"Enter"a basıp içeriğe geçin

Prof. Dr. Tahsin Görgün – 20. Asırda Bilim – Cumartesi Sohbetleri (15)

Prof. Dr. Tahsin Görgün – 20. Asırda Bilim – Cumartesi Sohbetleri (15)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=FCPvUbZMv3U.

Bilim denildiğinde, en azından 20. yüzyıldaki batı dünyasında yapılan tartışmaların ulaştığı netice, bilimin bir problem çözme faaliyeti olduğunu gösterdi. Ve bilimin aynı zamanda bireysel olmaktan daha çok toplumsal olarak karşı karşıya kalınan sorunları makul bir şekilde, yani bir yönteme bağlı olarak çözme faaliyeti olduğu üzerinde neredeyse ittifak ortaya çıktı. Bu aslında geriye doğru baktığımızda da İslam medeniyetinin içerisinde, ilim nedir sorusuna verilen cevabın sanki batı tecrübesi içerisinde yeniden elde edilmesi gibidir.
Çünkü bizde de ilim denildiğinde, ilmi fıkı olarak düşünürsek şayet, İmam Ebu Hanife’nin zamanında yaptığı bir tanım var. İlim, nefsin lehinde ve aleyhinde olanı bilmesi. Fıkı, nefsin lehinde ve aleyhinde olanı bilmesidir diye bir tanım yapmıştı İmam Ebu Hanife. Oradaki nefsi hem fert olarak düşünebiliriz hem de toplum olarak düşünebiliriz. Dolayısıyla ferdin ve toplumun lehinde ve aleyhinde olanı bilmesi ilim. Bunun bütün bu bilgileri müdevven hale getirdiğimizde bizim disiplinler olarak kabul ettiğimiz ilim sistemleri, bilgi sistemleri ortaya çıkıyor.
Dolayısıyla genel olarak hem İslam medeniyet perspektifinde hem de modern dünyadaki tartışmalara dikkat aldığımızda, ilmin bir toplumun varlığını sürdürürken karşı karşıya kaldığı meseleleri keşfedip onları makul bir şekilde yani bir yönteme bağlı olarak çözme faaliyeti diye tanımlayabiliriz.
Bu tanım tabii çok önemli. Bir defa problemlerin ne olduğuna baktığımızda problemler sadece fizikalarında ortaya çıkan problemler değil. Problemler matematikalarında ortaya çıkan problemler değil. Yani matematikalarında ortaya çıkmıyor. Kimyalarında ortaya çıkmıyor, biyolojilerinde ortaya çıkmıyor.
İşte insanların aralarındaki ilişkilerle alakalı problemler ortaya çıkıyor. İnsanlar madde ile irtibatında ortaya çıkıyor. Mülkiyet ilişkilerinde, üretim, tüketim ilişkilerinde. Diğer taraftan, işte fertlerin hem kendi iş dünyalarında hem birbirlerle ilişkilerinde hem kendi ortaya çıkardıkları sistemlerle
bu bilgi sistemi olabilir, güç sistemleri olabilir. Onlarla irtibatlarında problemler ortaya çıkıyor. Dolayısıyla ilmin yani bilimin konusu sadece İngilizcedeki o science tabirinin işaret ettiğinden çok daha geniş bir alanı olduğunu gösteriyor.
Bu yönden de biz bu geniş manasıyla bilimi dikkate aldığımızda bu çerçevede bilim tarihini de en azından Historiof Science başlığıyla
Batı dillerinde, İngilizcede bilim tarihi olarak anlatılan hikayelerde dikkate alınanından daha geniş bir perspektifte ortaya koymak gerektiğini görebiliriz. Ve biz esas itibarıyla bilim tarihini de bu şekilde ele alacağız.
Zaten biraz sonra teferruatını konuşuruz. Rahmetli Fuat Sezgin’in İslam bilim tarihi alanına yaptığı katkıyı da bu geniş perspektifi dikkate aldığımızda takdir ederiz. Daha anlaşılır hale gelir. Bunların tabi çok esastı derin sebepleri var.
Bu sebepleri her ne kadar rahmetli Fuat Sezgin kendisi açıklamış olmasa da o yaptığı açıklaması bize düşecek inşallah.
O yaptığının manasını biz ortaya koyacağız.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir