"Enter"a basıp içeriğe geçin

Prof. Dr. Azmi Özcan – Yasama-Yürütme-Yargı, Meclis ve Anayasal Kurumlar – Cumartesi Sohbetleri (20)

Prof. Dr. Azmi Özcan – Yasama-Yürütme-Yargı, Meclis ve Anayasal Kurumlar – Cumartesi Sohbetleri (20)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=sPTLKnOW-fQ.

Esas itibarla Türkiye’nin yaşadığı şey çok radikal bir dönüşüm. Çünkü bizim tarihimizin inşa ettiği siyaset sistemimizde Şari yani kanun koyucu Allah peygamber ve devlet başkanı.
Yani halife fakat Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu ile birlikte yasama yürütme yargı padişahdan ve meclisten anılarak tamamı meclisin uhtesine veriliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
yasama yürütme yargı tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne. 21 anayasın tazında bir madde var. Yasama yürütme yargı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uhtesinde Egemenlik Büyük Millet Meclisi’nin meclisin görevi de Şeriatı Muhammed’i tatbik etmek. Bu yapı 24 anayasasında da aynı devam ediyor.
Ama aynı meclis az önce konuştuğumuz reformları yapmaya devam ediyor. Bir taraftan batı kanunları, hukuku, nizam, medeniyeti geliyor. Ama anayasada da meclisin görevi Şeriatı Muhammed’i tatbik etmek gerekiyor. Bu aslında içinde bulunduğumuz yaman çelişkilerin de resmedilmiş şekli. Dayatmaların da, kat edilen mesafenin nasıl zorlu mesafeler olduğunu da göstermez makamında.
Şimdi artık o dönemin çok daha sağlıklı, sağduyulu değerlendirme zamanımız. Burada bir iktidar transforması, iktidar intikalisi söz konusu. Yasama yürütme yargı mecliste birleşiyor. Bundan sonra başka bir hikaye. Meclis kendisine ait olan bu yetkiyi olay müslüsü şahıraları da tek bir kişiye veriyor.
Bu 5050’ye kadar böyle devam ediyor bu tablo. 5057’de beklenirmeyen bir gelişme oluyor. Bütün yetkilerin kendisine verildiği meclis istenmeyen insanların eline geçebiliyormuş demek. O zaman buna da bir tedbir bulmamız lazım.
Bütün yetkilerin kendisine toplanıldığı meclis istenmeyen insanların eline geçerse, o yetkileri gene de bırakmamak üzere 61 anayasasında anayasal kurumlar ihtas ediliyor. Bugün geçerli olan anayasamızın 6. maddesi ya da 5. maddesi şöyle yazar. Egemenlik kayıtsız, çağrısız milletindir.
Millet bu egemenliği anayasal kurumlar eliyle kullanır diye yazar. Meclis istenmeyen insanların eline geçerse, onu da kontrol edecek anayasal kurumlar olsun. Türkiye’deki güç rekabetinin satır aralarına nasıl yerleştirildiğinin hikayeleridir bunlar. Biz böyle dışarıda böyle birbirimize bağırırız çağırırız. Asıl tartışma hukuk metinlerinde olur. Onu da çok az elit ve siyasetçi takip eder. Anayasa hala geçerli bu maddeler hala böyle elinde. Anayasal kurumlar kim? Bürokratlar demek. Yasama, yürütme, yargı bütün şeyler atanmışların elindedir.
Seçilmişlerin elindedir millet meclisi ama onlar bunu atanmışlar eliyle kullanır. Şimdi bana söyle atanmışlarda mı seçilmişler demeye.
Mesela derim.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir