"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ufuk Alkım Güven – Malazgirt Bir Devlet Planı Mıydı? – CS Özel (4)

Ufuk Alkım Güven – Malazgirt Bir Devlet Planı Mıydı? – CS Özel (4)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=UMYOqWSKwYw.

Peki bu kadar üzerinde durduğumuz bu Malazgirt muharebesi yani böyle bir anda patlayan bir muharebe olması gerek zannediyorum. Bunun devlet tarafından bir hususi yani İstanbul’un fethi gibi efendim başka yerlerdeki o büyük muharebeler gibi bir planı var mı? Nasıl düşünülmüş, nasıl tasarlanmış? Devletin veya orduların yekûnü nedir? Yani bu konu hakkında ne söylemek istersin? Şimdi evvela şunu söyleyelim, Malazgirt Selçuklu’nun planladığı bir savaş değildir. Selçuklu’nun işte… Çok enteresan bir şey söylüyorsun şu anda. Evet yani Selçuklu planlamadı Malazgirt Savaşı’nı. Yani mecbur kaldı Malazgirt Savaşı’na. Nasıl şimdi onu konuşmaya çalışalım? Şimdi Türk akınları devam, Türkmen akınları Anadolu’ya karşı devamlı sürekli devam ediyor.
Bizans tabi bundan bıkıyor artık yani hükmettiği coğrafya zaten daralmış, bir Anadolu kalmış bir de işte Trakya tarafları kalmış yani Balkanların bir kısmı kalmış. Çok böyle eski ihtişamı, eski toprağı yok yani Bizans’ın ve Anadolu’yu da kendi uhdesinde bulundurmak istiyor. Ama Türkmenler devamlı orayı rahatsız ediyorlar ve Bizans da artık Türkleri, Türkmenleri yıldırma politikasıyla değil veya ne bileyim işte onlarla savaşarak değil.
Onları top yükün geldikleri yere yere göndermek, politikası gitmeye, siyaseti gitmeye başlıyorlar. 1068’den evvel tabi tat kavgaları var Bizans’ta. İmparator ölüyor, iki tane veya üç tane oğlu var tam hatırlamıyorum şimdi. Oğlu var tabi onların yaşı küçük olduğu için anneleri yani İmparator’un karısı vekalet ediyor. İşte Osmanlada ne derler, Naide mi derler buna? Kösem Sultan gibi. Böyle bir vazifesi var tabi evlenmeyeceğine dair söz veriyor eşi vefat etmeden evvel evlenemiyor falan ama başka bir yolunu buluyorlar tabi. Roma Anas Diogenes veya Diogenes artık nasıl telaffuz edildi bilmiyorum. Tahta geçiyor 1068 yılında ve yeni İmparator’dan bir beklenti var. Türkleri Anadolu coğrafyasından tam maynansıyla artık çıkarmak. Böyle bir düşünceleri var dolayısıyla Bizans İmparatoru doğu kısımlarını tahkim etmeye başlıyor.
Kayraları tahkim etmeye başlıyor. Anadolu içerisinden çok ciddi anlamda zahire topluyor. Hatta fakirleşiyor yani Anadolu’ya yaşayan insanlar toplamaya başlıyor. Ordu topluyor mesela çok ciddi bir şekilde ücretli askeri var. Türkler de var mesela içerisinde. Şenormanlar var. Bir sürü milletten 72 milletten İslamiyene tabirle söyleyeyim insan var. Peki bu Bizans’ın safında yer alan Türklerden bahsediyorsun. Tabi tabi aynen. Bunların dini görüşü peki nedir?
Üstüon olmadıklarına dair ifareler daha güçlü şekilde yankılanıyor ama net bir şey söyleyemem tabi. Ama sonra yer değiştirecekler. Savaş başlamadan hemen önce Türkler Selçuklu tarafına geçecek. Bunu da buradan söylemiş olalım. Şimdi insanların kafasında olan Türkler Türklerle mi savaştı falan gelmesin yani. Ona değiniriz. Tabi böyle bir durum var dediğim gibi. Bizans bitmiş bu şeylerden. Peki Alp Arslan nerede o esnada? Ne yapıyor? Malum 1064’te tahta çıktı. 1070-1071. Şimdi malum İslam dünyasında özellikle sünni dünyada bir çıban başı var. Nedir bu? Fatımiler. Şiiler. Bunlar da’i yetiştiriyorlar. Sünni dünyasının içerisine sokuyorlar. Da’i? Da’i şöyle İsmaili düşünceyi Fatımilerin kabul etmiş olduğu Şia’nın bir mezhebini yayan bir aslında ne diyelim? İstimai bir yapımı diyelim bir topluluk mu diyelim? Bu şekilde ifade edebiliriz. Bunlar Mısır’da tahsil görüyorlar ve bunlar İslam dünyasının birçok coğrafyasına gönderiyorlar. Misyoner faaliyeti gibi. Misyoner faaliyeti. Haşhâşî’ler falan deniyor ya. FETÖ’nün o günemki hâli değil yani insanlar en iyi anlasın diye devletin içerisine sızıyorlar. Selçuklu’nun belini büken unsurlardan bir tanesi de mesela. Da’ilerdir yani bu Hasan Sapa’nın adamlarıdır. Tabii bunlar çok ciddi anlamda faaliyet büktükleri için bu problemin ortadan kalkması lazım. Bir de yani şöyle bir durum var. Sen Anadolu’ya karşı sefer düzenleyeceksin. Her zaman Mısır’da veyahut da Suriye’de bir çıban başı var. Bu çıban başını ortadan kaldırmak icap ediyor ama gerekli şartların oluşması lazım. Alparslan niye o tarihte gidiyor? Tuğrul Bey niye gitmemiş? Tabii Tuğrul Bey’in başka dertleri ortaya çıkmış. Onlarla meşgul olmak mecburiyetinde kalmış. Ömrü vefa etmemiş. Peki niye Alparslan 6 sene sonra yola çıkıp gidiyor oraya? Evvela şunu söyleyelim. Oradan bir alim davet ediyor Alparslan’ı. Burada ciddi bir sıkıntı var. Gel burayı ele geçir biz de kurtarız. Zaten Fatımiler Mısır’ı tam anlamıyla şiileştirememişlerdir. Yani İran’da elde ettikleri başarıyı şeyde yapamamışlardır. Mısır’da yapamamışlardır. Mesela Selahattin Eyyubi Mavlu Mısır’ı fetheden komutan. Yani çok rahat fethetmiştir çünkü insanlar Sünni zaten.
Dolayısıyla halk istiyor. Alimlere gidiyorlar bu anlamda. Ve Mısır’da çok ciddi bir açlık var. Bir kıtlık dönemi yaşanıyor. Alparslan da bunu fırsat bilerek Azerbaycan üzerinden, Anadolu’dan, Diyarbakır üzerinden tam Halep’e geliyor. Halep’i kuşatıyor. Halep’te Mirsadi emiri Mahmud var. Mahmud direniyor tabi kaleyi teslim etmekte. Orada çok ciddi anlamda mücadeleler oluyor. Asker kaybediyor.
En nihayetinde iki ay geçmiş bir süre yani iki buçuk ay civarında kaleyi, Halep’i teslim alıyor Alparslan. Tabi bu esnada haber geliyor. Nereden? Bizans’tan. Tabi daha evvelden Romanoz Diyojenes mektup gönderiyor, elçi gönderiyor. Ele geçirdiğin yerleri bana teslim et. Seni diyor öyle bir yok edeceğim ki bu destan olacak diyor. Kaynaklarda böyle geçiyor. Tabi böyle çok gururlu kibirli. Aynen. Tabi Malazgirt’in evvelinde Bizans’ın çok ciddi kalabalık bir orduyla yola çıktığını haber alan Alparslan direkt hazırlıklara başlıyor. Çok kalabalık bir ordusu yok esnada. Halep’i kuşatıyor. Zaten Urfa’dayken Halep’e gelmeden önce Urfa’da asker kaybediyor. Halep de kaybediyor. En problemlisi ney? Halep’ten Malazgirt’e doğru giderken Fırat Irmağı’nda karşıya geçmek için kayyen yok. Salon yok, gemi yok. Çok ciddi anlamda asker kaybediyorsun. Ama tabi şöyle bir durum var. Bu genel askeri düzenini düşündüğümüz zaman Selçuklu’nun çok ciddi bir kayıp değil. Niye? Çünkü zaten az bir askerliğe gitmişsin. Dolayısıyla emirlerden veya merkezden asker çağırıyorsun. Sonra Nizam’ın mülkü de Hemedan’a gönderiyor eşiyle birlikte. Neden? Nizam’ın mülkü vezir malum. Olası bir savaşın kayıp durumunda, olası bir şehadet durumunda devlet devam etsin.
Nizam’ın mülkü Melikşah’ı tahta çıkarsın. Onu zaten veliyat ilan ediyor.
Diyerek Nizam’ın mülkü bu anlamda Hemedan’a gönderiyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir