"Enter"a basıp içeriğe geçin

Prof. Dr. Abdülkadir Özcan – Kardeş Katli ve Fatih – Cumartesi Sohbetleri (18)

Prof. Dr. Abdülkadir Özcan – Kardeş Katli ve Fatih – Cumartesi Sohbetleri (18)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Dbyk9IX_ZTM.

Peki hocam bu kanun naminin Fatih devrinde olduğunu kabul ettiğimizde Fatih’in bu kanunu vaz eden, daha doğrusu tedbin eden kişi olarak kendisinin nasıl bir tatbikat yürüttüğü sual hakkı geliyor. Fatih’in kardeşini başka bir anneden doğan yani 2. Murad’ın başka bir hanımından doğan oğlunu katlettirdiği söylenir. Şehzade Ahmet Bey ve bu katil vazifesini de hatta Evren Asoğlu Ali Bey’e tevdi ettiğini geçer. Bu hadise doğru mudur? O tartışmalı. Evren Asoğlu hadisesi tartışıyor. Şimdi hanedandan olan birisini birisi katledecek de, ona ben katılamam yani yüzde yüz katılamam. Ama Ahmet’in katli hadisesi doğrudur. Ahmet, Şehzade Ahmet’in o bebek yaştaki çocukluğunu. Yani o sırada çok farklı şartlar altında Devlet-i Aliye sıkıntı içerisinde. Bir yandan bir yans, bir yandan işte Balkanlar. Düşünün herhangi bir mirası devliye girse yine sıkıntılar başlayacak. İşte bunlar hep sanki ben onay vermek de istemiyor insan bu sefer de, iştirak ediyorsunuz. Hep şunu söylerim bazen talebelerime de ben ya onların günahlarını sevaplandı tatice kantar büyük. Ona göre şey yapacaktır bir tarafta Fatih İslamiyet’te Avrupa ortalarını götürmüş. Bosna, Ersek, Bilmem var, Nautikşu bu. Eh ne yapalım? Varsa bir şeyi zaten görecektir. Ama biz yargılamak durumunda değiliz bu olayları işleyenleri kesinlikle. Tarih zaten yargı makamı da değil. Tarih hiç onu yapmamını yapamaz. Biz değerlendiririz, bırakırız. İltifatı peygamberiye masar olmuş olmasa bile Fatih’in insanlar onda bir kusursuzluk görmek istiyor vehmet ediyor. Fakat kul olmanın icap ettirdiği bir şey noksanlık ve hatadan beri olmaman. Hocam burada hatta Fatih’in de bu durumdan hani ne kadar üzüldüğünü, üzgün olduğunu gösteren bir hadise daha var. İbni Kemal yani Kemal Paşazade tarihinde, tevarihali Osman’ında Fatih Sultan Mehmed’in iki oğlu üstüne Mustafa ve Bayezid üzerine üçüncü bir oğlu olduğunda yani Cem Sultan diye bildiğimiz oğlu olduğunda üzüldüğünü ve hatta beşiği tekmelediğini söyler. Ve orada da, çok tabii Kemal Paşazade’nin dili çok ağırdır üstlubu. Yani çok süslüdür. O yüzden okumak kabil değil ama hülasa ederek şey der, ya der, saltanat için iki tane varis yeterdi hani birine Allah göstermesin biri ölse öbürü saltanatı devam ettirirdi. Ya saltanat için diyor varis bulunmamak ne kadar büyük bir ciddi sorunsa çünkü başa kim geçecek? İhtiyaç var. Çok saltanat varisi olmasa da o kadar sorundur diyor. Ya kendisi de bundan bir zar. Tabii ki burada hani Allah bir evlat vermiş burada kadere rıza göstermemek değil bu. Allah’ın lütfudur o evlat. Burada üzüldüğü şey o değil. Takdir-i ilahiye karşı çıkmıyor fakat kendisinin de babasının bile hem kardeşiyle hem oğluyla taht kavgasına katlettirmek zorunda kaldığını görmüş. Bunları yaşamış bir insan olarak. Devletin bekasını düşünüyor orada. Kendi çocuklarının da ileride böyle bir sorunla karşılaşacağının farkında ve zaten o üzüldüğü Cem Sultan daha sonra Bayezid tahta geçtiğinde diyor ki gel diyor ülkenin bu kısmını bana ver. Ülüş sistemini devam ettirmeye çalışıyor ortasından gelen. Hakikaten Fatih’in bu manadaki öngörüsü hani tahkuk ediyor. Ama ikinci Bayezid ona herhalde Hüsnü kabulle karşılık vermiyor. La erhame beynel mülük diyor padişahlar arasında. Akrabalık bağı yoktur diyor. Evet. Tahta geçtiği an artık o rakibidir onun. Yani hazin olaylar bunlar. Yani hakikaten bir bunu okuyan birisi yorum yazmış da şeyi de okudum bir yerde padişah olmak istemezdim diyor kimse. Anam padişahlık buyusa kolay iş değil yani bunlara katlanmak.
F 늘ndiz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir