"Enter"a basıp içeriğe geçin

Oğuz Akkar – İran’da Türkler Müesses Nizamın Neresinde? – Cumartesi Sohbetleri (11)

Oğuz Akkar – İran’da Türkler Müesses Nizamın Neresinde? – Cumartesi Sohbetleri (11)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=7pJA3-jbJoY.

Peki ülkede bulunan bir Türk nüfus var yani ülkenin yarısını oluşurlu iddia edilen 40 milyonluk bir nüfustan bahsediliyor. Mühses Nizam’ın tam olarak neresinde bu Türkler böyle bir katagorizasyon acaba yapabiliyor muyuz? Zor çünkü yani İran’da Türkler dediğimiz zaman sadece Azerbaycan Türkleri ya da Azeri Türklerinden bahsedemeyiz. Kaşgay Türkleri, Horosan Türkleri var. Bir de Türkler o kadar çoklar ki İran’da Şeyh Karmaşası da yaşıyoruz biz. Özellikle Taharan gibi büyük şehirlerde hani kim nereye kadar Türk, kim nereye kadar Fars, hatta nereye kadar Kürt, Kürt nüfus da var İran’da çok yoğun. Yani biraz iç içe geçmişlik görüyorum özellikle o bölgelerde. Hatta annesi Türk babası Fars, tam tersi ya da annesi babası da Türk ama kendisi Farslaşmış zamanda. Türk olduğunu dahi bilmiyor. Annesi babası yanında Türkçe konuşmamış veya büyük annesi büyük babası. Yani Tahran gibi şeylerde geçişkenlik daha az, daha sık özür dilerim.
Şeyhe doğru gittikçe Tebriz, Urmiye gibi şehirlere geldikçe tamamen Türkçe konuştuğunu herkesin kimliğinin, Türk kimliğinin şeyinde olduklarını, bilincinde olduklarını görüyoruz. Hakezah şeyhe doğru gittikçe Kırsala, Horosan meşet tarafına gittikçe oradaki Horosan Türklerinin de Türkmenler var orada. Onların da daha bir karışmamış yani büyük şehirlerde karışmamış ve kendi aralarında kaldıklarını görüyoruz.
Yani siyasal olarak baktığımız zaman bugün İran’ı yöneten yürütmenin, yasamanın ve yargının en başındaki kişi Ayetullah Seyyid Ali Hamaynı kendisi bir Türk. Yani İran’la biz devlet erkanında çok Türk gördük, görüyoruz. Bakanlar arasında görüyoruz, milletvekiller arasında görüyoruz. Yani siyasal olarak çok bir problem yok ama benim anladığım kadarıyla gördüğüm kadarıyla maalesef İran İslam devrimi 1979’dan sonra Şah dönemi uygulanan yanlış bir politikayı miras almış ve onu ısrarla götürüyor. Yani neden bu politikayı hala sürdürüyor? Çünkü sonuçta bir İslam devleti yani Farsçı bir devlet değil çünkü o minvalde kurulmamış yani hatta İran’daki Farslılar bile kendi rejimlerini veya sistemlerini eleştirirken Arapçı diye eleştirirler. Neden? Çünkü İran’ı yöneten bütün Mollalar Arap kıyafeti giyiyor, Araplar gibi geziniyor.
İran’da bir cumhurbaşkanı, bir bakan, bir milletvekili hatta Ali Hamane’nin kendisi bir konuşmaya başlarken önce bir 20 dakika Arapça dua eder. Arapça kelimeleri çok kullanırlar. Yani Farslılar tarafından bir Arapçılık şeyi var kendi yönetimlerine karşı. Bunlar Arap uşağı ne bileyim Arap sevdalısı gibi bir yafta yapıştırılıyor bunlara.
Ama Şah dönemi biz İran’da Türklere karşı bir sistematik şeyden bahsedebiliriz. Asimilasyondan bahsedebiliriz. Özellikle 1930’larda işte o dönem Ulus Devlet mantığıyla başlayan işte Fars dil, güneş dil teorisi.
Bizde de bunların benzerleri vardı sanırsam. İşte Fars dilinin 2000 yıllık bilmem ne tarihi, Fars ırkının dünyanın en eski kavimlerinden hatta en eski kavim olduğu. 7000 yıldır orada yaşadığı gibi işte o dönemki Ulus Devlet kurma telaşıyla bu tarz kitaplar yazılmış, teoriler ortaya atılmış. Tabii ki Fars diye bir kavim var, yok değil. Geçmişte bir tarih var, bu da yok değil. Ama tabii bu Şah döneminin politikasının gereği olarak biraz daha böyle köpürtülerek, abartılarak yapılmış bu. E bunu yaparken diğer kimlikleri ezmişler. İşte Türk’lük, Kürt’lük, Araplık, İran’da olanlar bunlar. Yani bunun dışında Lorlar var, Belüşler var, Pakistan sınırında, Afganistan sınırında, Türkmenistan sınırında birçok etnik var orada.
Şah zamanı biz sistematik bir asimilasyon görüyoruz ve baskılama görüyoruz. Ana dilde eğitim yasak zaten o dönem. Hatta birçok yerde ana dilde konuşmanın bile yasak olduğu dönemler olmuş İran’da Şah dönemi. Devrim sonrası bu kadar sistematik bir asimilasyon, bu kadar sistematik bir şey olmadı. Yani orada bir şey yapabiliriz, şer düşebiliriz ama bir iyileştirme de olmadı.
Mesela yani bir İslam devletinde beklenen neydi? Tüm halkların kendi dilinde eğitim görmesi idi. Tüm halkların kendi dilinde rahatça yaşayabilmesi idi. Kendi kimliklerini yaşatabilmesi idi. Ama yani bu mirası bırakmadığı gibi özellikle son 8 yıldır, 10 yıldır pan-İranist dediğimiz, pan-farsist dediğimiz bazı insanların da biz
İran’da yönetimde olduklarını yani bazı bakanlıklarda, bakan yardımcılıklarında, mecliste, bürokraside olduklarını görüyoruz. Yani nereden mesela bir örnek verelim. İran devrim muhafızlarından bir komutan ismini şu an hatırlayamadığım iki sene önce bir açıklama yapmıştı.
İşte dedi, Hahameneş Sultanı büyük kuruştan beri ya da Daryuş’tan beri ilk defa dedi, Seyyid Ali Hamane döneminde dedi biz Suriye’ye inebildik, Akdeniz açılabildik dedi. Yani o şey bilinçaltını çıkardı orada ortaya.
Dediğim gibi yani Şah dönemi kadar bir şey yok ama yani İran İslam devri mi İslam Cumhuriyeti etniklerin daha özgür yaşayabilmesini yani kimliklerinde ve dillerinde yani bir daha özgür derken Ben her zaman şunu söylerim yani İran’la siyasal anlamda bir fars ne kadar özgürse bir Türk de bir Kürt de o kadar özgür. Yani sonuçta ikisi de reformist, ikisinin de adayı yoktu bu seçimde. Başörtüsü sorunları ikisinde de var. Ne bileyim siyasal haklar sosyal haklar sorunları ikisinde de var. Ama etniklerin bunun yanında bir ana dille eğitim talebi, en azından ana dili daha iyi öğrenme talebi, ana dillerini yaşatma, kendi kimlik ve kültürlerini yaşatma talebi.
Gittikçe bu artan bir şey yani sadece İran’da değil dünyada artan bir şey. İran İslam Cumhuriyeti de bunu gittikçe geciktirdi hala da geciktiriyor. Şah döneminki uygulamaları onu yani tekrar parantez açayım hepsini sürdürmese bile en azından bu konuda bir ıslah yapmıyor, iyileştirme yapmıyor. Üstüne üstlük son 8 yılda bahsetmiş olduğum bu Farsistlerin de hükümette özellikle ruhani hükümetinde görev almasıyla daha da bir uyan devi uyandırdılar mı diyeyim yoksa kendilerimi kaşıldılar diyeyim durup dururken ortaya böyle bir sorun çıkmaya başladı İran’da. Bu da tabi karşısında bir blok meydana getiriyor değil mi yani özellikle Türk bölgelerinde Türk milliyetçisi olanlar.
Tabi yani milliyetçi olmayanlar bile milliyetçi olmaya başladı yani mesela ben İran’a 1999’da ilk gittiğimde o bölgeleri gezmiştim. Benim eşim de o bölgeden ben bu kadar aşırı bir şey görmüyordum o zamanlar yani vardı tabi ki Türkçüler milliyetçiler vardı ama bu kadar aşırı bir yoğun değillerdi. Sesleri bu kadar çok çıkmıyordu ya da kalabalık değillerdi.
Karabağ savaşı üstüne biraz da tuz biber ekti bu olayın yani İran’ın siyasal gerekçelerle, jeopolitik gerekçelerle Ermenistan’ın yanında duruyor gözükmesi en azından 30 yıldır Ermenistan’a hiçbir ses çıkarmaması. İran’daki Türkleri daha da rencide etti diyebiliriz yani ortaya bir sorun çıkıyor durduk yere bir sorun çıkıyor. Aslında bu çok kolay halde yani İslam Cumhuriyeti için en kolay halde edilebilecek bir sorundur çünkü İslam Cumhuriyeti anayasası yazılıyor adı İslam Halkların Birliği yani bütün etniklere en baştan bu haklar verilseydi bugün böyle bir sorun. Biz konuşmayacaktık İran’da. Peki seçimlerde Türk bölgesinde de galiba katılım bayağı bir düşüktü. Ya anlıyor muyum? Tabi. Ya şöyle onu da şöyle ayırt edelim.
Yani Tahran’da da yüzde 26’ydi Tebriz’de de aynıydı çok bir fark yoktu. Peki Türk bölgelerinde böyle olmasının bir sebebi de tabi şimdi yakın bir zamanda Azerbaycan Karabağ savaşı yaşandı. Burada İran’ın aslında başlangıçtaki tavrı Ermenistan’dan yanaydı.
Ve aynı zamanda yani Rusya tabi Gürcüs Havasası’nın kullanılmadığı için tabi olarak yani İran üzerinden Tebriz üzerinden Ermenistan’ın sevketi yaptığı yönünde basını da yansın ki bir iddialar, resimler, belgeler gördük. Ya İran da bunu inkar etmedi. Evet. Yani bunun bir etkisi olmuş olabilir mi? Bunun da etkisi var. Ama yani kesinlikle etkisi var.
Hatta bunun ileride daha da etkisi olacak. Dedim ya yani uyuyan devi uyandırdılar. Belki gelecekte Türkler Türk mücubur başkanı talep edecekler. Ama biz mesela daha bundan 4 sene önce fazla değil yani 2017’de Türklerin yani Tebriz’de, Urumiye’de, Zence’nde, Erdebil’de Ruhaniye ki farzdır kendisi Ruhani. Çok büyük bir oy verdiklerini gördük. Neden?
Çünkü Ruhani’nin vaatlerinde vardı ana dilde eğitim, ana dillerin güçlendirilmesi. Yani İran’da siyasal birçok konuda olmadığı gibi sosyal haklarda da reformize yapılmadığı için nasıl ki farzlar sisteme küslüyorlar. Türkler de küslüyorlar. Kürtler de küslüyorlar. Yani herkesin ortak küstüğü bir alan var. Siyasal haklardan bahsediyoruz. Bir de sosyal haklar var.
Yani bir Fars’ın, bir Kürt’ün, bir Arap’ın, bir Türk’ün ayrıştığı yer bu. Sonuçta bir Türk, bir Kürt, bir Arap bu sosyal hakkı bekliyor. Ana dilde eğitim hakkını, kültürünü yaşatma hakkını bekliyor.
Bu hakkın verilmesi ne kadar gecikirse bence kopukluk daha da hızlanacaktır diye tahmin ediyorum.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir