Hz. Yusuf’un Hayatındaki Üç Rüya – Ayetlerde İnsan Tipleri 13.Bölüm
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4i1xGsErVTU.
Süh! Selamun aleykum Bima sabartum Feniyumu uqbeddar Kainatı okunası bir kitap kılan Yüce Allah yeryüzündeki her şeyin Allah’ın birer ayeti ve her ayetin kişiyi Allah’a ulaştıran bir yol olduğunu haber verir.
Bu yüzden Kur’an, kainatın yaratılışından, insanların imtihanına, peygamberlerin kıssalarından, geçmiş milletlerin yaşantılarına kadar birçok meseleyi haber vererek öğütler almamızı ister. Bu cüzde Hz. Yusuf aleyhisselamın hayatı anlatılmaya devam etmektedir. Küçük yaşlardan itibaren meşakkatli bir hayatın içerisinde olan Hz. Yusuf aleyhisselam her zaman Allah’a tevekkül eder ve sabreder. Allah da her seferinde onu bu sıkıntılı durumdan kurtarıp ona ferahlık verir. Hz. Yusuf’un çileli hayatını daha iyi anlamak için onun yakınındaki üç grup insanı incelemek gerekir. Bunlar Hz. Yusuf’un kardeşleri Mısır Azizi ve zindan arkadaşlarıyla Mısır Kralıdır. Yusuf kıssasında geçen üç rüya ise onun hayatındaki üç dönüm noktasıdır.
Bunlar Yusuf’un rüyası, zindandaki mahkumların rüyası ve melekin rüyasıdır. Hz. Yusuf aleyhisselamın kıssası hem tek bir surede hem de bütün ayrıntılarıyla anlatılması bakımından diğer peygamber kıssalarından farklıdır.
İman ve iffetin yüceliğini anlatan bu kıssaya en güzel kıssa anlamında Ahsenül Kasas denilmiştir. Yusuf Suresi kainat algımız ve nasıl bir yaşam anlayışı ortaya koymamız gerektiği noktasında önemli prensikler ortaya koyar. Kıssaların amacı hikaye anlatmak değildir. Yusuf Suresi’ne de hakikati beyan eden kitabın açıklayıcı ayetleri olduğu dile getirilerek başlanır.
Her şey bir rüyayla başlar. Hz. Yusuf küçükken rüyasında on bir yıldız güneş ve ayın kendisine secde ettiğini görür. Bunu babasını anlatınca Hz. Yakup aleyhisselam peygamber kimliği ve derin ferasetiyle onun ileride büyük bir insan ve peygamber olacağını hisseder ve bunu kardeşlerine söylememesini ister. Bu sırada Hz. Yakup’un Yusuf’a olan sevgisi daha da artmıştı. Bu yakınlık diğer çocuklarının dikkatini çeker ve Yusuf’u kıskanmaya başlarlar. Bir süre sonra kendi aralarında anlaşarak Yusuf’u buradan uzaklaştırmak için onu kervanların geçtiği bir güzergahtaki kuyuya atarlar.
Babalarına da kan bulaştırılmış gömleğini götürürler, sahte gözyaşlarıyla kurt saldırdı ve onu parçaladı derler. Hz. Yakup aleyhisselam buna inanmaz bir oyun olduğunu anlar ve şöyle der. Hayır, nefsiniz sizi kötü bir iş yapmaya sürüklemiş, artık bana düşen güzelce sabretmektir.
Anlattığınız şeyler karşısında kendisine sığınılacak olansa ancak Allah’tır. Rivayete göre bu acı haberi alan Hz. Yakup aleyhisselam çok üzülür ve gömleği alıp yüzüne sürerek der ki bugüne kadar böyle yumuşak huylu bir kurt görmedim. Oğlumu yemiş fakat sırtındaki gömleği yırtmamış. Hz. Yakup bu sözleriyle oğullarının söylediklerine inanmadığını ifade etmek istemiştir.
Nitekim oğullarına hayır, nefsiniz sizi kötü bir iş yapmaya sürüklemiş diyerek bu kanaatini belirtmiştir. Derken bir kervan gelir ve kuyudan su çekmek için kovayı sarkıttıklarında orada bir çocuk olduğunu görürler ve onu kuyudan kurtarırlar. Mısır’a gelince onu birkaç dirheme satarlar, Mısır azizi Hz. Yusuf’u satın alır. Allah tarafından onlara kuşatıcı bir azabın gelmesi veya onlar farkında olmaksızın, kıyametin ansızın kopması karşısında kendilerini güvende mi hissediyorlar? De ki, işte bu benim yolumdur. Ben ne yaptığımı bilerek Allah’a çağırıyorum. Ben ve bana uyanlar bunu yapıyoruz. Allah’ı ortaklardan tenzih ederim.
Ve ben ortak koşanlardan değilim. İnsan dünya hayatında bir imtihanla karşı karşıya. Kimi zaman anne ve babamızla, kimi zaman evlatlarımızla, kimi zamanda kardeşlerimizle imtihanız. İnsanlık tarihi bunun onlarca örneği ve insanlığın rehber insanlarının hayatında,
peygamberlerin ve Peygamberimizin hayatında buna dair her biriyle ilgili ayrı ayrı örnekler mevcut. Onlar bizim rehberimiz, onlar bizim yolla haritanız. Bir Yusuf var idi. Hz. Yusuf, Yakub’un gözbebeği Yusuf. O da kardeşleriyle imtihan olundu. Üç rüya vardı. Üç rüyanın başlangıcı kardeşleriyle ilgiliydi. Hz. Yusuf bir rüya görmüştü. Rüyasında güneş, ay ve yıldız ve yıldızlar Hz. Yusuf’a secde ediyordu. Kutlu bir Peygamber olan Hz. Yusuf Yakub, Hz. Yusuf’tan bu rüyayı dinlediği zaman,
kuzusunun, yavrusunun büyük bir insan olacağını anlayıvermişti. Bu rüya Hz. Yakub’un Yusuf’a olan düşkünlüğünü artırdı. Sevgisini artırdı. Zira bir Peygamber, bir Peygamber yetişiyordu. Yavrucuğum dedi, bu rüyanı kardeşlerine anlatma.
Çünkü bu rüya zor bir yolculuğun, zor bir imtihanın habercisi diyordu. Ancak kardeşler bundan çoktan haberdar olmuşlardı. Yusuf’un bir Peygamber olarak bir mücadelenin yolculuğuna çıkan Yusuf’un durumundan haberdar olan kardeşleri, küçük Yusuf’u kıskandılar.
Onu babasından ayırmak için, onu babasından koparmak için izin aldılar. Ve bir tabiri caizse mesire alanına çıkardılar. Orada Yusuf’u bir kuyuya attılar. Sonra da babalarına gelip dediler ki, ey babacığım, Yusuf’u kurt kaptı, işte bu da onun kanlı gömleğidir.
Nedir dediler? Hazreti Yakup evlatlarının nasıl bir yanlışın içerisinde düştüğünü anlamıştı. Diyordu ki, bu ne kadar da şefkatli bir kurt imiş. Yavrumu yemiş ama yavrumun gömleğini hiç arkasından bile yırtmamış dedi.
Yusuf böyle bir imtihanla kuyuya atılmış, Yakup da Yusuf’tan ayrılıkla bir imtihan yolculuğuna başlamıştı. Yolculuk, yolculuk, yolculuk. Kervanlar gelip geçerken kuyudaki Yusuf’u fark ettiler, işte bir delikanlı dediler. Yusuf’u aldılar, Yusuf’u Mısır’a götürdüler. Mısır’da köle pazarında Yusuf satıldı. Ancak Yusuf’u satın alan Mısır’ın Azizi idi. Aziz, Yusuf’taki yeteneği fark etmiş ve görmüş idi. Umulur ki ondan bir fayda umarız diyordu ve Yusuf büyüdü.
Yusuf’un kardeşleri ve Yusuf bir imtihan olarak nesiller boyunca anılan bir örnek oldu. Yusuf, Mısır’da imtihanların birkaçını daha yaşadı. Kralın eşiyle imtihanı olundu Yusuf. Kral ile imtihan olundu, zindan ile imtihan olundu, zindandaki arkadaşları ile imtihan olundu.
Ve gün geldi, Yusuf, Mısır’a sultan oldu. Kardeşleri Yusuf’a muhtaç oldu. Ancak ne kardeşleri ne Yusuf birbirlerinden haberdar değillerdi. Nitekim bir kıtlık zamanında kardeşler Mısır’a geldiler, Yusuf’tan yardım istediler. Yusuf kardeşlerini tanımıştı ve anlamıştı. Hz. Yusuf onlara büyük bir ikramda bulundu. Onlar da bir müddet sonra Yusuf’u tanıdılar. Ve Hz. Yusuf onları Allah’a davet etti, imana davet etti, inanca davet etti ve şirkten uzak durmaya devam et davet etti.
Ve eğer bunlara riayet etmezlerse Allah’ın kuşatıcı azabının onları kapıp götüreceğinden bahsetti. İnsanlara Rabb’ımızın hitabıyla, işte bu benim yolumdur. Ben ne yaptığımı bilerek sizleri Allah’a çağırıyorum dedi. Ve ben Allah’a ortak koşanlardan değilim dedi. Hz. Yusuf’u satın alan Mısır Azizi onu çok sever ve hanımına bu çocuğa iyi bakmasını söyler. Yusuf aleyhisselam olgunluk çağına erişince Allah Celle Celaluhu ona ilim ve hikmet verir.
Aziz’in hanımı Yusuf’un güzelliğinden etkilenir ve ona aşık olur. Şeytanın vesvesesi sebebiyle onunla beraber olmak ister ama Yusuf bunu reddeder ve kaçmaya çalışır. Kadın da onun ardından koşup Yusuf’un gömleğinin arkasından yakalayıp çeker ve gömlek yırtılır. Tam bu esnada kapının önünde Aziz’le karşılaşırlar.
Kadın kendini kurtarmak için masum Yusuf’a iftira atar. Aziz karısının söylediklerine inanmaz, bilir kişiler çağırılır. Yusuf’un babasına gönderilen ve yalancı şahit olarak kullanılan kanlı gömleği gibi şimdi de arkadan yırtılan gömleği Yusuf’a yalancı şahitlik etmektedir. Gerçi Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görenler onun suçsuz olduğunu hemen anlarlar.
Bu arada Aziz’in karısı şehirde bazı kadınların gizliden gizliye onun dedikodusunu yaydıklarını işitince kadınları saraya davet eder. Onlara mükellef bir sofra hazırlayıp ellerine de keskin birer bıçak verir. Sonra da Yusuf’a haydi çık karşılarına der. Kadınlar Yusuf’u görür görmez şaşkınlıktan ellerini keserler. Rabbinin koruması ve gözetimi altındaki Yusuf’tan şu sözleri işitiriz. Rabbim zindan bana bunların benden istediklerinden daha iyidir. Eğer onların bana kurdukları tuzağı boşa çıkarmazsan korkarım ki onlara mail eder ve cahillerden olurum. Dedikodular çoğalınca Aziz ve yöneticiler masum Yusuf’u hapse atarlar.
Nice saraylar vardır zindan olur insana nice zindanlar da saraylardan evladır. Hazreti Yusuf hapiste iki kişiyle tanışır. Onları her şeye hakim ve galip olan tek bir Allah’a çağırır. Ey benim hapishane arkadaşlarım çok çeşit tanrılar mı yoksa gücüne karşı durulamaz olan tek bir Allah mı inanıp bağlanmak için daha iyidir.
Bu iki mahkum gördükleri rüyaları Yusuf’a anlatır ki bu rüyalar da Yusuf’un hayatındaki ikinci dönüm noktasıdır. Mahkumlardan birinin rüyası şöyledir. Rüyamda kendimi şarap sıkarken gördüm. Diğeri de başımın üstünde ekmek taşıdığımı kuşların da onlardan yediğini gördüm der. Hazreti Yusuf önce onlara kendisinin Hz. İbrahim aleyhisselamın dinine tabi olarak tevhid inancına sahip olduğunu, insanların Allah dışında taptıkları putların uydurma tanrılar olduğunu anlatır ve Allah’tan başka ilah olmadığını onlara tebliğ eder. Sonra da rüyalarını tabir eder. Yusuf’un rüya tabirinde haber verdiği gibi onlardan içki için üzüm sıkan kurtulur, başının üstünde ekmek taşıyıp kuşların da ondan yediğini gören kimse idam edilir. Yusuf şöyle cevap verdi. Size erzak olarak verilecek yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah’a inanmayan, ahireti de inkar eden bir kavmin Mısırlıların dininden uzak durdum. Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yaraşmaz. Bu Allah’ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler. Aslında Hz. Yusuf, hapisten kurtulacağına inandığı o iki kişiden birisine, beni efendinin yanında an ki beni kurtarsın dedi. Ondan kurtulduğu zaman kralın yanında kendisinden bahsetmesini istemişti.
Fakat şeytan o kişiye kralın yanında Hz. Yusuf’tan bahsetmeyi unutturmuştu. Bu yüzden Yusuf Peygamber daha yıllarca zindanda kaldı. Bundan sonra Yusuf’un hayatını değiştirecek üçüncü bir rüya çıkar karşımıza. Bu kez rüyayı bir kral görür. Kralın rüyası şöyledir.
Rüyamda yedi zayıf ineğin, yedi semiz ineği yediğini gördüm. Ayrıca yedi yeşil ve bir o kadar da kuru başak gördüm. Yani yedi kuru başak yedi yeşil başağı yemişti. Ey seçkinler! Eğer bu rüyayı yorumlayabilirseniz hadi yorumlayın. Kral bu şekilde yanındaki insanlara bunu aktarmıştı. Ancak rüya çok karışıktı.
Kimse tabir edemiyordu, yorumlayamıyordu. Zindandan kurtulan ve krala hizmet eden o kişi, kahinlerin kralın rüyasını yorumlamaktan aciz kaldıklarını görünce Hz. Yusuf’u hatırladı ve gidip ona rüyayı yorumlatmak için izin istedi. Bu rüya ileride meydana gelecek bolluk, kıtlık ve sıkıntılara işaret ediyordu. Bu süreçte neler yapılması gerektiğini Yusuf Peygamber ayrıntısı ile anlattı. Ayrıca, efendine dön de sor, ellerini kesen o kadınların zoru neydi? dedi. Şüphesiz Rabbim onların hilesini çok iyi bilir demişti. Daha sonra kral Yusuf’un kendisine getirilmesini emretti. Kral ilgili tarafları dinledi ve onların itiraflarını da duyunca Yusuf’un serbest bırakılmasını ve kendisine yakın olarak çalışmasını emretti. Yusuf da, beni ülkenin hazinedarı tayin et, çünkü ben çok iyi korurum ve bu işi iyi bilirim, diyerek göreve talip oldu. Hz. Yusuf 7 sene bolluk döneminde çok miktarda buğday ve kuru yiyecek depoladı. 7 sene sonra kıtlık dönemi başladı.
Depolanan yiyecekler, Mısır’a yettiği gibi dışarıdan gelen kişilere de satılmıştı. Bu dönemde Hz. Yusuf’un kardeşleri de yiyecek almak için Mısır’a geldiler. Bazı olaylardan sonra Hz. Yusuf kendisine kardeşlerini tanıttı ve gömleyeni kardeşleri ile anne babasına gönderdi. Kardeşlerinden anne ve babasını da alarak Mısır’a gelmelerini ve yerleşmelerini istedi.
Onlar gelince Hz. Yusuf anne ve babasını edeble tahta çıkarttı. Bunun üzerine 11 kardeşi ve annesi babası Hz. Yusuf’un önünde saygıyla eğildiler. Hz. Yusuf yıllarca evlet hasreti ile kavrulan babası Yağkub aleyhisselam’a şöyle dedi. Babacığım, işte daha önce gördüğün rüyanın yorumu, tabiri buydu. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana lütufta bulunmuştu. Beni zindandan çıkardı. Sizi çölden buraya getirdi. Üstelik şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, şüphesiz Rabbim senin her şeyin çok lütufkardır. Kuşkusuz o çok iyi bilendir, hikmet sahibidir. Bu şekilde Yusuf Peygamber kardeşlerini, annesini ve babasını Mısır’a getirmişti. İçindeki merhamet sanki dışarıya yansımıştı. Ve onun merhameti sebebiyle kötü giden şeyler ve hayat daha güzel hale gelmişti. Burada merhametin hayatımızda ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Belki Yusuf Suresi’nin okurken bunu da göz önünde bulundurmamız gerekir. Aslında Hz. Yusuf, hapisten kurtulacağına inandığı o iki kişiden birine, beni efendinin yanında an ki beni kurtarsın der. Fakat şeytan ona, efendisine Yusuf’tan söz etmeyi unutturur. Bu yüzden Yusuf daha yıllarca zindanda kalır. Bundan sonra Yusuf’un hayatına bambaşka bir şekil verecek olan üçüncü rüya çıkar karşımıza. Bu kez rüyayı bir kral görür. Kralın rüyası şöyledir, rüyamda yedi arık ineğin, yedi semiz ineği yediğini gördüm. Ayrıca yedi yeşil ve bir o kadar da kuru başak gördüm. Efendiler, eğer rüya yorumluyorsanız bu rüyamı da bana yorumlayın. Ancak rüya karışık olduğu için kimse tabir edemez. Zindandan kurtulan ve krala hizmet eden kişi, kahinlerin kralın rüyasını yorumlamaktan aciz kaldıklarını görünce Hz. Yusuf’u hatırlar ve gidip ona rüyayı yorumlatmak üzere izin ister. Bu rüya ileride meydana gelecek bolluk, kıtlık ve sıkıntılara işaret etmektedir.
Bu süreçte neler yapılması gerektiğini Yusuf ayrıntısıyla anlatır. Ayrıca kendisine gelen o elçiye, ”Efendine dön ve sor, ellerini kesen o kadınların zoru neydi? Şüphesiz Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.” der. Daha sonra kral Yusuf’un kendisine getirilmesini emreder. Kral ilgili tarafları dinler ve onların itiraflarını da duyunca
Yusuf’un serbest bırakılmasını ve kendine yakın olarak çalışmasını emreder. Yusuf da ”Beni ülkenin hazinelerine tayin et, çünkü ben çok iyi kururum ve bu işi bilirim.” diyerek göreve talip olur. Hz. Yusuf 7 sene bolluk döneminde çok miktarda buğday ve kuru yiyecek depolar. 7 sene sonra kıtlık dönemi başlamıştır.
Depolanan yiyecekler Mısır’a yettiği gibi dışarıdan gelenlere de satılır. Bu dönemde Hz. Yusuf’un kardeşleri de yiyecek almak için Mısır’a gelirler. Bazı olaylardan sonra Hz. Yusuf kendisini kardeşlerine tanıtır ve gömleğini kardeşleriyle anne ve babasına gönderir. Kardeşlerinden anne ve babasını da alarak Mısır’a gelmelerini ve yerleşmelerini ister.
Onlar gelince Hz. Yusuf anne ve babasını edep ve tahtına çıkarır. Bunun üzerine 11 kardeşiyle birlikte annesi ve babası Hz. Yusuf’un önünde saygıyla eğilirler. Hz. Yusuf aleyhisselam yıllarca evlat hasretiyle kavrulan Yakup aleyhisselama şöyle der. ”Babacığım, işte daha önce gördüğüm rüyanın manası buymuş. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana lütuflarda bulundu. Beni zindandan çıkardı, sizi çölden çıkarıp buraya getirdi. Üstelik şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra. Şüphesiz Rabbim dilediğine çok lütuf kardır. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.”
Yine de ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis Rabbimin acıyıp koruması dışında daima kötülüğe emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan pek esirgeyendir.” Yusuf aleyhisselam kıssası Kur’an-ı Kerim’de ahsenul kasas. Yani kıssaların en güzeli olarak tabir edilir.
Ve bütünüyle tek bir cüzde, tek bir surede daha doğrusu anlatılan en uzun ve en güzel kıssa örneğidir. Tabi Hz. Yusuf hem fiziksel olarak çok yakışıklı bir karakterdir, bir insandır. Hem de tabi ki bir peygamber olmanın bütün ahlaki güzelliklerini şahsında toplamış olan erdemli ve örnek bir kişiliktir. Onun bu özelliği çok farklı şekillerde anlatılır kıssada. Ve Melik ile Mısır Meliki ile karşılaşması, kardeşleri tarafından kuyuya atılması, kandı gömleğinin babası Hz. Yakub’a ulaştırılması ve onun tarafından aslında kendisine verilen tavsiyeler kussanın farklı ayetlerinde detaylı bir şekilde açıklanır. Tabi asıl dikkatimizi çeken Hz. Yusuf’un kendisine sunulan bütün imkanlara rağmen doğru tercihte bulunma konusunda asla tereddüt göstermemesidir. Doğrusu peygamberlerin özelliğidir. Dünya hayatına geçici dünya nimetlerine itibar etmemek, asıl olanı, kalıcı olanı, kendisine sonsuz mutluluk vereni tercih etmek ve tabi ki insanları da, kavmini de ona çağırmak. Yusuf aleyhisselam’da da bunu görürüz ve Yusuf aleyhisselam sabırlı bir karakterdir,
mütevekkil bir karakterdir. Başına gelen her şeye karşı olağanüstü tahammülünü sergilemeye devam eder. Tabi aynı zamanda toplumlar bir takım ekonomik, sosyal, siyasal süreçlerde onları iyiliğe çağıran insanları her zaman doğru anlamamışlardır. Hz. Yusuf için de başta itiraz edenler onun peygamberliğine, onun kendilerine ilişkin uyarılarına
özellikle rüya tabirlerinde söylediklerine daha sonra onun söyledikleri bir bir ortaya çıktıkça, gerçekleştikçe onun tebliğine kulak vermeye başlamışlardır. Doğrusu Allah’a inanmayan, ahireti inkar eden bir kavmin tabi ki Mısırlılar Hz. Yusuf kıssasında dinden uzak bir yol tercih etmeleri, ataları İbrahim’in, İsa’k ve Yağgub’un dinine uydum diyen bir peygamber olarak
Hz. Yusuf açısından son derece ızdırap verecekti. Yani Allah’ı her şeyin üstünde bir birleme ile kabul etmesi, tevhid inancını ona ortak koşan her şeyden tenzih ederek arı duru bir şekilde kavmine ve insanlara açıklamaya çalışması kolay olmamıştı. Ve Hz. Yusuf bütün bu çabasını büyük bir ödül olarak Yüce Rabb’i tarafından kendisine sunulacak mükafatlar olarak zaten biliyor ve öyle inanıyordu. İnsanların çoğunun da kendilerine verilen nimetler karşısında şükürsüz olduğunu da biliyordu. Ama buna rağmen sabırlı davranmaktan hiçbir zaman uzak kalmadı. Tabi peygamberlerin yine genel özelliğidir. İnsanlara her seferinde güzel bir üslupla hikmetli öğütlerle yaklaşırlar.
Ve Hz. Yusuf gibi fiziksel olarak da son derece yakışıklı bir insanın, özellikle hemcinsleri dışında da efendim imtihana tabi tutulması kaçınılmazdı. Nitekim sarayında kaldığı Melik’in eşi onu bu açıdan imtihan edecekti. Ve Hz. Yusuf’a meylini Hz. Yusuf kaçarak ancak bir şekilde kendini kurtaracaktı. Ve Melik bunu gördüğünde tabi bir sınavdı bu. Hz. Yusuf açısından hayatın geneli gibi gömleğin arkadan yırtılmış olması, Hz. Yusuf’u bu açıdan masum gösteren çok önemli bir kanıta dönüşecekti. Ve Hz. Yusuf her seferinde Allah’a yönelişini burada da tekrarladı ve ondan yardım istedi. Çünkü peygamberlerin imtihanları bizim gibi sıradan insanların imtihanlarına göre doğrusu daha ağır imtihanlar, daha ağır sınavlar. Bazen evlatla, bazen hükümranlıkla, bazen malmülkle, bazen sosyal statüyle, bazen de bütün bunların ötesinde varlık yokluk dengesiyle bir şekilde teste tabi tuturuluyorlardı. Ve Hz. Yusuf da bunun her türlüsünü yaşayan, ancak hepsinden başarıyla çıkan bir peygamber profili olarak karşımıza çıktı.
Ve Hz. Yusuf tabi kardeş sınavından da geçti, ailesiyle, ilişkilerinde de aynı şekilde sınanmış oldu. Ve bütün bu sınavları başarıyla sonuçlandırmış bir peygamber örneği olarak Kur’an-ı Kerim bize onu Ahsenul Kasas kıssaların en güzeli olarak tabir etti.
Ve iyi ki bu kıssa bize kadar nakledildi.
İlk Yorumu Siz Yapın