"Enter"a basıp içeriğe geçin

Melikşah Sezen – Kelam – Akaid İlişkisi – Cumartesi Sohbetleri (7)

Melikşah Sezen – Kelam – Akaid İlişkisi – Cumartesi Sohbetleri (7)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=DgP5XMcC9_0.

Kelam tabiatı itibariyle gün geçtikçe şüpheler değişiyor, sorular artıyor. İnsanların mesela Müslümanlar kadim filozofların metinleriyle, tercümbeler vasıtasıyla buluştuklarında, o güne kadar Müslümanların hiç gündeminde olmayan meseleler, Müslümanların gündemine girdi. Bunları düşünmeye, konuşmaya başladılar. Ve o güne kadar hiç sual etmedikleri meseleleri sorma ihtiyacı hissettiler. Mesela bunlara sadece bir hadis-i şerifi okuyarak cevap vermemiz, sadece bir ayet-i kerime okuyarak insanların kafasındaki şüphenin izale olmasını beklememiz, aslında tam anlamıyla doğru olmayacaktır. Bu şeyimizin ayakları yere basmayacaktır. Akide ile kelam arasındaki niyas şurada başlıyor. Mesela şöyle bir misal üzerinden daha müşahhas bir şekilde ifade edeyim. Kur’an-ı Kerim’de ya da hadis-i şerif’te bir nas herhangi bir konu hakkında bize bilgi verir. Mesela ayet der ki Allah biridir. Birisi bize der ki neden iki değil bir, neden üç değil, beş tane değil yaratıcı, ilah, yani ben bunu merak ediyorum derse biz çünkü ayette bir yazıyor. Tamam ben neden bir olduğunu soruyorum zaten. Bir yazıp yazmadığını sormuyorum. Neden bir olduğunu soruyorum. İkinci, üçüncü, dördüncü ilahın neden gelemeyeceğine dair bir izahat bekliyorum. Dediğinde artık biz nas’ın dışında yani ayeti okumanın dışında tabiattan bir kısım deliller, kendi insan fıtratından bir kısım deliller, mantiki algumanlarla bir kısım deliller, artık farklı branşlardan deliller bulup muhatabımıza işte şu, şu, şu gerekçeler tabiatta, alemde, bizim nefsimizde yaratıcının iki olamayacağını gösterir.
Şeklinde bir izahatta bulunup ayetin neden böyle anlaşılıp başka bir şekilde yanlış olmadığını, hak olduğunu ispat ettiğimiz bütün meşgule sahalından sahasına kelam diyoruz aslında. Ak-ayit naslarla çizilen alan, kelam ise bu nasları müdafaa etmek için akli imkanlar dahilinde ve nakli imkanlar dahilinde kullandığımız bütün izahat alanı. İmam Maturi dedi aslında,
imam azam Ebu Hanife’den tevarüs eden bu akide ilmini kendi dönemine kadar büyüyen sorulara cevap vermek için
kelam metodolojisiyle genişletmiş bir isim.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir