bizzat yaşanmaktadır. Bu önemli bir tespit aslında. Bu ne kadar çok etkinliklerle artırılırsa o zaman domaniç’in de yani Osmanlı’nın kururduğu bölgenin de
hak ettiği değeri yavaş yavaş kazanacağını düşünüyoruz açıkçası. Yine bu bölgede çok önemli bir tarihi aslında bölgemiz var. Mızık çamu dediğimiz bir çamdan bahsedebiliyoruz biz. Bu mızık çamı Osman Gazi’nin sallandığı ağaç olarak nitelendirilir, halk tarafından. Tabi bu analimdir. Yani bilimsel elimizde bununla ilgili kayıtlar yok. Ama bilimsel olarak kesinlikle arz eden bir şey vardır ki bu çamun ömrü 740 yılı geçmiş. Dolayısıyla tarihi kayıtlara bakıldığı zaman da yine kayı boyunun burada olduğu yaylalık olarak kullandığı zamana dek geliyor. Dolayısıyla bu çam buradaki Hayman’a Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Savcı Bey’e ve Osmanlı’nın kururduğu döneme şahitlik etmesi, tanıtlık etmesi bakımından çok önemli bir tarihi eser niteliğindedir. 11 metre boyunda 4.70 metre genişliğinde çok büyük bir ağaçtır.
Dolayısıyla bu mızık çamı da yine tarihi eser olarak yerini almakta. Buraya gelen ziyaretçilerimiz burada Devlet Ana diye nitelendirilen Hayman’a Türbesini ziyaret ederek daha sonra Osman Gazi’nin kardeşi Savcı Bey’in şehitliğini ziyaret edip Osman Gazi’nin sallandığı rivayet edilen bu mızık çamıda da ziyaret ederek hatta hapistitlerle ve ATM’lerle ve kanunalla
bu Kayı boyunun Söğüt ve Domaniç arasındaki göçünü de canlandırabilirler ve Orman Yener Müdürlüğü 4 nokta tespit etti burada. Yani dört tane farklı konaklama merkezinde durarak üç günlük bir geziyle bu göç yolunda canlandırabilirler. Bu arada şunu söylemekte de fayda görüyorum. Hayman’a Ana dediğimiz zaman Hayma Ana ismi nereden geliyor bununla ilgili de değişik rivayetler var.
Mesela Hayma Arapça’da çadır manasında yani çadırın anası manasını taşıyor olabilir Hayman’a Ana. Fakat ilk İslam Türk geleneğinde Arap etkilerinin biraz daha az olduğunu düşünürsek bu Hayma Ana’nın doğrudan yani çadırdan değil de Ay’dan geldiği yani Türk töresinde Ay’dan geldiği de ilgili rivayetler de bulunmaktadır. Yani bu tartışmalar devam eder dediğim gibi elimizde yazılı tarihimizin olmamasından dolayı farklı rivayetler vardır. Halk arasında biraz da kültürler olarak hangisi daha etki gösterecekse halkın ona inanmalı gibi bir durumu var. Ama bizim elimizdeki kesin bilimsel veriler bunlardan ibarettir. Hayma Ana geleneğe göre Ertuğrul Gazi’nin annesi Osman Gazi’nin ninesi Gündüz Alpin ise hanımıdır.
Osmanlı Obası’nın Söğüt ve Domaniç’e yerleşmesiyle belli bir dönem devlet idaresine eline aldığından ve devletin kuruluşunda oynadığı hayati rol sebebiyle devlet ana olarak anılmıştır. Türbesi Domaniç ilçesine bağlı Çarşamba köyündendir. Ertuğrul Gazi’nin adı İngilizce’nin adı Eski önden çalıştığım ben de sadece şu makinenin, den önce çok fazla çalışıyorduk mesela büyük tokmadan. Bizim dedelerimiz daha şeyden çalıştılar. Kaynaydı ayı böyle kumundan şeyden kaynadılar demirleri.
Bizde şimdi teknoloji daha iyi, bundan sonra daha iyi olur. Tabii canım şimdi üniversiteyi sevmezsem sen yapma bunu. Üniversiteyi sevdiğimiz için yapıyoruz birazdan, sevmedik. Burada alışkan olduğum için yorulmuyorum. Aynı üniversite olduğu için fazla yorulma yok. Çünkü aynı işi yapıyorum, bir iş yaptığım işi biliyorum. Bu yönden pek yorulma olmuyor yani alışkan olduğumuzu anlıkla yakınlığım.
Her gün çalışmıyorum, mesela yeri var. Çalışmamızdan da tarlalarına gidiyorum. Mesela fidan, bidanişleri, ekim, pişim işleri gibi böyle şeyleri yaparım. Devamlı çalışmam yani. Hafta da pazartır, domaj pazarına gir. Pazarda domaj pazarına çıkıyorum sadece. Başka bir yere çıkmıyorum. Orada balta gazmak, çapa gibi böyle şeyler satıyorum. Yapıyoruz, cömme bıçak yapıyoruz. Ama kurbandan kurban. Öyle devamlı sürekli değil.
Kurbanda üç beş onlara eş dost gibi isteyenlere yapıyoruz yani. Şu anda belki ileri doğru meslek aranabilir. Aranan meslek olabilir. Neden? Bu meslek pitti giriyor. Şu anda İnegöl’de belki bu demirci baltışını yapan dünya usta vardı. Çoğu Buraklı domajlardı. Bizim zaten sahili iki üç usta kaldı. Yani domajda dahi kalmadı. Her köyde eskiden bir demirci vardı.
Yani her köyde bir demirci vardı. Benim bildiğim kadarıyla. Doman için candamarı denildiği yerdir.
Tarihi ve doğal güzelliğe sahip bu ormanı mutlaka görmelisiniz.
Sessizliğin sesi olur mu? Olur efendim. Sarı kız efsanesini dinleyerek yürüdüğümüz ormanlarda duyuyoruz bu sesi. Yeşilin içinde erenlerin adımlarını takip ediyoruz. Çocuklarımıza saflığı, iffeti, güzelliği anlatacağımızı biliyoruz. Sarı kızın adını manzaraya aşkla bakarak zikrediyoruz.
Duasına amin, masumluğuna amin, hikayesine amin diyerek yolculuğa devam ediyoruz. Ilıcak suda efsanenin izinde huzur buluyoruz.
Doman için tarihi özelliklerinin yanında, burada gelen ziyaretçilerimiz çok rahatlıkla göreceklerdir. Şu anda Uludağ mevkinin tam arka yamaçlarında bulunuyoruz.
Dolayısıyla ormanlık bir arazi ki, çok fazla bilinmemekle beraber burada 40’tan fazla yeni, daha farklı yerlerde olmayan buraya özgün bitki örtüsüne sahip. Bu çok önemli bir özellik aslında. Aslında birçok üniversiteden biyolog, araştırmacı, coğrafya araştırmacısı buraya gelerek araştırmalar yapmaktadır. Bunlar da bilimsel olarak tespit edilmiştir.
Yani çok yoğun bir orman örtüsüne sahip ve bu orman örtüsün içerisinde de yer yer göller, barajlar bulunmaktadır. İşte Sarıkız bunlardan bir tanesidir, Ebeçamlı bunlardan bir tanesidir gibi şu anda çok fazla sayıda doğal güzelliklere sahip bir bölgeden bahsedebiliyoruz.
Dolayısıyla gelen ziyaretçiler hem ilk defa görecekleri bitki örtüsüyle karşılaşırken, bu doğal güzellikleri yaşarken bir taraftan da tarihin seyrini tekrar canlandırmış olmanın da mutluluğuna erişebilirler. Bu konuda da yine önemli bir bölgedir aslında Doman için. Yine bu bölgede bizim sıççıya rastladığımız, kendine özgün kule yapılar vardır, tarihi kule yapılar vardır.
Bunların da kesin Osmanlı’nın yani ilk kuruduğu dönemlerden kaldığı ile ilgili elimizde kesin verilerimiz var. Ama bununla beraber bu kuleler yangın gözetleme kulesi mi, yoksa düşmanın geldiği noktaları tespit etme kuleleri mi olduğu ile ilgili değişik yine rivayetler vardır. Ama bu eserleri de incelemek içine girebiliyorsunuz ve burada konaklayabiliyorsunuz ve buradaki camlardan öyle yerlere kurulmuştur ki bu kuleler bütün bölgeyi gözlemleyebiliyorsunuz.
Ama şu benim kendi kişisel kanaatime göre bu hem yangın gözleme hem de yine olası bir düşman saldırısı veya işte farklı asayişleri kontrol amaçlı güvenlik amaçlı da kullanılmış olabilir diye düşünüyoruz. Doman-ı Çarşamba köyü Haymana türbesinden sonra şu anda Osman Gazi’nin kardeşi olarak rivayet edilen Savcı Bey’in şehitliği makamındayız.
Tarih belgelerden oluşturur, kaynaklardan oluşturur. Elimizde ne kadar belgemiz kaynağımız varsa tarihçiler o kadar daha rahat konuşabiliyorlar. Kendilerine daha özgüvenli konuşabiliyorlar. Çok ilginçtir bizim Kayı Boyu ve Osman’ın ilk kuruşuna ilgili olarak çok fazla tarihi kaynaklarımız olmamakla beraber Savcı Bey’le ilgili çok sağlam kaynaklara sahibiz.
Bu Tevali Ali Osman ve İdrisi Bitlisi Hazretleri de Savcı Bey’den bahsetmektedir ve burada bizim Bizans kaynaklarından da bahsedilmektedir Savcı Bey’den. Çünkü bu bölgede Domaniç İkizyeler bölgesi denir. Yani iki tane birbirine benzeyen tepe manasındadır İkizce. İkizce Savaşı yaşanmıştır ve bu İkizce Savaşı bir kırıma noktalarından bir tanesidir aslında. Ve Kayı Boyu’nun her geçen gün güçlenmesinden dolayı rahatsız olan İnegör Tekkuru buraya bir hareket edinemiş ve bu bölgede Kayı Boyu’yla Bizans Birlikleri İnegör Tekkuru arasında ciddi bir çarpışma yaşanmıştır. Ve bu bölgede Savcı Bey şehit düşmüştür. Bununla ilgili bizim elimizdeki tarihi kaynaklarımız gayet yeterli ve sabittir. Horasan’dan Erenler eşlik ediyor hikayemize.
Karaca Ahmet’in yolunu düşlüyor, yola revan olmayı düşünüyoruz. Selim Atatürbes’inde Hak dostlarının yaşamlarına dair incelikleri öğreniyoruz. Vakit çağırıyor sonra. Rast makamında bir akşama kavuşuyoruz. Sultan Alaeddin Camii minaresinden yapılıyor en güzel çağrı. Bülbüller şakıyıp rüzgarın sırtına veriyor yükünü.
Diyar diyar güzellik sarıyor yurdumuzu. Cenk meydanlarından, gönül meydanlarına, alplerin, erenlerin, güzel memleketimizin, güzel insanlarının sesi duyuluyor Domanic’in hikayesinde. Soyumuza hayırlar getirsin diyen Hayme Ana’dan günümüze, hayrın ve bereketin yurdu olarak yazılıyor ömrümüze Domanic.
Hayırla başlayan yolculuk, şükürle kavuşuyor yol gözleyenlerimize. Bizi analar ama en çok analar dua ile bekliyor. Devletimiz o dualarla ebedi, o dualarla ayakta.
Daim olsun, daim olsun, daim olsun.
Altyazı M.K.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir