Prof. Dr. Tahsin Görgün – Fuat Sezgin ve Bilim Tarihinin Sınırları – – Cumartesi Sohbetleri (15)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HI1RO7RXY0k.
Bilim felsefesinin zaten temel sorusu… Bilim nedir sorusu……ve bilim nedir sorusunu da bilim olanla olmayanı birbirinden ayırmak……şekrinde ifade edebiliriz. Bilim eğer……makul bir şekilde problem çözme faaliyeti ise……problem çözmenin çok farklı farklı yolları olabilir. Bunlar arasında……makul olan hangisidir diye……sorduğumuzda……o bilimin ne olduğu orada ortaya çıkar. Burada tabii makuliyetin ölçüsü nedir diye sorduğumuzda da……onun daha derin……ortaya çıkardığı derin……sorular var. Orada bilim……sellikle alakalı……bilim yani ilmilik dediğimiz şeyin……özellikler ayrıca hususiyeti nedir……sorusuna……tabii çok farklı farklı ekoller ortaya çıkmış, cevaplar vermişler. Özellikle modern……batı düşüncesinde böyle. İslam düşüncesi söz konusu olduğunda……İslam medeniyetinin içerisinde de yine……ilim nedir sorusuna farklı cevaplar verilmiş. Bu farklı cevaplar arasında……hem……ittifak ettikleri bir taraf var……bu çok önemli……hem ihtilaf ettikleri taraf. Dolayı bu aynı zamanda……batı düşüncesi için de geçerli. Batı düşüncesi içinde de……bu konuyu tartışanların……ittifak ettiği bazı hususlar var……sonra ihtilaf ettikleri hususlar var. O ittifak ve ihtilaf ettikleri hususları birbirlerine……irtibatı içinde……ele almak lazım. Dolayısıyla……ilim nedir sorusu……sorusuna belirli bir cevap vermeden……ilim tarihi yapamazsınız. Şimdi……en azından……çok yakın zamana kadar……özellikle…
…rahmetli Fuat Sezgin……gelinceye kadar……ilim tarihi ilgili eserlerde veya bilim tarihi ilgili eserlerde……genellikle……tabi ilimlerin……ve matematiğin tarihi ele alınıyordu. Tabi ilimler ve matematiğin tarihi üzerinde……o……o alanlarda yapılmış olan şeyler……ortaya konuluyordu. İşte tıp……belli ölçüde işin içerisine giriyordu. Mesela İslam bilim tarihi söz konusu olduğunda…
…fıkıh tarihi……bilim tarihinin bir parçası olarak kabul edilmiyordu. İşte kelam tarihi……bilim tarihinin bir parçası değil. Hadis ilminin tarihi veya tarih ilminin tarihi……bilim tarihinin bir parçası değil……gibi gözüküyordu. Ama Fuat Sezgin’le birlikte……bütün bu sınırlar değişti. Fuat Sezgin’le birlikte……Fuat Sezgin’in zaten geçtidesi Arapçin Şreiftums’un……yani Arap…
…ne diyelim……Arap……çağı……yazılmış olan eserlerin tarihi. Tam tercümesi öyledir. Arapça olarak yazılmış eserlerin tarihi. Bu Arapça olarak yazılmış olan eserlerin……tarihini ele alırken ilk cildinde……Fuat Sezgin……önce Kur’an’la ilgili ilimlere de alıyor. Sonra hadis……sonra fıkıh, kelam……tefsir……gibi alanları ele alıyor. Onları ele aldıktan sonra……ikinci, üçüncü, dördüncü ciltlerde artık yavaş yavaş edebiyat gibi……daha sonra botanik gibi, astronomi gibi……alanlardaki tehlif edilmiş olan eserleri……bize sunuyor. Bu tabii çok önemli. Niye önemli? Bir defa……İslam…
…ilim tarihini……gereği gibi anlamak istiyorsanız……bir defa……Müslümanların……yani bu ilmi faaliyeti yapanların……kim olduğuna bakmanız lazım. Bu kim……bu araştırmaları yaptı……ve nereden hareketle, hangi ilkelerden hareketle……bu faaliyetleri yürüttü, bunu……bu soruyu cevaplamanız lazım. Bu soruyu cevaplamanın da……ön şartı…
…bir insanı Müslüman yapan esasın ne olduğunu bilmek. Bir insanı……Müslüman yapanın da……Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’le……kurduğu irtibat olduğunu dikkate aldığımızda……o zaman……Müslümanların sadece fizik alanındaki yaptığı araştırmalar değil……onun ötesinde astronomi de edebiyat da bütün alanlarda……yaptıkları bütün faaliyetlerin……bir anlamda apriori……ilkesi, esası olarak……kitap ve sünnetle olan irtibatı……varsaymanız lazım. Ve o varsayım üzerine……yani her şeyi onun üzerine kuracaksınız artık. Yani işte……İbn-i Leysam……fizikalarında çalışmayı yaparken……kendisi……Müslümanlıkla alakalı……bütün bildiklerini, varsayımlarını, inandıklarını parantiz içerisine aldı. Sadece tabiata baktı, tabiatta ne gördüyse……onu anlattı diyemezsiniz çünkü……tabiata bakar…
…gözün……arkasında……bir kalp var……bir bilgi birikimi var……bir o bilgi birikimi, bir hafıza var……o kalp, bilgi birikimi, hafızanın……gösterdiğini ancak göz görebilir. Dolayısıyla……o kalp, o benlik……o hafıza……tamamen……Müslümanlıkla dolu olduğu için……tabiata bakan……İbn-i Leysam’ın gözü, Müslüman gözü……ve Müslüman olarak……bakıyor ve araştırmasını……o şekilde yapıyor. Dolayısıyla……biz……İbn-i Leysam’ı……anlamak istiyorsak……İbn-i Leysam’ı……Müslümanlığını paranteze alarak anlayamayız. O zaman……İbn-i Leysam’ın……diyelim fizikalarında, optikalarındaki yaptığı çalışmaları……gereği gibi anlamak istiyorsak……o zaman……onun bütün faaliyetlerinin zeminini teşkil eden…
…Müslümanlığı da dikkate almamız lazım.
İlk Yorumu Siz Yapın