Prof. Dr. Ömer Türker – İslam’ın Akıl Telakkisi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=OW_DsW0RGAc.
Düşünce gelinliklerinin farklı yaklaşımları var buna. Kelamın, tasavvufun, fıkın farklı yaklaşımlar var ama zannediyorum bunları anlatmak için temelde üç anlam üzerine hareket etmek mümkün. Aklın birinci anlamı aslında insan zihninde oluşan ilk bilgiler demek. Yani bir şey ya vardır ya yoktur gibi. Bir şey eşit olan şeyler birilerine eşittirler gibi. Yani kimisi metafizik, kimisi ahlaki, kimisi Farhabi’nin deyimiyle, sözüyle işte matematiksel birtakım öncülerimiz vardır. Şimdi bu öncüler insan zihninin oluşum sürecinde ilk meydana gelen bilgiler olduğu için bunun Müslümanı gayri Müslümü olmuyor. Yani bütün insanlar aslında bu anlamıyla akılda ortaklar. Aklın birinci anlamı bu. Aklın ikinci anlamı mükteseb akıl. Yani daha ziyade gündelik hayatta sağduyumuzda elde ettiğimiz bilgilerin oluşturduğu akıl.
Akıl bu anlamda bilgilere tekabül ediyor. Bu ikinci anlamıyla da. Sağ duyulu bilgilere tekabül ediyor. Burada bizim aramızda daha ziyade tecrübe farklılıkları akıl farklılıklarını ifade eder. Tecrübe farklılıkları vardır. Akılların farklı olduğunu düşünebiliriz. Burada da önemli ölçüde insanlar benzeşir. Birtakım ayrıntıda farklılaşırlar. Ama aklın bütün dönemlerde asıl tartışma konusunu teşkil eden üçüncü bir anlamı vardır. Bilimsel akıl.
Bu bilimsel akıl dış dünyanın sağduyya dayalı değil de dakikleştirilmiş idrakî demektir. Örnek verelim. Şimdi burada bir masa var. Sağduyya dayalı idrak dokunuyoruz. Renklerini görüyoruz. Biçimini algılıyoruz vesaire. Yani yuvarlak. İşte kahverengi ise kahverengi. İşte ayağı şöyle olan bir masa. Bu ortalama bunu sağduyya dayalı idrak de
bu Meksikalı da geçse böyle olacak. Hindistan’ı da geçse böyle bakacak vesaire yaklaşacağız. Ama bu masa tam olarak ne diye sorduğumuzda yani masadan tam olarak ne anlayacağız? Yani acaba masa dediğimiz şey buraya bir masalık formunu veriyoruz da bu ahşap masaya mı dönüşüyor? Yani bunun bir maddesi bir süreti mi var? Yoksa meseleyi öyle almayacağız da aslında burada atomlar bir araya geliyor. Atomların aslında sıkılığı bu nesleyi katılaştırıyor. Bak katılaştırıyor. Aslında atomların masanın sürekliliği daima Allah’ın onu yaratmasına bağlı. Böyle bir şey mi diyeceğiz? Yoksa şöyle mi diyeceğiz? Ya bırakın bunlar bunlar hani meselenin tam olarak anlaşılmasına yeterli gelmez. Sen bunu masa olarak görüyorsun. Bu masa dediğin şey şu gördüğün nesne gerçekten mutlak varlığın bir ismi bir hali.
Onun bir zuhuru. E masa kelimesi bu gördüğün neslenin bir ismi. Bu nesne bir isim. Masada bir isim. İsmin ismi. Bu hal vardır ne demek? O varlığa bir nisveti bulunuyor. Bak katarsun bir anda değişti. Konu bir anda değişti. Şimdi bu anlamıyla akıl, üçüncü anlamıyla akıl kendimize ve dış dünyadaki bütün neslelere dahil dakikleştirilmiş. Yöntemsel olarak sağlaması yapılmış veya yapıldığı iddia edilen idrakler demek. Kelam bu gelenek bu açıdan. Kelam bir aklı. Felsefe bir aklı. Tasavvuf bir aklı temsil eder. Ama bütün bunların ortak paydası ilk bilgilerdir. Daha yakın paydası tam olarak ortaklaşmasalar bile daha yakın paydası sağduyuya dayalı idraktır.
Ayrılıp da farklı yönleri temsil eden kısmı işte bu geleneklerin bilimsel bilgi iddialarıdır. Bu açıdan gitmek daha elverişli.
Şimdi ruh akıl mıdır değil midir tartışmalarına girmek konuyu anlaşılmaz hale getirebilir yani.
İlk Yorumu Siz Yapın