"Enter"a basıp içeriğe geçin

Mardin (Midyat) – Bir Kasaba Hikayesi 10.Bölüm

Mardin (Midyat) – Bir Kasaba Hikayesi 10.Bölüm

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=tG1sT6D65nc.

tresvam 37. y ettike
www.feyyaz.tv
Tarihin içinde süzülmüşsün insan, dillerin olmuş, dinlerin olmuş bir kaynaktan. Anlaşılmak istemişsin bir zaman içre anlatanı iyice dinlemişsin.
Anlamamış da yanılmışsın üstelik zaman zaman. Olur böylesi de vardır tarihinde ey insan, ah insan! Taşı işlemiş, ateşi izlemiş, suyu sevmişsin merhalede. Yaradılanların en şereflisi olmuşsun da aklınla bin yaşamışsın. Taşların arasında keşfetmişsin kendini, mağaradan manzaraya erişmiş ruhun. Dünyayı sevmiş, medeniyetlerin beşiğinde sallanmışsın epeydir. Canına taş değmesin derler hani dua misali. İyiliğinle, sevginle, güzelliğinle taşlara sen değmişsin, taşları işlemişsin. Evler kurmuş, komşuluk etmiş, tarihin meftunu olmuşsun. Aşk ile bir kez daha cemali mutlaktan yansımışsın.
Gün olmuş, harman olmuşsun insan.
MİDYAD İLÇESİ’LİLE İLGİLİ ÖNCELİKLE, CEURAFYASINDA, ARDIMDAN TARİHİNDEN, KÜLTÜREL ÖZERLİKLERİNDEN
BAŞLAMAKTA
CEURAFYASINA BAKTIĞIMIZDA, MİDYAD İLÇESİ’NİN MARDIR’IN DOĞUSUNDA VE TARİHTE ÇOK ÖNEMLİ BİR KÜLTÜREL ZENGİNLİK İÇEREN MEZOFATAMYA BÖLGESİNDE YER ALDIĞINI görüyoruz. MİDYAD’IN EN ÖNEMLİ ÖZERLİĞİ, CEURAFİYOLARAK KALKER BAZLI BİR OLUŞMA SAİP OLMASI.
BU, O’NU DAĞA SONRAKI KÜLTÜREL ÖZERLİKLERİNİ DE ZENGİNLEŞTİREN VE ÖNE ÇIKARTIĞIN BİR HUSUS. NİTEKİM ASLINDA, İSMINİN MİDYAD KELİMESİNİN KÖKENİNE BAKTIĞIMIZDA, BUNUN, MİLATTAN ÖNCE 9. YÜZÜLDE AĞASUR YAZIKLARINDA GEÇEN MAĞARALAR KENTİ ANLAMINA GELDİĞİ RİVAİT EDİLİR.
DIYER BİR RİVAİTTE, SÜRYANİCE VE İSLAMİ VE HRISTIYAN KAYNAKLARINDA AĞİNA ANLAMINA GELDİĞİ DE BİLİM MEDİR. AMA, MATIYATENİN MAĞARALAR KENTİ ANLAMINDA, CEURAFİYOLARAK KELİMİN BİR ATIFLA, MİLATTAN ÖNCE 9. YÜZÜLDE AĞASUR YAZIKLARINDA YER ALDIĞINI VURGULAMAK GELİKİR.
BU, TARİH BOYUNCA MİLATTAN ÖNCE 9. YÜZÜLDEN İTİBAREN YERLEŞİM YERİ OLARAK TERCİH EDİLMESİNE SEVAP OLMUŞTUR. ZİRA, MAĞARALAR O DÖNEMDEN İTİBAREN MESKEN AMAŞLI KULLANLAN YERLERDİ. VE DAHA SONRA DAHA YAKIN TARİHTE 9. YÜZÜLDEN SORA HELLENİSTİK DÖNEMDE İLK BURAYA İSKANLARIN SELEVİKOSLAR DÖNEMİNDE BAŞLADIĞINI BİLİYORUZ.
BUNUN ARDINDAN MİLATTAN SORA 4-5. YÜZÜLALARDA BÖRGEYE HRISTIYANLAR HAKİM OLMUŞ. HRISTIYAN KÜLTÜRE YEPTESİNDE GELİŞMİŞ MIDYAD. ARDINDAN DA 5-6. 6. ve 7. YÜZÜLALARDA İTİBAREN DE MÜSLÜMAN HAKİMİYETİNE GİRDİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ.
BUNUN ARDINDAN SORA 4-5. YÜZÜLALARDA BÖRGEYE HRISTIYANLAR HAKİMİYETİNE GELİŞMİYORUZ.
ARDINDAN DA 5-6. 6. ve 7. YÜZÜLALARDA BÜRGEYE HRISTIYANLAR HAKİMİYETİNE GİRDİĞİNİ GELİŞMİYORUZ.
Midyad 1810 yılında ilçe olmuştur. 1915 yılında Cevat Paşa tarafından imarı sağlanmıştır. O dönemde ilçeye bir askeri kışla ve ulu cami inşa ettirilmiştir. 1925 yılına geldiğimizde Cevat Paşa kendi adına bir cami yaptırmıştır. Nereye? İlçenin merkezine. İşte bu cami mardin taşlarından yapılmış olup bitki motifleriyle süslenmiştir.
Gerçekten bu duvarlara baktığınızda taş mı görürsünüz, el emeği, göz nuru, tarihi mi görürsünüz ona siz karar vereceksiniz.
TELKARI SANATI
TELKARI SANATI Telkari sanatı 3000 yıllık geçmişi olan bir sanat.
Suriyaniler tarafından icra edilip bugüne kadar getirildi ve bugünden artık üniversitemizin bünyesinde de, Artıklı Üniversitesi Bünyesinde Mardin Artıklı Üniversitesi’nin Midyat Meslek Yüksek Kolu ve Koyunculık Tasarımı Bölümü 2014 yılında açıldı. Buraya ben usta, öğretici olarak alındım. Öğrenciyi yetiştiriyoruz. Burada bu sanatın yaşatılması için artık büyük bir adım atıldığını düşünüyorum.
Bu sanat 950 ayarı olup dünyada kullanılan en yüksek ayarlardan bir tanesidir. Telkari gerçekten yaşatılması gereken bir sanat. Bunu artık emin ellerde olduğunu düşünüyorum. Ve biz de elimize, üzerimize düşen her ne varsa yapmaya hazır. Ve bunu dünyaya tanıtılması için de gerçekten biz de mücadele ediyoruz. İnşallah bununla da başarılı oluruz gerçekten.
Bunu ilk yapan ustanın çok çok daha zor olduğunu düşünüyoruz. Gerçekten biz ondan en azından bir şeyleri görerek ve biz bu sanatın üzerine bir şey ekleyerek, her usta, gelen bir usta üzerine mutlaka bir şey ekleyerek daha ileriye taşıması gerekir. Hiç bir zaman bir usta ben artık bu sanatı bitirdim ve bundan sonra tam usta oldum diyemez. Çünkü gerçekten her zaman yeniliğe açık ve zamana ayak uydurulması gereken bir sanat olduğunu düşünüyorum.
İnşallah biz üzerimize düşeni yaparız ve bundan bizden sonra da yetiştirdiğimiz öğrenciler de bunu daha ileriye taşıyıp dünyaya tanıtılmasını gerçekten arzuluyorum. Dinlerin ve dillerin kenti Midyat’ta güneşin sığdığı kadar aydınlık yürekler. Yolculuk tarihin ve medeniyetlerin eşiğine doğru sürüyor. İnsanlığın aynası olmuş bir kent karşılıyor yolcuyu. Yaşamak sanatının incelikleriyle kadim bilgiyi işlemiş bir şehirdeyiz. Zaman yaşamak serüvenini işliyor gönlümüze. Taştan başlayıp insan ruhuna bir yolculuk başlıyor Midyat’ta. Şairin Anadolu’yum ben dediği bir noktadan bakıyoruz. Tanıyor muyuz sorusuna cevap oluyor gördüklerimiz. Gel diyor Midyat gel tanış olalım. İnsanın hikayesi Midyat’ın hikayesi oluyor bir anlamda. Eski ustalardan beraber çalışıyordum. Hristiyanlarla beraber çalışıyordum.
Ocaklarda gidip dağdan taş hayvanların üstüne taşıya taşıya evlere getiriyorduk. Ondan sonra binanın yanında yanıp ve örmesini yapıyorduk. Ben ufakken 1949 yıllarında yaşım. 60’larda bu işe atıldım. Hristiyanlarla beraberinde çalıştık. Eski dostumuz vardı gel ödüyorduk. Hristiyan bir adam. Onun yanında çalışıyorduk. Kirek olarak çalışıyorduk. Ara sıra ona yuğup götürüp şablu mabluları bize verirdi. Bir tane verdi o iki tane. Fazla vermezdi. İlk öğrenemedim.
60’larda bu işe öğrendik. 60’larda zaten Müslüman usta yoktu. Hepsi Hristiyanlıydılar. Almanya’ya göç ettiler. Tabii kimse kalmadı. Kalmadıktan sonra biz de öğrendik. Sanatı onlardan koparıldık. Öğrendikten sonra zaten bu işe devam ettik. Yanımda 20 tane kirek vardı. Yervan Kirek’in hepsi usta oldu. Hepsi de atölye açtılar. Teker teker hepsini atölye açtılar. Şimdilik 30-35 tane atölye var Midyat’ta. Midyat çevresinde işler büyüttü. Büyük makinalar getirdiler. Desen makinaları getirdiler. El işlerini çok hafiflandı.
Giden çok zor değil. Zaten gidip yanlarında çalışıyorduk. Yapamazsınız bu işi, diyorlar. Ya onu yapmıyoruz, yapacağız. Öyleyse dost olduğu için zorla yanlarına gittik. Hayvan evvel çalıştırdı bizi. Usta oldu. Yoksa yapmazdılar. Bizi öğretmezdiler. Farman zamanında dedemin yanındaydılar. Yoksa bizi öğretmezdiler.
İmkin senatımızı öğrettirdiler. Yoksa öğretmezdiler. Ondan sonra iş büyüttü. Baya şimdi atölye çok. Yani 30-35 tane atölye var. İşler de boğulmuştu. Yani Midyat tanındı. Bu taşla ilgili Midyat da çok tanındı. Midyat’ın turizmine ve kültürüne kazandırılmış olan Midyat Konuk evindeyiz. Burası hem çan kulelerine hem de minareleri izleyebileceğiniz
ve şehri temasa edebileceğiniz güzel bir nokta. Midyat ziyaretinizde mutlaka burayı görüp şehri izlemenizi tavsiye ederim.
Mensab Milwaukee imam honest Thanhike Kentin dini zenginliği içerisinde, tarihsel süreçte Suryani, Hristiyan ve Yahudi ve Müslümanların burada çeşitli eserler vererek kültcup entgileşimine girildiğini ve bunun sonucu olarak buraya
yanı sıra çok önemli Süryani kiliseleri, hanlar, arastalar ve sivil mimarlık örneklerini burada oluşturarak midyatın kültürel zenginliğine katkıda bulunduklarına ifade etmek gerekir. Önemli tarihsel süreçteki önemli kültürel yapıları arasında camiler içerisinde 19-20. yüzyıllara ait Cevatpaşa Camii, Abdurrahman Camii, Merkez Ulu Camii gibi camilerden söz edilebilir.
Bunlar genel olarak yapı itibariyle, malzeme itibariyle bölgenin coğrafyanın birinci taşı olan midyat taşı, bir kalker bazlı midyat taşı ile yapılmış avlulu, kare ya da dikdörtgen planşamasına sahip camiler olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında bölgede Hristiyan nüfusun kullandığı Süryani kiliseleri ki bunların başında Mor Gabriel Manastırı,
diğer adıyla Deirul Umur Manastırı önemli bir yapı. Midyatın kültüler zenginlikleri arasında önemli yer tutan taş ustalığı, taş işçiliği, işlemeciliği ve telkariden de kısaca bahsetmek gerekir. Nitekim bölgedeki kalker bazlı taşın özelliği midyatın tarih boyunca bu anlamda öne çıkmasına vesile olmuştur. Bu taş yani midyat taşı özellikle yazın sıcak ortamda serin tutabilen, kışın ise tam tersi sıcak tutabilen bir taştır. Bunun dışında bölgede çok önemli bir zanaat olan telkariden de bahsetmek lazım. Yüzyıllar öncesinden gelen ve Süryani ve Müslüman ustalar eliyle günümüze kadar ulaşan, ustalar tarafından göz nuruyla işlenen telkari işçiliği, gümüş esaslı bir zanaattır. İnce ince gümüş plakalarının çok ince tel şeklinde haline getirilerek daha sonra bunların düğümlenmesiyle, çeşitli motifler oluşturulmasıyla, çeşitli malzemelere de rabdedilmesiyle ortaya çıkan ve Türkiye’nin belirli yerlerine,
ustaların birbirlerinden öğrenerek bir anlamda taşıdıkları bir sanattır. Mesela Ankara Bey Pazarı bunlardan birisidir. Midyattan gelen ustaların Ankara’ya bunları öğretmesiyle bu Ankara’da Bey Pazarı’nda da çok revaçta ve başarıyla uygulanan bir sanat kolu haline gelmiştir. Bizi ham gümüş öncelikle bu şekilde geliyor. Biz bunu tüplü eritme ocaklarında 700 derecede eremeye başlayan gümüşümüz, 1000 derece geldiği zaman sıvı şekiline alan gümüşümüzü eritip önce çubuk şekiline getiriyoruz. Çubuklarda şurada şu şekilde çubuk şekiline getiriyoruz.
Bu çubuğun silindir makinemiz var. Biz bu silindir makinesi ile önce şu şekil tel haline getiriyoruz. Gittikçe inceltiyoruz. Bu 80 mikron ve en incesi de burada 24 mikron. Neredeyse bir saç telinin iki misli kalınlığında olan bu telde iç dolgu yaptığımız telkarın iç dolgu için kullanıyoruz. Bunu da iki tane üste sardıktan sonra ezip en son işlemeye hazır olan şunu elde ediyoruz ve işlemeye başlıyoruz.
Artık bundan sonra şimdi işleme kısmına geçiyoruz. Elimizde gördüğünüz bu aleti kendimiz hazırlıyoruz. Bu ölçüt olarak kullanıyoruz. Ve bunu normal santimle de yapabilirim ama daha çabuk pratikleştirmek için böyle bir ölçüt olarak kullanıyoruz bunu. Şu an bir küpe ve yüzük yapacağız. Çiçek elde etmeye elde edeceğiz.
Gördüğünüz 6 şar tane olarak kesiyoruz bunları. Ve önce pense ile yaptığımız birleştirip aralarını birleştirip sıkıyoruz. Şimdi de shanimoy ile tavlama işlemi yapacağız.
İşlem gören her metal gibi gümüş de işlemden sonra sertleşiyor. Tavlama işiyle bunu biz yumuşatıyoruz. Çalışma daha rahat oluyor.
Bu az önce 24 micron dediğim iç dolgunun için kullanacağımız asıl telkari belirgin eden, telkari ne olduğunu anlaşır hala kılın en önemli bu iç dolgudur.
Aralara düzgün bir şekilde yapılması gerekiyor ki ürünün düzgün görünmesi için. Evet, iç dolgusunu bitirmiş olduğumuz ürünümüzü önce suya batırıyoruz. Bunun suy batırma sebebimiz yapmış olduğumuz daha önce hazırlamış olduğumuz toz kaynağımızı üzerine serpicez ve üzerinde durması için. Tuz kaynağımız gördüğünüz bu içindeki parlaklar tamamen gümüş E ile ufaltarak ufak hali getiriyoruz ki yaptığımız işlemenin arası kapatmaması içindir.
Bunun ısınma derecesi 350 derece bulduğu zaman gördüğünüz gibi su şeklini alıyor ve üzerinde eriyerek tamamen parçayı birleştiriyor. Bir arada yaşamanın verdiği bir fotoğraf var.
Bir yı sevinci ekmeği paylaşmış bir kentin insanlarını tanıyorsunuz. Yüzyıllar insanlık ilmini biriktirmiş midyatın hazinesinde. Konaklarında bu hazinenin ışıltısına hayran oluyorsunuz. Vakti kıymetlendiren bir tarihi anlatıyor sokakları.
Taşı zanaatla işlemiş dilleri dostlukla birleştirmiş hayatın tüm renklerini sanatımızın potasında eritmiş midyat. Hayat perdesinin sahnesi olup birçok oyuncuya ilham vermesi bu zenginlikten diye düşünürsünüz.
Midyat mezopotamyanın tüm birikimini paylaşarak insana mertebe göstermiş ve her noktası medeniyet müzesinin bir parçası olmuş. Doğumdan başlayıp insanın hayat hikayesinin merhalelerini anlatmış uzak diyarlara. Çok dinli, çok dilli, çok kültürlü bir açık hava müzesidir midyat.
Midyatın tarihini anlayacağımız ve eski zamanlardaki hanımefendilerin, beyefendilerin fotoğraflarını görebileceğimiz midyat kültürevindeyiz. Burada midyata ait kültürel değerler sergilenmektedir. Yine midyatın spor, sanat, akademi dünyasında emektarı olmuş isimleri burada tanıtılmaktadır.
Midyata geldiğinizde görmeniz gereken önemli mekanlardan biri de midyat kültürevidir.
Ben de babam gibi zaten kendisi az önce anlattı. 13-14 yaşında kendisi bu mesleğe aslında merak sardı. Ben de babamla birlikte ortaokul okurken orta 1’den beri haftasonları çalışmaya giderdi babamın yanında tabii işçi olarak. Tabii babadan gelme bir meslek hani derler ya bende de muhtemelen ondan dolayı bir merak sardı. Ve taşın yontulması, işlenmesi, dekorasyonun yapılması, motiflerin verilmesi vs. bu tür şeyleri de tabii babamızdan öğrendik bütün bunları. Lise de öğrendim hatta ilk başta bana şunu derlerdi sana bu mesleği öğretmeyeceğiz neden? Çünkü sen usta olursan cebinde biraz para görürsün ve oklukmazsın o mantık dolayısıyla. İlk başta bana bunu öğretmediler babam ve amcalarım. Tabii lisede benim amca oğlu askerliğe gittikten sonra usta ihtiyacından dolayı öğretilmek öğrendim bu mesleği. İlk olarak şu anki Midyat Konuk evinde, Midyat Tabuna Midyat Konuk evinde oradaki bütün işlemelerin temizlenmesi işini yaptım. Benim ilk ustalım aslında orada başladı işleme motif ustalım.
Ve bu az önce babamın da anlattığı gibi kaymakamlık atölyesinde orada da birtakım korkuluk yapma, taşı yontma, kesme, şekil verme vs. o tür işlerin hepsini öğrendik. Tabii bütün bunlar bittikten sonra benim lise bittikten sonra ünestede inşaat mühendisliği bölümünü kazandım onu tercih ettim. Nersi dört yıl okuduktan sonra Erzurum Atatürk Nersi’ni okudum. Nersiyi bitirdikten sonra Kamu’da belediyede yerel yönetimlerde bir buçukluyum çalıştım kendi köyümde yol başında. Daha sonra abimin atölyesinde sekiz yıl yöneticiyi orayı işlettim.
Orayı da işlettikten sonra tabii hem geleneksel yöntemi zaten eskiden biliyordum geleneksel yöntemleri biraz daha geliştirme ve yeni yöntemlerle tabii bunları bir teorik bir düzlemde nasıl bir sentezleyebiliriz onun çalışması için de oldum. Tabii ondan sonra Midyat Meslek Yüksek Okulu’na bağlı artık üniversitesi bünyesine bağlı dual yapı taşları teknolojisi yani aslında halk dilindeki adı taş bölümü diye bir bölüm açılması kararlaştırıldı. Çünkü Midyat’ın geleneksel bir bölüme ihtiyacı vardı. Tabii bu da açıldıktan sonra bir usta eğitici ihtiyacı doğdu. Bundan dolayı da hem benim bilhassa okumam ve hem de ustalığımın olması nedenle bu şekilde eski şu anki geleneksel ekleyen adım Yılmaz Tarık Demir kendisi sağ olsun o bir sürü girişimlerde bulundu ve en son da buraya başlamış bulmaktayım. 3 yıl önce başladım ben Artıklım Üniversitesi’nde dual yapı taşları teknolojisi bölümünde. Şu anda bölüm başkanı da benim orada bir 5 tane hocamız var 5 hocayız.
Gelineksel yöntemlerle oraya gelen öğrencilerimize biz bu motifi motif işlemeyi işte kalıp çıkarmayı bütün bunları çok detaylı bir şekilde tabii geleneksel yöntemlerle anlatıyoruz. Bizim diğer hocalarımız da bunları teorik hesaplamalarla yani bir kemer formunu nasıl bölebiliriz vesaire bir yayı nasıl çizebiliriz onu teorik anlatırlarken ben de uygulama aşamasında destek sağlamaktayım.
Bölümümüzde okuyan öğrencilere tabii unutulmuş bir mesleği biz anlatmaya çalışıyoruz aslında işin boyutuna bakacak olursak gerçek boyutuna. Tabii bunun yanında da yeni gelişmiş teknoloji yöntemini de biraz daha olsun bilmek gerekir. O da okulumuz bünyesinde bulunan 2 tane CNC makinesi ile öğrencilerimize de ayrıca kem yazılımları dersini de vermeye başladı.
3D modelleme çünkü sonuçta tabii biz gelişen teknolojiye her ne kadar bir usta geleneksel yöntemi yetiştirirsek bile gelişen teknolojiye ayak uydurmak zorundayız. Bütün bunları da bilmek zorunda öğrencilerimiz bundan dolayı da miden ve seksüel okulu bölümümüzde biz bu artı aslında çünkü biz tabii bir bedel karşılığında beklemeksizin öğretiyoruz bunları tabii en iyi şekilde öğretmeye çalışıyoruz.
Az önce babam anlattı bir bedel karşılığında birkaç kap yoğurt götürerek belki bir şablon alabiliyordu. Biz şu anda kendimiz zorlayarak yani kabiliyeti olmayan öğrencilere bile biz bunu zorlayarak öğretmeye çalışıyoruz. Midyat Kent Müzesi şehrin önem arz eden eserlerinin sergilendiği bir alan.
Midyat’ın tarihi değerleri ve zanaatimizin de güzide eserleri olan saatler, tespihler, gümüş telkariler, halılar, kilimler Midyat Kent Müzesi’nde sergileniyor. Sadece sergilenmekle de kalmıyor. Aynı zamanda yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Midyat Kent Müzesi’ne gittiğinizde bu eserleri satın alabilir ve burada harika vakit geçirebilirsiniz.
Midyat Kent Müzesi Midyat evi yoğun ziyaretçisiyle yaşamaya devam ediyor.
Uzaklara yani insanın tarihine dalıp gidiyorsunuz ufka bakarken. Ardından gümüşün işlenmesiyle oluşan emek serüveniyle heyecanlanıyorsunuz. Estetiğin, sanatın şahidi oluyorsunuz. Konuk evi içinde fotoğraflara bakınca geçmiş yanı başınızda canlanıyor. Midyat’a yani dinlerin ve dillerin kentine karışır ruhunuz. Cevatpaşa Camii’nden ezan sesi duyulur sarı sıcak şehirde. Adımlar her yanı tarihten süzülmüş bir kentin kaldırımlarını çiğner. Selam vererek inancı farklı komşularına camiye varırsın. Hoşgörülen bir kentin kâğıtını çiğner. Hoşgörünün, saygının insani cevheriyle Rabbimizin huzuruna varırsınız. Mardin’den selam dolar heybenize. Vardığınız tüm diyarlara dağılsın istenir. Vakit sabahtan akşama akarken medeniyetlerin muhteşem birikimi kalır hatırınızda. Hayat inanmış insanların birikimidir. Biriken anılarla sürer tarihi yolculuk.
Yolculuk daim, yolculuk hayırlı, yolculuk insanlığa olsun.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir